Afyonhaber köşe yazarı, Eğitimci İlahiyatçı Yazar Lokman Özkul, son günlerin popüler yapımı Now Tv'de yayınlanan Kızıl Goncalar dizisini değerlendirdi.

Tartışmalı bir dizi olan Kızıl Goncalar; Gold Film yapımı, ilk bölümü 18 Aralık 2023 tarihinde yayınlanan, dün itibariyle de sezon finali yapan,  yönetmenliğini Ömür Atay ve Özgür Sevimli'nin üstlendiği, senaryosunu Şükrü Necati Şahin'in kaleme aldığı, dram türündeki televizyon dizisidir. Başrollerinde Özgü Namal ve Özcan Deniz yer almaktadır.

Son zamanlarda bu tarz diziler izleyicide karşılık buldu.  Show Tv'de Kızılcık Şerbeti,  Star Tv'de final yapan Ömer, Now Tv'de Kızıl Goncalar, bakalım bundan sonra hangi projeler gelecek. Bunlardan Kızıl Goncalar’ı seyrettim, alanımız ilahiyat olduğu için, tasavvuf tarikat konularına da değindiğinden dolayı biraz da eleştirel gözle izledim. Dizi başlar başlamaz kamuoyunda bir fırtına kopardı. RTÜK şikayetler üzerine, yayın durdurma ve para cezası verdi. Bu cezalardan sonra, başlangıca nazaran biraz daha toparlandı, kamuoyunda infial  üretebilecek  konulara çok fazla girmediler. Sezon finalini yine sansasyonel  yaptılar. Tarikatçı kılığında ne idüğü belirsiz tiplerin şiddet ve el kesme olayı ile sezon tamamlandı.

Ülkemizde de birçok tarikat var, bunların doğruları da var yanlışları da. İçinde yaşadığımız şehir Afyonkarahisar, Mevleviliğin ikinci merkezidir. Mevlevilik, Hz. Mevlana’dan bahisle sevgi üzerine kuruludur. Allah sevgisi ve insan sevgisi esastır. Tarikat "Allah'a ulaştıran yol" mânâsında kullanılmaktadır. Tarikatlar, Selçuklu ve Osmanlı'ya özgü düşünce ve inanç hareketleri olarak değerlendirilebilir. Birçok tarikatın menşei, Abdülkâdir Geylânî'nin yolundan gidenler tarafından oluşturulan Kadiri Tarikatıdır. Türkiye’de tarikat akımının öncüsü Anadolu’nun manevi mimarlarından Hoca Ahmet Yesevi’dir. Nakşibendilik en yaygın olan tarikattır, birçok kolu vardır.

Tarikat veya herhangi bir dini akım açısından, insanlar körü körüne bir yerlere bağlanmamalı, iyice araştırmalı, Kur’an ve Peygamberimizin Sünneti  Seniyyesi ölçüsünde yaşayan akımlar varsa, akıllarını kiraya vermeden, baştaki kimseleri şirke varacak kadar yüceltmeden, onların da Allah’ın bir kulu olduğunu, her insan gibi onların da günah işleyebilecek insanlar olduğunu düşünerek hareket etmeliler. Şeyh uçmaz mürit uçurur söylemince çok yüce vasıflar addetmemeliler. Bu konu ayrı bir yazı konusu biz diziye dönelim.

K I Z I L G O N C A L A R 3

Kızıl Goncalar, modern bir yaşamı olan Levent (Özcan Deniz) ve mutaassıp bir tarikatın içinde yaşayan Meryem'in (Özgü Namal) kaderlerinin kesişmesini konu alırken, inanç ve fikir ayrılıklarına rağmen "evlat" söz konusu olduğunda anneliğin-babalığın birleştirici gücüne dikkat çeken bir yapım.

Dizide bir yanda modern lüks bir hayat süren insanlar diğer yandan tarikat mensubu, senaristin ifadesine göre faniler. Faniler kapalı bir topluluk, dışarı çok açılmayan kendi içlerinde kuralları olan bir yapı. Birçok yerde bağlantıları var, Meryem ve ailesinin girmesiyle biraz daha kendi dışına çıkan, kız çocuklarının okumasına karşı çıkıp kendi içinde eğitim öğretim vermek isteyen bir olgu. Şeyhlerinin hastalığı nedeniyle post kavgasının kızıştığı, ayak oyunlarının yapıldığı, insan öldürmenin dahi gündeme geldiği yapının içinde bir şeyleri değiştirmek isteyen iki genç; Zeynep ve Cüneyt.

K I Z I G O N C A L A R 2

Zeynep ve Cüneyt’in küçük yaşlarda evlendirilmesi en çok tartışılan konulardan. Özellikle Zeynep’in 15 yaşında tarikat liderlerinden biriyle evlendirilmesi çok sansasyonel oldu. Cüneyt’in annesini küçük yaşta kaybetmesi nedeniyle travmaları onun birçok zamanda sağlıklı düşünmesini ve hareket etmesini engelliyor. Dizide en çok dikkat çeken diyaloglar; Cüneyt ve doktoru Levent, Zeynep ve fizik profesörü Suavi ve çözdükleri fizik problemleri, Cüneyt ve Suavi, Sadi Hüdai ve Levent arasında seyrediyor.

Bir yerde oturulacak bir post, olunacak bir baş varsa orada kavga ve mücadele olması kaçınılamaz. Bu dizide de faniler içinde bu yaşanıyor. Günümüzde gerçek hayatta da öyle değil mi? Bir tarikat lideri ahirete irtihal ettiğinde birçok tarikat akımında, post kavgası başlıyor. Sen baş olacaksın ben baş olacağım diye. Dini akımlarda baş olma hırsı İslami değildir, nefislerine ve hırslarına yenik düşmeleridir. Yönetim açısından olsa da, dört halife dönemi müspet açıdan en güzel örnektir.

K I Z I L G O N C A L A R 1

Sezon finali hayal kırıklığına uğrattı. Gerçek İslam diye İslam’ı tahrife gelen Cüneyt’in babası karanlık kişi Vahit ve adamları eskiden gerçek tarikatların, medreselerin içine itinayla yerleştirilen yahudi, rum ve ermeni ajanlarını özetler nitelikte.

Meryem'in taşları yerine oturtup Mira'nın kendi kızı olduğunu anladığı, üvey anne Beste’nin oyununu anladığı ve Levent'in ona çaresiz ve dolu gözlerle baktığı sahneyi başarılı buldum. Son dakika savcı ve polislerin gelmesi, Meryem’i cinayet şüphesiyle gözaltına almak istemeleri dizi izleyicilerini yeni sezon için meraka soktu. Zeynep ve onun teşvikiyle okumak için sınava giren kız çocuklarının, Vahit’in karanlık adamları tarafından kaçırılmaları da ayrı bir heyecan kattı.

K I Z I L G O N C A L A R 4

Tabii bütün bunların hepsi bir senaryonun ürünü.

Cüneyt ve babası Vahit arasındaki veciz son diyalogla yazıyı tamamlayalım:

-Ben bende oldukça sen burada söz sahibi olamazsın.

-Seni senden alırım çocuk.

Lokman ÖZKUL

İlahiyatçı-Yazar

[email protected]