İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu haftalık basın toplantısını il başkanlığında gerçekleştirdi.
“TANDOĞAN MİTİNGİ BİR BAŞKALDIRI DEĞİL, BİRLİK ÇAĞRISIDIR”
Ankara Tandoğan’da gerçekleştirilen mitinge Türkiye’nin Afyonkarahisar’dan yoğun katılım olduğunu belirten Mısırlıoğlu, “27 Haziran'da Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen "Bayrak Açıyoruz" mitingini, Türkiye'nin 81 ilinden gelen vatandaşlarımızın yoğun katılımıyla büyük bir coşku içerisinde gerçekleştirdik. Afyonkarahisar teşkilatlarımız da il, ilçe, kadın ve gençlik kollarımızla birlikte güçlü bir katılım sağladı. Tandoğan'da açtığımız Türk bayrağı; devlete karşı bir başkaldırının değil, milletimizin ortak değerlerine sahip çıkmanın ve birlik-beraberlik çağrısının simgesiydi. Amacımız, siyasi görüşü ne olursa olsun Türk bayrağına ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne bağlı herkesi aynı çatı altında buluşturmaktı. Biz ayrışmayı değil, birleşmeyi savunan bir siyasi hareketiz. Bu anlayışla "Yıkılsın teslimiyet, son bulsun zillet; yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Türk milleti" sloganıyla mitingimizi tamamladık. Katkı sağlayan tüm teşkilatlarımıza, Afyonkarahisarlı hemşehrilerimize, yerel basına ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyorum. Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin, devletimiz ilelebet payidar olsun.”

"GENÇLER GELECEĞİ AFYON'DA GÖREMİYOR"
Mısırlıoğlu, gençlerin geleceklerini Afyonkarahisar'da göremedikleri için büyükşehirlere ve yurt dışına göç etmek zorunda kaldığını söyleyerek, “Eğer Sayın Bakan'ın "köy" ifadesi nüfusun azalması ve orta kesimin şehri tercih etmemesi anlamına geliyorsa, bu noktada haklılık payı vardır. Çünkü Afyonkarahisar'da gençler geleceklerini burada göremedikleri için büyükşehirlere ve yurt dışına göç ediyor. Sormak gerekiyor: Bu göçü önlemek için 25 yılda hangi adımlar atıldı? Gençlere iş ve umut sağlayacak kaç fabrika kuruldu, kaç kamu yatırımı hayata geçirildi? Bir tane dahi istihdam sağlayacak fabrika temeli atıldığını söyleyebiliyor muyuz? Oysa Cumhuriyet'in ilk dönemlerinden itibaren Afyonkarahisar'a kazandırılan çimento, şeker ve kâğıt fabrikaları ile askeri fabrika ve travers fabrikası uzun yıllar binlerce kişiye iş ve aş sağladı. Özellikle SEKA Afyon Kâğıt Fabrikası en güçlü döneminde yaklaşık 1.500 kişiyi istihdam ediyor, Çay, Sultandağı ve Bolvadin çevresindeki yaklaşık 40 köyün ekonomisine katkı sunuyordu. Ancak AK Parti iktidarı döneminde bu önemli sanayi kuruluşlarının bir kısmı özelleştirildi veya faaliyetlerini kaybetti. Binlerce insanın geçim kaynağı ortadan kalktı. Bugün Afyonkarahisar'ın "köy" olarak nitelendirilmesinden önce, istihdamı azaltan ve göçü hızlandıran bu politikaların sorgulanması gerekir. Afyon'u köy olmakla eleştirenlerin, önce bu şehrin üretimine, istihdamına ve ekonomisine ne kazandırdıklarını ortaya koymaları gerekir.”

"AFYON'A HİZMET EDEN HİÇ KİMSENİN EMEĞİ YOK SAYILAMAZ"
Mısırlıoğlu, Afyonkarahisar'a geçmişten bugüne hizmet eden tüm siyasetçi ve devlet adamlarının emeklerinin yok sayılmaması gerektiğini kaydederek, “Bugün Cumhuriyet'in ilanından bu yana Afyonkarahisar'a hizmet eden tüm bakanları, bürokratları ve devlet adamlarını rahmet ve minnetle anıyoruz. Hangi partiden olursa olsun bu şehre hizmet edenlerin emeklerini yok saymak doğru değildir. Geçmişte görev yapan bakanlar, Afyonkarahisar'a önemli yatırımlar kazandırdı. Ali Çetinkaya ulaştırma ve bayındırlık alanında büyük hizmetler yaptı. Ahmet Karayiğit döneminde şehre çok sayıda bölge müdürlüğü kazandırıldı. İsmet Atilla kamu yatırımlarına önemli katkılar sundu. İbrahim Özsoy, köylere sağlık ocakları açılmasını sağladı, hastaneler, ambulans hizmetleri ve sağlık altyapısının gelişmesi için büyük çaba gösterdi. Abdülkadir Akcan ise Bayındırlık Bakanı olarak Afyon çevre yolunu hayata geçirirken büyük sorumluluk üstlendi, il genelinde yüzlerce şantiye kurarak önemli altyapı yatırımlarına imza attı. Bunun yanında Afyon Kocatepe Üniversitesi'nin, Tıp Fakültesi'nin ve Devlet Hastanesi'nin gelişiminde de bu isimlerin önemli katkıları oldu. Bugün bu hizmetleri görmezden gelmek veya yok saymak doğru bir yaklaşım değildir. Elbette siz de görev yaptığınız dönemde taşkın koruma projeleri, göletler, sulama barajları gibi önemli yatırımlar gerçekleştirdiniz. Bu memlekete bir çivi çakan herkesten Allah razı olsun. Geçmişimizi inkâr etmek geleceği karartmaktır. Biz geçmişimizden güç alarak geleceğe umutla bakıyoruz. Geçmişi kötüleyerek veya yok sayarak bir yere varılamaz. Temennimiz, bundan sonra da ayrıştırıcı tartışmalar yerine Afyonkarahisar'a yapılan hizmetlerin ortak bir değer olarak görülmesidir.”

"MAHKEMENİN İADE ETTİĞİ MÜDÜR NEDEN YENİDEN GÖREVDEN ALINDI?"
Afyonkarahisar Halk Sağlığı Merkezi’ndeki müdür değişimlerine de değinen Mısırlıoğlu, “Bugün Afyonkarahisar Halk Sağlığı Merkezi'nde yaşanan müdür değişikliğine tepki gösteriyorum. Görevden alınan müdür mahkeme kararıyla görevine iade ediliyor, ancak kısa süre sonra yeniden görevden alınıyor. Burada sorulması gereken soru şu: Amaç nedir? Daha önce PTT Başmüdürlüğü'nde yaşananların ardından şimdi de Halk Sağlığı Müdürlüğü'nün işleyişi mi hedef alınıyor? Afyonkarahisarlı bir bürokrat, görevini liyakatle yerine getiriyorsa ve hizmette herhangi bir aksama bulunmuyorsa, yalnızca farklı bir dünya görüşüne sahip olduğu gerekçesiyle görevden alınmamalıdır. Mahkeme bu kişiyi görevine iade ediyorsa, ortada hukuken bir sorun olmadığı açıktır. Bu tür uygulamalar en büyük zararı Afyonkarahisar'a ve vatandaşın aldığı kamu hizmetine vermektedir. Öte yandan sağlık alanında vatandaşın yükü de her geçen gün artmaktadır. Bir dönem "sağlık hizmetleri ücretsiz" söylemleri dile getirilirken bugün devlet hastanelerindeki muayene katkı payı 26 liradan 50 liraya yükseltilmiş, eğitim ve araştırma hastaneleri, şehir hastaneleri ve üniversite hastanelerinde ise 90 liraya çıkarılmıştır. Vakıf üniversitesi hastanelerinde katkı payı 100 liraya, özel hastanelerde ise 60 liradan 100 liraya yükselmiştir. Emekliye, dar gelirliye, kamu çalışanına ve asgari ücretliye kayda değer bir gelir artışı sağlanmazken, sağlık hizmetlerindeki katkı paylarına yapılan yüksek oranlı zamlar vatandaşın yükünü daha da artırmaktadır. Sağlık sistemindeki bu gelişmeler kapsamlı şekilde ele alınması gereken önemli bir konudur.”
“YOKSULLUĞU PERDELEMEK DEĞİL, ÇÖZMEK GEREKİR”
NATO Zirvesi dolayısıyla alınan güvenlik önlemlerini de değerlendiren Mısırlıoğlu, Ankara’da yoksul mahallelerin bariyer ve brandalarla kapatılmasını eleştirerek, “NATO Zirvesi nedeniyle Ankara başta olmak üzere 81 ilde geniş güvenlik önlemleri alındığını görüyoruz. Afyonkarahisar'dan Ankara istikametine giden araçlar dahi sıkı denetimlerden geçiriliyor. Elbette güvenlik önemlidir; ancak bu uygulamaların vatandaş üzerinde oluşturduğu baskının da sorgulanması gerekiyor. Biz Türk milleti olarak misafirperverliğiyle tanınan bir milletiz. Ülkemize gelen misafiri en iyi şekilde ağırlar, incitmeden uğurlarız. Bu nedenle alınan tedbirlerin vatandaşın güvenini zedeleyecek boyuta ulaşmaması gerekir. Ankara'da özellikle dar gelirli vatandaşların yaşadığı mahallelerin bariyerler ve brandalarla kapatılması ise kabul edilemez bir görüntüdür. Yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine üzerini örtmeye çalışmak doğru değildir. Bu iş için harcandığı ifade edilen milyarlarca lira, o bölgelerde yaşayan insanların yaşam koşullarını iyileştirmek için kullanılsaydı bugün böyle bir tablo ortaya çıkmazdı. Bugün gizlenmeye çalışılan sorunlar yılların ihmali sonucu oluşmuştur. Yaklaşık 25 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın ve uzun yıllar aynı yönetimde kalan yerel idarelerin bu tablodaki sorumluluğu göz ardı edilemez. Sorunları perdelemek yerine kalıcı çözümler üretmek gerekir. Vatandaşın yaşadığı yoksulluğu yabancı konuklardan saklamaya çalışmak yerine, o vatandaşların insanca yaşayacağı şartları oluşturmak devletin asli görevidir. Gerçek çözüm, görüntüyü değiştirmek değil, insanların hayatını değiştirmektir.”
Next




