VAY TAMBURALI
Afyonkarahisar’dan doğdu bir yiğit sesi,
Sandıklı’dan çıktı, Kocatepe’den esti nefesi,
Dağ gibi, sadece bir şehrin değildi gölgesi,
Tüm yurda yayıldı dalga dalga efsanesi.
Vay Tamburalı…
Sen neydin öyle!
Bir lakap değildi taşıdığın;
Çakı gibi askerdin, yılmayan cesaretle.
Tamburdan değil yürek yanar burada,
Dayanırdı senin bütün fırtınana,
Sözün kılıç, bakışın derindi,
Dünkü tarih anladı seni anında
Kahramanlık dediğin, cesurdur,
Gürültüyle değil, vakar ile olur,
En önde boy göstermekle ölçülmez,
En sonda dimdik durmaktı onur,
Bayrak inemezdi yere, indirtmedin,
Direğe uzanan kirli eli sindirdin,
Hilal seninle uzandı bir daha göklere,
O gün kahramanlık yazıldı adınla, gürledin.
Ne kinle baktın, ne öfkeyle yürüdün,
Emanet bildin toprağı, korudun, ördün,
Sadece uyardın, bayrağı yüceltip büyüttün,
“İndirmeye kalkan indirilir” dedin o gün
Vay Tamburalı…Sen neydin öyle!

Hasan Kundakçı adın, onurunla yaşadın,
Her adımın bir asker, her yarınla savaştın,
Duru duruşun, yüreğin dağlar kadar sağlamdı,
Adın milletin gönlünde ebedi bir saygın…
Yerin dolmuyor, yokluğun belli,
Bayrağa uzanan hadsiz eller kirli,
Bıraktığın duruşu çok arıyoruz şimdi,
Zaman unutturmuyor, haykırıyor adını.
Ruhun şad olsun ey vakur asker,
Bir lakap değil, bir destan yaşar,
Bu millet seni unutamıyor,
Seninle gururlandı yürekler,
Özledik seni, lider.
Mürşide OKLU AYHAN
