Afyonkarahisar’da baharı karşılayan Kitap Günleri etkinliği için yapılan kültür çağrısına uyarak imza gününe geldiğimde, beni bambaşka bir duygu selinin beklediğini bilmiyordum. Kalemimin peşinden çıktığım bu yolculukta, yüreğime dokunan unutulmaz bir törene tanıklık ettim.
Afyonkarahisar İkmal ve Garnizon Komutanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen o anlamlı organizasyon, yalnızca özel bireyleri değil; ailelerini, protokol üyelerini ve törene şahitlik eden herkesi derinden etkiliyordu. Devletin şefkat eli, o gün yalnızca bir protokol düzeniyle değil; bir babanın evladına dokunuşu gibi hissediliyordu. Protokol üyelerinin özel Mehmetçiklerle tek tek ilgilenmesini izlerken yüreğim kabardı, gözlerim doldu.
Şimdiye kadar pek çok yemin törenine katıldım. Her birinde farklı duygular yaşadım elbet… Ama bu başka bir şeydi. Çünkü bu törenlerde yalnızca bir yemin duymazsınız. Bir milletin vicdanını, merhametini, sevgisini ve bağlılığını da görürsünüz. Engelli bireylerin temsili askerlik törenini izlerken hissettiğim duygu tam olarak buydu: Gurur, hüzün ve tarifsiz bir umut…
Üniformalarını büyük bir heyecanla taşıyan o gençlerin gözlerinde sadece asker olmanın sevinci yoktu. “Ben de bu vatanın evladıyım” diyen vakur bir duruş vardı. Kimi yürürken zorlanıyordu… Kimi heyecandan arkadaşının elini bırakmıyordu… Ama hepsinin kalbinde aynı ay yıldız dalgalanıyordu.
Çünkü Türk milleti için askerlik yalnızca bir görev değildir. Bir aidiyetin, bir onurun, bir vatan sevgisinin sembolüdür. İşte o gün bunu bir kez daha gördüm. Engel denilen şeyin aslında bedenlerde değil, sevgisiz yüreklerde olduğunu yeniden anladım.
En çok da aileleri etkiledi beni…
O annelerin gözyaşlarında yılların sabrı vardı. Belki geceler boyu evlatlarının geleceğini düşünmüşlerdi. Belki bir gün toplumun onları eksik görmesine içten içe ağlamışlardı. Ama o gün… O gün gözlerinde sadece gurur vardı.
Babalar dimdik durmaya çalışıyordu. Fakat göz pınarlarında biriken yaşlar, yüreklerindeki fırtınayı ele veriyordu. Üniforma içinde duran evlatlarına bakarken herkes aynı cümleyi geçiriyordu içinden:
“Ne kadar da güçlüler…
Bu üniformayı giymeyi kim bilir ne çok hayal etmişler…”
Tören alanında dalgalanan bayraklar, yükselen marşlar zaten insanın ruhunu alıp başka ufuklara götürüyordu. Ama esas duruşa geçen o gençlerin gözlerindeki ışık vardı ya… İşte insanı asıl orada çözüp dağıtan oydu.
İstiklal Marşı’nı söylerken sadece dudakları kıpırdamıyordu onların… Sanki yıllardır içlerinde biriken “Biz de varız!” haykırışı göğe yükseliyordu.
İsimleri tek tek yankılanırken tören alanında, yemin için attıkları adımlar sadece bir yürüyüş değildi. Aynı duyguda birleşmiş yüreklerin sessiz bir destanıydı sanki. Öylesine uyumlu, öylesine vakurdular ki; insan onların bu anı ömür boyu beklediğini hissediyordu.”

Ellerini bayrağa…
Silaha…
Arkadaşının omzuna koyup yemin ederlerken…
İnanın, o an gökyüzü bile susmuştu.
Bulutlar ağırlaştı sanki…
Rüzgâr yavaşladı…
Gökyüzü ağlamamak için kendini zor tuttu.
Ben ise elimdeki bayrağı titreyen ellerimle dalgalandırıyor, gözlerimden süzülen yaşları saklamaya çalışıyordum. Ama olmuyordu…
Çünkü o alkışlar sadece birkaç saatlik temsili askerlik için yükselmiyordu.
O alkışlar;
Sabra yükseliyordu…
Azme yükseliyordu…
Hayata rağmen dimdik ayakta kalabilen yüreklere yükseliyordu…
Biz bazen küçücük sıkıntılar karşısında umutsuzluğa kapılırken, o gençler bize yaşamın gerçek cesaretini gösterdi.
Çünkü vatan sevgisi;
Sağlam adımlarla yürümek değildir.
Vatan sevgisi;
Yüreğinde taşıdığın bağlılıktır.
O gün anladım ki bazı insanlar askerliği birkaç ay yapar…
Bazıları ise ömür boyu yüreğinde taşır.
Ve o gün…
Tören alanında ay yıldızlı üniformanın içine sığmayan koskoca bir gurur vardı.
O gün sadece yemin edilmedi…
Sabır yemin etti.
Azim yemin etti.
Sevgi yemin etti.
Ve en önemlisi…
Kurtuluş Savaşı’nın kazanıldığı bu aziz topraklarda, cumhuriyete bağlılığın engel tanımadığı bir kez daha bütün vatana gösterildi.
O gençler belki birkaç saatliğine üniforma giydi…
Ama inanıyorum ki o üniforma, onların yüreğinde bir ömür çıkmayacak…O günler, Engelliler Haftası’nın anlamını taşıyordu.
Ama törende kimse engelleri görmüyordu; sadece vatan sevgisini görüyordu.”