“Teşvik Değil, Dönüşüm Gerek: Ekonomiye Can Suyu mu, Yoksa Kaynak İsrafı mı?”

Dünya ekonomisi tarihi bir dönüşümden geçmektedir. Pandemiden savaşlara, iklim krizinden dijital devrime – yapay zekâya kadar birçok kırılma noktası aynı anda yaşanmaktadır. Türkiye ekonomisi ise bu fırtınalı denizde ayakta kalabilmek için yeni manevralar aramaktadır. Tam da bu noktada yıllardır süregelen ama hak ettiği stratejik değeri bir türlü bulamayan bir kavram ön plana çıkmaktadır: Devlet Yatırım Teşvikleri.

Teşvikler Sadece Rakam Değildir!
Bugün teşvik deyince birçok kişinin aklına ilk gelen şey, "kaç milyon TL hibe aldın?" sorusu olmakta oysa asıl mesele, bu teşvikle ne yaptığın, neyi dönüştürdüğün ve ülke ekonomisine nasıl bir katkı sunduğundur. Teşvik, bir hedefin aracı olmalı; amaç değil.

Sahada Ne Görüyoruz?
13 yılı aşkın süredir bu alanda yüzlerce firmanın yatırımına tanıklık ettim. Sahada ki gözlemlerim bana gösterdi ki birçok teşvik projesi, ya eksik kurgulama, ya yanlış danışmanlık, ya da sadece kâğıt üzerindeki hesaplara odaklanma nedeniyle hedefine ulaşamadı. Birçok teşvik; üretim değil tüketim odaklı kullanılıyor. Sürdürülebilir değil, günü kurtaran yatırımlara maalesef odaklanılıyor. İşte tam da bu noktada bizlere, yani bu sürecin gerçek mimarlarına çok büyük görev düşüyor.

Türkiye İçin Yeni Teşvik Vizyonu Şart
Eğer Türkiye, orta gelir tuzağından çıkmak, katma değerli üretimle büyümek ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak istiyorsa, teşvik sistemini “katalog desteği” olmaktan çıkarmalıdır. Bugün artık sadece yatırım değil, dönüşüm desteklenmeli; sadece fiziki tesis değil, bilgi, teknoloji, ihracat ve dijitalleşme odaklı yatırımlar öncelik kazanmalıdır.

Teşvik; doğru kurgulanırsa ekonomiye can suyu olur, yanlış ele alınırsa kamu kaynaklarının sessizce erimesine neden olur. Köşe yazılarımızda farklı destekler ile ilgili bilgi paylaşımında bulunurken teşvikler ile ilgili hassas dengeleri de konuşacağız. Sahadan örneklerle, alınan desteklerin nasıl reel kalkınmaya dönüştürülebileceğini tartışacağız. Çünkü artık ülkemizde teşvik, bir danışmanlık meselesi değil, bir kalkınma politikası meselesidir.

Önümüzdeki haftadan itibaren “Teşviki bilen, geleceği okur.” Mottosuyla bir yazı dizisi siz değerli okurlarımızla paylaşmaya başlayacağız her hafta farklı bir destek, süreç ve içeriği sizlere sunacağız. Keyifli okumalar dilerim.