İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, il başkanlığı binasında düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Şehirde yaşanan silahlı saldırıdan ekonomik verilere, sağlık sektöründeki iddialardan tarımsal problemlere kadar pek çok konuyu ele alan Mısırlıoğlu, yetkilileri göreve davet etti.

Afyonkarahisar’ı Sarsan Olay: "8 Vatandaşımızın Hayatını Kaybetmesi Derinden Sarstı"

Siyasilerden geçmiş olsun mesajları
Siyasilerden geçmiş olsun mesajları
İçeriği Görüntüle

Mısırlıoğlu, toplantının başında kentte meydana gelen ve 8 kişinin yaşamını yitirdiği, 1 kişinin ise ağır yaralandığı silahlı saldırıya değindi. Olayın arkasında tefecilik ve ağır ekonomik baskı iddialarının bulunduğuna dikkat çeken Mısırlıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Dün, geçtiğimiz aylarda basın mensuplarımız hatırlar, Türkiye'nin en huzurlu şehri diye paylaşımlar yapılmıştı. Sizler de haberler yapmıştınız Türkiye'nin en huzurlu şehriyiz diye iki ay öncesinde. Şöyle bir iki aydır, biraz evvel basında ve medyada neler olmuş Afyon'da diye baktım. Tüyler ürperten olaylar yaşanmış. İşte bir vali yardımcımızın o malum şey vefatı ve akabinde yaşanan bir sürü olaylar ve dün de Afyonkarahisar'ımızda 8 tane vatandaşımızın hayatını kaybettiği, bir tane vatandaşımızın da ağır yaralandığı bir olayla karşı karşıya kaldık."

Olayda yaşamını yitirenlere rahmet, ağır yaralanan Serpil Postallı’ya şifa dileyen Mısırlıoğlu, failin borç sarmalına girdiğini öne sürerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ama ben bir siyasetçi olarak dün akşamdan bu tarafa olayın faili ile ilgili de birtakım, vefat edenlerin bir kısmı ile ilgili de birtakım bilgilere, iddialara ulaştım. Bunlardan çok trajik olaylar öğrendim. Mesela cinayet geçiren ve bu 8 kişiyi katleden vatandaşın çok büyük bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya geldiğini ve bu sıkıntıdan kaynaklı olarak 1 yıldır, 7-8 aydır zaten çevresine karşı da gergin ve sürekli bir arayış içerisinde olduğunu, bu olayların içinden çıkmaya çalıştığını, üstüne yüklenen her gün artan, katlanan bir borçla karşı karşıya kaldığını ifade ediyor yakın çevresi. Dolayısıyla bir tefe tüfe olayını iddia ediyorlar. Bunlar iddia, bana gelen bilgiler iddia. Bu, şu anlama geliyor: Yani 1 liralık borcunun 2 liraya çıktığını, ödeyemeyecek duruma geldiğini ve vatandaşların, borçlu olduğu kişilerin de sürekli karşı tarafta, zaten vefat edenlerin içinde 3 kişi Nevşehir ve Kırşehir nüfusuna kayıtlı arkadaşlarım, alacak verecek meselesiyle Afyon'da olduklarını ve bu konuda da sıkıştırdıklarını, mart ayında arabasını taradıklarını, evinin önünde arabasını tarayıp kurşunladıklarını falan. Bunlar zaten 6 ay öncesinde bağır bağır gelen bir olay. Dün maalesef, suçsuz, günahsız, sadece ekmeğinin peşinde, işinin peşinde olan diğer vatandaşlarımızın da vefatına mal olmuştur."

"İcralık Dosya Sayısı 30 Milyona Dayandı"

Ekonomik tablonun esnaf ve vatandaş üzerindeki yükünü rakamlarla anlatan Mısırlıoğlu, toplum genelinde borçluluk oranının ve psikolojik yıpranmanın arttığına değindi:

"İcra ve iflas etmiş, icra dosyası açılan vatandaş sayısı 30 milyona dayanmıştır. Bir Türkiye'de 30 milyon insanımız icralık durumda. İflas etmiş durumda. Bunlar küçük banka kartı günlük hayatını sürdüren vatandaşlarımız. Bir yanlış anlaşılma olmasın. İşte aylık 70 bin liralık maaş geliri var veya işte küçük bir esnaf, orta ölçekli bir esnaf, veya bir çiftçi falan buna benzer akaryakıt için kullandığı banka kartı var. İşte ne bileyim şey kart, hasat kart gibi efendim taksit kart gibi bankaların çiftçiye, üreticiye vermiş olduğu buna benzer kartlarla gününü sürdürmeye çalışan insanlar arasından 30 milyon insanımız icralık durumda. Hiçbirisinin bu saatten sonra herhangi bir bankadan bir kuruş kredi veya işlem yaptırması mümkün değil. İşte dün yaşanan olay da üretici çiftçinin birinin yaptığı bir olay. Hem kendini hem 8 ocağı söndürdü, hem de kendi ailesinin ocağını söndürdü. Allah kimseye böyle bir şey vermesin."

Mısırlıoğlu ayrıca toplumun yüzde 65’inin antidepresan kullandığını iddia ederek, gelir kayıpları ve asgari ücret ile emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalmasını şu sözlerle eleştirdi:

"28.000 lira alan askeri ücretli 38.000 liraya dayanmış, açlık sınırının altında inin inini inliyor, inin inini inliyor, beylerin umurunda değil. 38.000 liraya dayanmış açlık sınırında en düşük askeri ücretli alan 23.200 lira, 250 lira neyse 23.500 lira, biz biraz daha bonkör davranalım, 23.500 lira maaş alan en emekli de çıkmış, bunların yanında 15.000 lira bir açlık sınırının altında az gelir kalıyor. Yani %60 oranında kayıp var. %40 %38'lik bir dilimle geçinmeye çalışıyor, açlık sınırıyla orantıladığınız zaman, %62'lik bir gelir kaybı var, bu insanlarla ilgili karar verecek insanlar orada tavşana bak oynuyorlar."

Dinar Depremi Hatırlatması ve Belediye Meclisine Çağrı

Dinar ilçesinde yaşanan sarsıntı üzerinden bölgenin deprem riskini hatırlatan Mısırlıoğlu, güvenli yapılaşmanın önemine vurgu yaptı:

"Dinar'da dün bir korkututan deprem yaşadık sabaha yakın. Hakikaten hepimizi korkuttu ve bize bir şeyi hatırlattı. İşte 17 Ağustos Marmara depremini hatır hatırla. 3 Şubat Afyonkarahisar Sultan Dağı Bolvadin Çay bölgesini etkileyen depremi hatırlat. 1995'teki 6 Kasım Dinar depremini hatırlattı. Dinar depreminin de aynı zamanda yıl dönümü, dönemsel olarak da yıl dönümü. 31. yılı oldu üstünden depremin geçeli. 4 nokta küsur şiddetinde bir deprem, hakikaten hepimize yeniden deprem bölgesinde olduğumuzu, bölgemizin çok alüminyum bölge olduğunu, çok dikkatli yapılaşmaların gerçekleşmesi gerektiğini ve hep beraber güvenli binada inşaat etmek, inşa etmek ve güvenli binalarda insanımızı yaşatmak gibi bir sorumluluğumuz olduğunu hatırlattı."

Afyonkarahisar Belediye Meclisi'ndeki siyasi tartışmalara da değinen İl Başkanı, meclis üyelerine hizmet odaklı çalışma çağrısında bulundu:

"Yani bu kavgasal iklim ne zaman bitecek? Yorgan gitti mi kavga biter arkadaşlar. Yorgan gitmiş, kavga bitmiştir ya. İşinize bakın. Afyonkarahisar sizden dağ gibi birikmiş sorunlarına çözüm bekliyor. İktidarından da bekliyor, muhalefetinden de bekliyor kardeşim. Seçim, seçim zamanı konuşulur. Siyaset siyasetin o seçim dönemine geldiğinde sorunlar, sıkıntılar, birbirinizin arasından ne varsa karşılıklı atışmalarınızı sürdürürsünüz. Hani bitmişsiniz, ayrılmış, bitmiş, boşanmış, herkes işine bakmış. Herkes kendi kendine yolunu çizmiş, bir yol belirlemiş, devam ediyor. Bu saatten sonra geriye dönüp takılmanın bir anlamı yok. Dünle ilgili kavgalarınızı bir zahmet önümüzdeki seçimlere kadar erteleyin."

Şeker Pancarı Üreticilerinin Mağduriyeti

Bölgedeki şeker fabrikalarında yaşanan teknik aksaklıklar ve revizyon gecikmelerinin pancar üreticilerini zarara uğrattığını savunan Mısırlıoğlu, tepkisini şöyle dile getirdi:

"Burdur Türk Şeker Fabrikası'nın devlet bünyesinde bir fabrika olduğunu düşünün, oranın da revizyonunun yapılmadığı zamanında şu anda pancar üretiminin başladığı bir dönemde, hasat döneminde revizyon yetişmediğini bahane ve mazeret göstererek 20-25 gündür pancarı almıyorlar. Alınmayan pancar bir tarafa, yaşanan bir sürü bir pancardan dolayı fire var. Yani bunlar biliyorsunuz pancar suyunu çektikçe topraktan çıkmış pancar, suyunu çektikçe ne olur? Tonajı düşer. Dolayısıyla poları bunda, polar kaybını uğrar. Üretici gelir kaybına uğrar altta topladığı zaman... Amacımız bu fabrikaları satıp bir dönem sonra da bu fabrikaların tamamını topla da kapatmak istiyorsunuz. Yani Türkiye'yi pancar şekeri üretiminden çıkarıp şekeri ithal eden hatta onlarla kalmayıp Cargill gibi şekersiz olan ve bu milletin kemik erimesine, kemik kanserine neden olan bir şeker tatlandırıcıyı Türk toplumuna alıştırmak için elinizdeki Anadolu topraklarında üretilen pancarını bizi mahrum etmeye çalışıyorsunuz. Sizin ana işiniz batsın ya, yazıklar olsun hepinize."

Sağlık Kurumlarındaki Usulsüzlük İddiaları

Basın toplantısının son bölümünde kentteki kamu hastaneleriyle ilgili kendisine ulaşan şikayet dilekçelerini açıklayan Mısırlıoğlu; Afyonkarahisar Devlet Hastanesi, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ve Üniversite Hastanesi’ne yönelik iddiaları sıraladı.

Devlet Hastanesinde Kadro ve Yetki Tartışması

Devlet Hastanesi’nde mevzuata aykırı bir yetkilendirme yapıldığını iddia eden Mısırlıoğlu şunları söyledi:

"Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ndeki yetki aşımı, müdürlüklerin devre dışı bırakılması ve acil inceleme talebi. Bu taleplerini, bu dilekçeleri bize gönderen kişiler, 10 yıldan bu yana bu tarafa hastane yönetimlerini, İl Sağlık Müdürlüğü şeylerini, birimlerini bilgilendirdiklerini, imza kampanyası başlattıklarını ama buna nazaran da hiçbir şekilde bu taleplerinin ve bu itirazlarının dikkate alınmadığını bize söyleyerek bizden bu konunun Afyonkarahisar ve Türkiye Cumhuriyeti basınına duyurulmasını, basın aracılığıyla kamuoyuna duyurulmasını istemişlerdir. Hastane kadrosu temizlik personeli olarak bulunan ve siyasi etkenlerle yaklaşık 10 yıldır temizlik şefliği yaptığı belirtilen Fadime Kayba'nın, Başhekim Osman Acar'ın göreve gelmesinin ardından hukuki dayanağı bulunmadığı değerlendirilen 'şeflerin şefi' unvanıyla yetkilendirildiği ileri sürülmektedir. Mevzuata veya kamuoyu kadro cetvellerinde 'şeflerin şefi' şeklinde bir unvan bulunmamaktadır. Ben bana gelen şikayet dilekçesini sizlerle paylaşıyorum."

Konuyla ilgili yetkililere seslenen Mısırlıoğlu, "Sayın Acar, dur! Sayın Öztürk, derhal bu konunun gereğini yap. Sayın Sağlık Müdürü Öztürk'e sesleniyorum. Sayın Acar, size de dur diyorum, dur! Bu böyle olmaz! Bu böyle olmaz! Siz profesyonel yönetimi önceleyen ve millete liyakati esas alan bir hizmet anlama işiyle hizmet vermek zorundasınız" diyerek tepki gösterdi.

Diş Hastanesinde Özel IBAN İddiası

Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde bir doktorun hastadan kendi kişisel IBAN hesabına para talep ettiğini öne süren İYİ Parti İl Başkanı, olay sürecini şu sözlerle aktardı:

"Afyon Diş Hastanesi'nde bir diş doktoru, A. Ç. isimli bir kardeşimize diş yapmak üzere tedavisine başlar. Bu tedavi süreci başladığında işlem ağız ölçüsünü alıp dişinin takılması sürecinin hazırlanıp katılması sürecinde Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde bu arkadaşımızın 21.04.2026 tarihinde Afyonkarahisar Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi isimli sağlık kuruluşundan almış olduğu için tedavi için ödemesinin SGK tarafından yapıldığını bildiren bir mesaj vatandaşın özel telefonuna. Bu mesaja istinaden bu vatandaşımız kendi kendine bir şeye fiile düşer. Allah Allah, doktor benden bu dişle ilgili 9.000 küsür lirayı hesabıma at, ben sana kendi anneme yaptırdığım yerden diş yaptıracağım diye kendi özel IBAN numarasını vererek parasını kendi hesabına attırmış. Arkadaşımız iyi niyetle 'Annesinin dişi gibi benim dişimi de önemseyen bir doktorla karşılaştım' diye gönderdiği parayı gönderdiği doktorla ilgili kaygıya düşer, araştırmaya geçer. Vatandaş o gündür bugündür konunun kapanması için bana ricada bulunuyor. 'Aman başkanım konuyu kapatalım, bunlar yanacakmış, işte doktor zarar görecekmiş, idare şunu görecek.' Kim neyi görüyorsa görsün. Devlet onun maaşını ödüyor, alın terinin hakkını ödüyor. Ayrıca vatandaşın kesesinden 'Anamın dişiyle babamın dişiyle aynı yerde yaptıracağım' diyerek bir para talep edemezsiniz. Ediyorsanız o kliniğin adresine verirsiniz, o klinik fatura keser o vatandaşa, parasını o vatandaş oraya öder, onun dişi adrese gelir, gelen dişi de siz takarsınız. Ama öyle 'Ben hesabıma şunu yatır' dediğiniz zaman adama bir dakika dur orada derler."

Üniversite Hastanesindeki Doğum Ücreti İddiası

Son olarak Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Hastanesi’nde yaşanan bir olaya değinen Mısırlıoğlu, beyanlarını şu ifadelerle tamamladı:

"Üniversite hastanesinde kadın doğum yapıyor, doğum yaptırılan profesör bir evrak imzalattığı için 40 bin liraya parayı almadan çocuğu şey yapıyor, taburcu etmiyor. Çocuğu taburcu etmiyor ya, 40 bin lirayı yatıracaksın diyor. Hastane kimin hastanesi? Afyon Sağlık Bilimleri Üniversitesi. Afyon devlete, devlete bağlı bir kurum. Sen bu hastanede profesör olarak adamdan özel çocuğu doğum parasını bir kâğıda imzalattırdın, adam imzalamış, deliye düşmüş senin karısı doğum yapacak, kıvır kıvır kıvranıyor. Ayağına gelmiş, şunu imzala hemen senin doğumunu yapalım. İmzalatıyorlar, alıyorlar doğumunu yapıyorlar, çocuğu taburcu etmiyorlar, anneyi izinli gönderiyorlar eve. Ben bunları da biliyorum, söyledim biliyorsunuz daha önce. Onun için herkes hakkını, hukukunu bilecek, herkes haddini bilecek. Afyonluların iyi niyetini suiistimal etmeyecek. Kimse özel ibanları ele verip para pul istemesin kimselerden."