Devlet desteklerinde başarısızlığın nedeni çoğu zaman destek yokluğu değildir. Asıl neden hazırlık eksikliğidir.

Devlet desteklerinde en yaygın hata, başvuruyu sürecin başlangıcı sanmaktır. Oysa başvuru, çoğu zaman sürecin ortasıdır. Başlangıç ise analiz, planlama ve uygunluk kontrolüdür.

Birçok işletme önce makineyi seçer, sonra destek arar. Önce harcama yapar, sonra hibe araştırır. Önce inşaata başlar, sonra teşvik belgesi sorar. Bu sıralama çoğu zaman destek kaybına neden olur.

Çünkü destek programlarında tarih önemlidir. Harcama zamanı önemlidir. Fatura düzeni, ödeme yöntemi, teklif usulü ve belge bütünlüğü önemlidir. Küçük görünen bir işlem, büyük bir destek kaybına yol açabilir.

Burada aslında yalnızca mevzuata uyumdan değil, yatırım riskinin doğru yönetilmesinden söz ediyoruz. Bir işletme, destek alabileceğini düşünerek yaptığı harcamayı destek kapsamında değerlendiremezse, ortaya yalnızca bir belge eksikliği çıkmaz. İşletmenin öz kaynak dengesi, nakit akışı ve yatırımın geri dönüş hesabı da bozulabilir.

Başka bir ifadeyle, yanlış zamanda yapılan doğru harcama bile işletme açısından yanlış bir yatırım kararına dönüşebilir.

En sık karşılaşılan sorunlar bellidir. Eksik belge, yanlış faaliyet kodu, uygun olmayan harcama, zayıf proje gerekçesi, gerçekçi olmayan bütçe ve yetersiz finansman planı.

Bunların bazıları başvuru aşamasında elenmeye neden olur. Bazıları ise uygulama sürecinde ödeme alamama riski doğurur.

Özellikle finansman planı çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa bir yatırımın destekleniyor olması, yatırımın tamamen kamu kaynağıyla finanse edileceği anlamına gelmez. İşletmenin öz kaynak ihtiyacı, kredi kullanımı, işletme sermayesi ve yatırım sonrasındaki nakit ihtiyacı baştan hesaplanmalıdır.

Çünkü yatırımın en zor dönemi bazen makinenin satın alındığı an değil, yatırım tamamlandıktan sonraki ilk aylardır.

Bu nedenle danışmanlık sadece başvuru dosyası hazırlama işi değildir. Danışmanlık, yatırımcıyı sürece hazırlama işidir.

İyi danışman, müşterisine her zaman “başvuralım” demez. Bazen “önce eksikleri tamamlayalım” der. Bazen de “bu çağrı sizin için doğru değil” diyebilir.

Aslında bu yaklaşım, danışmanlığın en değerli taraflarından biridir. Çünkü iyi danışmanlığın ölçüsü kaç başvuru yapıldığı değil, kaç yanlış yatırım kararının önüne geçildiğidir.

Bu yaklaşım ilk bakışta yavaşlatıcı görünebilir. Fakat uzun vadede işletmeyi korur.

Çünkü her destek alınmaz. Her başvuru yapılmaz. Her proje bugün için hazır değildir.

Bazen en doğru karar, bir desteğe başvurmamak; önce işletmenin finansal yapısını güçlendirmek, gerekli belgeleri tamamlamak veya yatırım projesini yeniden şekillendirmektir.

Bunun ekonomik karşılığı da fırsat maliyetidir. Yanlış bir başvuruya harcanan zaman, hazırlık giderleri ve işletmenin dikkatinin dağılması; aslında daha uygun bir destek programında kullanılabilecek kaynakların kaybına neden olabilir.

Devlet desteklerinde başarı, mevzuatı bilmek kadar işletmeyi anlamaktan geçer. Yatırımcı finansman gücünü, teknik kapasitesini ve uygulama disiplinini doğru değerlendirmelidir.

Çünkü destek, tek başına yatırımın başarısını garanti etmez. Destek, doğru yatırımın maliyetini ve riskini yönetmeye yardımcı olan bir araçtır.

Dolayısıyla yatırımcı için temel soru sadece “Ne kadar destek alabilirim?” olmamalıdır.

Asıl soru şudur:

“Bu yatırımı, destek mekanizmasını doğru kullanarak sürdürülebilir ve kârlı bir yapıya dönüştürebilir miyim?”

Bu soruya doğru cevap verebilen işletmeler için destekler önemli bir fırsata dönüşür. Hazırlığını yapmadan başvuranlar için ise aynı destek mekanizması ciddi bir risk alanı oluşturabilir.

Destek süreci, iyi hazırlanmış işletmeler için fırsattır. Hazırlıksız işletmeler için ise sınavdır.

Ve yatırım dünyasında çoğu zaman sonucu belirleyen, sınavın kendisi değil; sınava ne kadar hazırlıklı girildiğidir.

Bir sonraki yazıda, 9903 sayılı yeni yatırım teşvik sistemini ele alacağız.