Mutlak Butlan:
Mutlak batıl, külliyen yanlış, sil baştan demektir. Türkiye iki asırdır ve devamla görünmeyen mutlak butlanı yaşıyor. Günümüzde gündeme düşen mutlak butlan mevzi, kurum bazlı bir olaydır. Esasa mutlak butlan dil üzerinden yaşanıyor. Dildeki mutlak butlan ise “onlar kelimeleri yerlerinden değiştirirler” ayetinin uyardığı tuzağa düşmektir ve herkesi bağlar. Başta kavram, kelime, tasnif-tanımını bilen olmadığı için bu tuzaktan korunabilen yok. Hiçbir şey Allah’ın kelimeleri ile Allah’a rağmen uydurulmuş kelimeler kadar ayrı, zıt ve karşıt değildir. Bu konuda hiç kimse “o kelime miydi, bu kelime miydi, ben şu kelimeyi şu niyetle kullanıyorum” diyemez. Çünkü bizim dinimiz niyete göre değil zahire göre hükmeder. O ‘niyet’ dediğin şey zaten zahirde tezahür ediyor: İsmet Özel “gerçek siyasal İslamcı biziz” diyor. Müfsit kavram İslamcıya sahip çıkan İsmet Özel reddettiği dünya ile aynı kefeye düştüğüne göre gerisini siz düşünün!
Mutlak Butlanın Evveliyatı:
Osmanlı paşaları ve günümüze uzanan ahali, kalem-unvan-makam sahipleri ve halk FİL’ceye, Frenkçe, İngilizce, Latince kavramlara itibar ederek mutlak butlanı başlattılar. Mutlak butlanın ebadı, kişi ile başlayıp, şirket, aşiret, kurum, coğrafya, devlet bazında vaki olabilir. Devletin bekası FİL’in hortumundan çıkmaktır. Dilden başka bir şeye beka meselesi diyen kesinlikle cümle kurmasını bilmiyordur. Bu gerçek ispatlıdır. Mutlak butlan bir yanlışın miladını gösterir. Yani o tarihten itibaren yaptığın her şey yok hükmündedir. Türkiye’de FİL’ce kavramlara itibar edildiği ve kelime, kavram, tanım ve tasnifi bilinmediği için iki asırdır geçerli olan fiili durum mutlak butlandır. Tevbe-40’ın çizdiği kırmızı çizgi esas alınmadıkça dağdaki çoban bile değnek bırakmalı. Gerçek mutlak butlan FİL’ceye mahkûm olmaktır. Söz konusu dilse gerisi teferruattır.
Kişi Bazında Mutlak Butlan:
Allah neden kendi kelimeleri üzerinden meydan okuyor? Çünkü Allah’ın kelimelerini içine sindiremeyen İslam’ı da içine sindiremez. İslami düşüncenin yasalarında zikrettiğimiz prensiplerin, maddelerin, söz gruplarının, iyi ya da kötü, helal ya da haramı tayin etmede mutlak gücü vardır. Dünyada bunu bilen, söze hâkim olan ve dile getirebilen yok. Allah görünü, resim, video göndermedi; söz gönderdi. Şair ne demiş? “Yoksa bir kişinin kâmusu, yoktur o kişinin nâmusu.” (Laedri) Kavramları bilen tek bir sözlük yok; takoz çok. Söze hakimiyeti olmayan ağzından girene de çıkana da dikkat edemez. Haram veya sefil sözü sahiplenen bir ağız, helal lokma tayini yapamaz. “Lokmana dikkat et!” (H. Şerif) FİL’ceye tabi olmak Allah’ın “illa ki benim kelimelerim” dediği onlarca ayete muhalefet etmektir. Herkes kendini mutlak butlan testine tabi tutmak zorundadır. İslami düşüncenin yasaları, dört konu-otuz ayet başlıklı metinlerimiz mutlak butlandan kurtulmanın tek yoludur. Kuran kendi kavramlarını emrediyor. Başka Kuran yok. Bundan ötesi zandır, gaflettir. Allah’ın kelimelerinin değiştirildiğini bilemeyen, bu değişikliğe itiraz donanımı olmayan bir Müslüman düşünün! Mutlak butlan, mutlak batıl bu değilse nedir!
Next
