Ankara’da uluslararası düzeyde gerçekleştirilen makro zirve programı nedeniyle hayata geçirilen idari tedbirler, sivil hayatı kısıtladığı ve anayasal hakları askıya aldığı gerekçesiyle parlamento zemininde büyük bir tartışma başlattı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun, meclis kürsüsünde söz alarak yürütülen asayiş uygulamalarının toplumsal yaşam üzerindeki olumsuz yansımalarını gündeme taşıdı.

“Madem sadece NATO zirvesi için hizmet verebiliyorsunuz, bir dahaki zirvenin Afyonkarahisar'da yapılmasını öneriyorum. Belki o zaman yıllardır ihmal edilen Afyon'un yolları da aynı hızla yapılır.”

"Yasaklar Nedeniyle Anayasal Haklar Fiilen Kullanılamaz Hale Geldi"

Meclis tutanaklarından ve parlamento konuşmalarından aktarılan bilgilere göre, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, uluslararası diplomatik zirve gerekçe gösterilerek başkent Ankara’da tam 13 gün boyunca her türlü toplumsal eylem ve etkinliğin yasaklandığını ifade etti.

“NATO zirvesi bahanesiyle Ankara’da tam 13 gün boyunca eylem ve etkinlikler yasaklandı. Anayasanın 34. Maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı fiilen kullanılamaz hale getirildi. Kamu personeli idari izne çıkarıldı, sağlık hizmetleri aksatıldı, trafik ve şehir hayatı felç edildi. Yetmedi yüzlerce vatandaş gözaltına alındı, çok sayıda kişi tutuklandı. Gazeteciler baskıyla karşı karşıya bırakıldı. İnternet sitelerine erişim engelleri getirildi.”

"Hukuk Değil, Siyasi Tercih ve Keyfilik Öne Çıkıyor"

Anayasal mevzuata atıfta bulunarak eleştirilerini derinleştiren Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, anayasanın 13. maddesinin temel hak ve hürriyetlerin ancak ölçülülük ilkesine sadık kalınarak sınırlandırılabileceğini açıkça emrettiğini anımsattı.

Gençler Geleceğini Afyonkarahisar'da Göremiyor
Gençler Geleceğini Afyonkarahisar'da Göremiyor
İçeriği Görüntüle

Başkentteki mevcut uygulamalarda ise ölçülülükten ziyade tamamen keyfi kararların hakim olduğunu iddia eden Olgun, ortada hukuki bir zemin değil, siyasi bir tercihin bulunduğunu öne sürdü. Demokratik bir hukuk devletinin, kendi vatandaşına yabancı bir ülkenin devlet başkanından daha az değer veren bir yönetim felsefesi üzerine inşa edilemeyeceğini saptayan Olgun, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın canının, Ankara Mamak’ta yaşam mücadelesi veren herhangi bir Türk vatandaşından daha kıymetli olmadığını ifade etti. Kendi öz vatandaşını geri plana iten bir idari mekanizmanın milli egemenlik iddiasında bulunamayacağını belirten milletvekili, olağanüstü dönemlerde sergilenen bu katı yönetim refleksini eleştirdi.

"Afyonkarahisar’ın İhmal Edilen Yolları Belki Bu Sayede Yapılır"

Konuşmasının son bölümünde, devlet bürokrasisinin ve yerel yönetimlerin sadece yabancı misafirler geldiğinde yüksek bir planlama ve düzen kapasitesine ulaştığını belirterek eleştirilerini irorik bir teklifle sonlandıran Olgun, Ankara’nın birkaç günlük bir organizasyon için bu denli organize edilebilmesine karşın, vatandaşın yıllardır aynı kalitede kamu hizmeti alamamasının çelişkisini sorguladı.

“Anayasanın 13 maddesi temel hakların ancak ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlandırılabileceğini söyler, burada ise ölçülülük değil, keyfilik var. Hukuk değil siyasi tercih var. Hukuk devleti vatandaşına yabancı Devlet başkanlarından daha az değer veren bir anlayış üzerine kurulamaz. Sayın Trump'ın canı Mamak’ta yaşayan benim vatandaşından daha mı kıymetlidir. Kendi vatandaşını ikinci plana iten bir yönetim anlayışı milli egemenlikten de, demokratik devletten de söz edemez. Eğer Ankara birkaç günlük bir zirve için bu kadar planlı ve düzenli yönetilebiliyorsa, vatandaş yıllardır aynı hizmeti neden alamıyor? Madem sadece NATO zirvesi için hizmet verebiliyorsunuz, bir dahaki zirvenin Afyonkarahisar'da yapılmasını öneriyorum. Belki o zaman yıllardır ihmal edilen Afyon'un yolları da aynı hızla yapılır."