Eğer içerisinde ‘nefis’e hoş gelen bir durum var ve siz bundan O'nun (cc) rızasına mugayir diye kendi iradenizle vazgeçebiliyor, hatta hiç talip olmuyor ya da gelen teklifleri reddedebiliyorsanız, elbette o büyük günde karşılıksız bırakmayacaktır sizi; ‘din gününün’ sahibi... Hani bir irfan ehli büyüğümüzün (MZK) tesbitiyle; fani dünya hoştur amma, akıbet mevt olmasa…
'İnsan sadece estetik değil, aynı zamanda etik bir varlıktır’ (N. Tarhan). Az ya da yanlış mürekkep yalamış olanların sürekli 'ben demiştim' iması; o kişilerin büyük değil, küçük tarafını görünür kılıyor. Zira her şeyi gören varken başkasının görmesine-bilmesine itibar itikad zaafıdır. Asıl olan gizliliktir çünkü...
Kim bilir ortalıkta dolaşan ve ‘hor-hakir’ görülen niceleri Allah’ın sevgili kulu olduğunun kendileri bile farkında değil... Bir Allah dostu ne demiş bakın; ‘harabat ehlini hor görme zakir!.. Defineye malik viraneler var’
https://www.youtube.com/shorts/5W0jwU0xJTU
Bazı insanlar vardır; sözü sürekli 'ben demiştim'e getirir. Bunu sözlü ifade etmiyorsa bile; vücut dili konuya müzahirdir. Farkında olmadığı şey ise durumun ağırlığıdır.
Kötülüğün bozma gücü iyiliğin yayılmasından çok daha kuvvetlidir. Her nasılsa albenisi de yüksektir. "Hiçbir gerçek, yalanın yayılma hızı ve etkileme gücüne karşı koyamaz" (alıntı). Öyledir gerçekten de… 99 doğruyu hakikatin sahibi ve ona talip olan dışındakiler görmez. Konuyu anlamış olanların cevabına bakın isterseniz;
Bir adam Halid bin Velid’e gelip "Falanca senin hakkında konuştu" dediğinde, "Kendi sayfasıdır, istediği ile doldurur" cevabını vermiştir.
Bir adam; Vehb bin Münebbih’e (ra): “Falanca adam senin hakkında konuştu” dedi. Hz Vehb: “Şeytan senden başka elçi bulamadı mı?” dedi.
Bir adam Ali bin Hüseyin’e: “Falanca adam senin hakkında konuştu” dedi. Ali bin Hüseyin: “Eğer benim hakkımda söyledikleri doğru ise Allah beni affetsin. Eğer doğru değilse Allah onu affetsin” dedi.
Hz. Ali Benzer bir durumda, "Eğer söyledikleri doğruysa Allah beni affetsin, eğer yalan ise Allah onu affetsin" şeklinde dua ile karşılık vermiştir.
İmam Şafii kendisi hakkında haber getirildiğinde, "Eğer doğru söylüyorsan sen dedikoducusun; eğer yalan söylüyorsan sen fasıksın" diyerek haberi getirenin hatasına dikkat çekmiştir.
Hasan-ı Basri: Birinin arkasından konuştuğunu duyduğunda, kendisine haber getirene değil, gıybetini yapana bir tabak taze hurma göndererek "Duydum ki sevaplarını bana hediye etmişsin, karşılıksız bırakmak istemedim" demiştir
Adamın birine; "Falanca senin hakkında konuştu" diyene; " O bana isabet etmeyen bir ok attı, Sen neden o oku alıp benim kalbime saplıyorsun?!" dedi.
Salihlerden biri, yanında dedikodu yapan kişiye şöyle söyledi: "Şu an Üç suç işledin; Benimle kardeşimin arasını açtın, Saf kalbimi meşgul ettirdin ve bendeki sana ait kendi konumunu düşürdün.."
Ehil insan sebebe, ebleh insan sonuca bakar, "Edep sahibi yediği tokadın sahibini aramaz, sebebini arar" (Mevlana).
Eğer insan 'kendisini' tanırsa mutluluk için başka neden aramasına gerek kalmaz. Başkasına hayran hayran bakmaz ya da zengin olmaya çalışmaz... Makamın mutlu ettiği insanın mutluluğu makamı gittiğinde dip yapar mesela...
‘Yokluğun’ tadını ve kokusunu alan birine varlığın rengini anlatamazsınız. Zira o 'Tek' olan dışındakilere karşı kördür. Aslında 'Tek' olandan başka bir şeyi savunmaktır 'körlük…’
Next