Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Gazeteci İsa Kuş, Gazeteciler Cemiyeti ve Başkan Önder Artuk’a yönelik eleştirileri değerlendirdi. Kuş, yazısında geçmişte alınan kararları ve Artuk’un başkanlığına verilen desteği hatırlatarak, bugün yöneltilen eleştirilerin hangi gerekçelere dayandığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Uzun süredir gündemi takip ediyorum. Yönetiminde yer aldığım Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti ile ilgili herkes bir şeyler söylüyor, yorum yapıyor. Biz ise bugüne kadar sustuk. Çünkü; cemiyet yönetiminde alınan kararlar, yapılan konuşmalar, tartışmalar ve projeler, belli bir mahremiyet içeriyor. Yönetim kurulu üyesi olarak bunları herkesle paylaşmak gibi bir düşüncemiz bugüne kadar hiç olmadı. Ancak bugün gelinen noktada, özellikle Cemiyet Başkanı Önder Artuk ve yönetimi hakkında yapılan yorumları, eleştirileri ve tartışmaları görünce bazı konuları açıklamanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Öyleyse yaşananları, herkesin bilgilenmesi ve olayların arka planını daha iyi anlayabilmesi için anlatmakta fayda var.
Başkanlık Sürecine Nasıl Gelindi?
Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti’nin önceki dönem başkanı Sayın Sezer Küçükkurt, siyasi bir çalışma nedeniyle görevinden ayrılınca yerine gazeteci büyüğümüz Sayın İsmail Akar başkanlık görevine getirildi. O dönem alınan karar, Sayın Akar’ın genel kurula kadar başkanlık görevini yürütmesi ve genel kurulda başkanlığa yeniden getirilmesi yönündeydi.
Deneyimli gazeteci Sayın İsmail Akar, o dönemdeki başkanlık sürecini oldukça iyi değerlendirdi. Güzel çalışmalar yaptı; gazetecileri ve cemiyetimizi kendisine yakışır şekilde temsil etti. Ancak genel kurul yaklaştıkça bazı yönetim kurulu üyelerinin fikirleri değişmeye başladı. Mehmet Emin Güzbey, sonradan aralarında kişisel bir husumet bulunduğunu öğrendiğimiz Sayın Akar’ın başkanlığına karşı çıktı. Hatta; İsmail Akar'ın Kanal 3 Sahipleri Kadir Sayın ve Hüsnü Serteser'in de yönetimde görevlendirilmesini istemesine yine Güzbey tarafından karşı çıkıldı.. Bunun üzerine İsmail Akar, “Yönetimden bir kişi dahi benim başkanlığıma onay vermezse ben aday olmam, istifa eder giderim.” diyerek tavrını ortaya koydu. Ardından, Mehmet Emin Güzbey ile daha fazla tartışmaya girmek istemediğini belirterek yönetim kurulundan ve cemiyet üyeliğinden ayrıldı. Sonrasında yönetim olarak ortamı sakinleştirmeye çalışsak da bunu başaramadık. Artık yönetim olarak yeni bir başkan adayı belirlememiz gerekiyordu.
Önder Artuk’un Adaylığı Nasıl Gündeme Geldi?
Yönetim kurulu toplantılarında Mehmet Emin Güzbey, Mehmet Abdioğulları, Mahmut Emin Birliktir ve Bekir Yeşilay başkan adayı olmayacaklarını ifade ettiler. Cemiyet yönetiminin gençleştirilmesi düşüncesiyle daha genç bir başkan seçilmesi üzerinde duruldu. Sayın Sezer Küçükkurt, siyasi bir kimliği bulunduğunu ve yeniden aday olmasının hoş karşılanmayabileceğini belirtti. Hatta kendisine seçim bitti makamına geri geçebilirsin denmesine rağmen, “Etik olmaz. Biz koltuğa yapışıp kalanları eleştiriyoruz. Bizde onlardan olmayalım. Etik olmaz, yeni başkan seçelim. Etik olan budur”dedi. Mahmut Emin Birliktir ve Ömer Elçi de belediye meclisi üyeleri olduklarını, siyasi bir partiyi temsil ettiklerini ifade ederek başkanlık görevini üstlenmelerinin etik olmayacağı yönünde görüş bildirdiler. Geriye Faruk Kılınç, Ali Osman Okşar, ben İsa Kuş ve Türkeli Gazetesi’nin sahibi Önder Artuk kalmıştık. Bir ara başkanlık için benim ismim de gündeme geldi. Ancak bu görevi gerektiği gibi yürütebileceğimi düşünmediğimi ifade ettim. Cemiyeti temsil edebilecek, protokolde karşılığı bulunan ve kurumu ayakta tutabilecek ekonomik güce sahip bir ismin başkan olması gerektiğini dile getirdim. İşte tam bu süreçte Mehmet Emin Güzbey, Önder Artuk’un bu görevi layıkıyla yapacağından emin olduğunu belirterek Artuk’un adaylığını gündeme taşıdı.
Yapılan değerlendirme ve Sayın Artuk'u İKNA süreci sonucunda yönetim kurulu olarak oy birliğiyle Sayın Önder Artuk’un başkan adayı olmasına karar verdik. Genel kurulda yapılan seçimlerin ardından da Önder Artuk, Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı görevine getirildi. Şimdi sormak istiyorum: O gün bu kararı alan yönetim kurulunun ardından kongre yapıldı. Seçim yapıldı. Kongrede kimler vardı? Önder Artuk’un adaylığına kimler destek verdi? Bugün eleştiri yöneltenlerin o günkü tutumları neydi? Bunları hatırlamakta fayda var.
Artuk Nasıl Bir Başkanlık Yaptı?
Sayın Önder Artuk’un başkanlık anlayışına ilişkin kendi gözlemlerimi de paylaşmak istiyorum. Başkan seçildikten sonra, resmi ziyaretler dışında başkanlık koltuğuna oturduğunu bile pek görmedim. Toplantılarda yönetim kurulu üyeleriyle yan yana, aynı sandalyelerde oturdu. Kendisine ayrıcalıklı bir konum oluşturma çabasına girmedi. Hiçbir zaman “Başkan benim, ne dersem o olacak.” anlayışıyla hareket etmedi. Alınacak kararları, yapılacak ziyaretleri ve gündeme gelen konuları yönetim kurulu üyeleriyle birlikte değerlendirdi. Fikir alışverişine önem verdi, istişareyle hareket etti. Darda kalan, hastalanan, maddi ve manevi sıkıntı içine giren bir çok Gazeteci arkadaşımızın elinden tutup kaldırdı. Bu yapılanları asla deşifre etmedi ve edilmesini de istemedi. Bunu yazdığım için bile bana tepki göstereceğinden emimin. Ama artık bir şeylerin hatırlatılması gerekiyor. Önder Artuk’un görev süresindeki yaklaşımını değerlendirirken bunları göz ardı etmemek gerektiğine inanıyorum.
Yaşanan Sorunlar Neden Cemiyete Yansıdı?
Daha sonraki süreçte, TV3 ortaklığında yer alan Mehmet Emin Güzbey, Sezer Küçükkurt, Bekir Yeşilay ve Önder Artuk arasında yaşanan bir sorun cemiyete de yansıdı. Mehmet Emin Güzbey, işlerinin yoğunluğunu gerekçe göstererek yönetim kurulundan ve cemiyet üyeliğinden istifa etti. Ardından çalışanlarının da istifa etmesiyle süreç farklı bir boyut kazandı. Kanal 3, Gazete 3 ve Odak Gazetesi’nde çalışan bazı personelin istifa dilekçeleri de cemiyete ulaştı. Yaşananları bu şekilde özetlemek mümkün. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken konu, farklı alanlarda ortaya çıkan anlaşmazlıkların neden cemiyet başkanlığı tartışmasına dönüştürüldüğüdür.
Önder Artuk’u Eleştirenlere Birkaç Sorum Var
Bugün Önder Artuk’un başkanlığını eleştirenlere, onun bu göreve layık olmadığını savunanlara sormak istiyorum: Önder Artuk başkan adayı olduğunda neredeydiniz? Madem bugün kendisinin bu görevi yapamayacağını düşünüyorsunuz, neden o gün çıkıp itiraz etmediniz? Neden yönetim kuruluna bu görüşlerinizi açıkça dile getirmediniz? Eğer Önder Artuk’un gazeteciliğini, mesleki geçmişini veya başkanlık yeterliliğini sorguluyorsanız, bunları neden adaylığı gündeme geldiğinde söylemediniz? Üstelik bugün başkanlığını etik bulmadığını ifade edenler arasında, o gün adaylığına destek verenlerin de bulunduğunu biliyoruz. İnsan ister istemez düşünüyor: O gün doğru bulunan bir tercih, bugün hangi gerekçeyle yanlış kabul ediliyor? Değişen Önder Artuk mu, yoksa kişiler arasındaki ilişkiler mi?
Acaba diyorum; ATSO Başkan adayı olan Önder Artuk'u eleştirecek bir yerini bulamadınız da Cemiyet Başkanlığı üzerinden mi eleştirme talimatı aldınız bir yerlerden.... diye düşünüyorum.
Gazetecilik Sadece Fotoğraf Makinesiyle Sahaya Çıkmak Mıdır?
Önder Artuk’un mesleki kimliği üzerinden yapılan eleştirileri de anlamakta zorlanıyorum. Efendim Gazeteci değilmiş!... Artuk’un Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen basın kartı bulunuyor. Şehrin en köklü gazetesi Türkeli Gazetesi’nin sahibi. Televizyon yayıncılığı alanında ortaklığı var. Ayrıca Afyonkarahisar’ın en güçlü internet haber sitelerinin sahibi. Daha ne olsun ne isteniyor. Bütün bunlar ortadayken, kendisinin gazeteci olup olmadığı üzerinden eleştiri yürütülmesini doğru bulmuyorum. Zaman zaman, eline fotoğraf makinesi alıp sahaya çıkan herkesin gazeteci olarak görülmesinden şikâyet edenler... Peki, bir medya kuruluşunun sahibi olmak, gazeteciliğin yalnızca sahada fotoğraf çekmekten ibaret olmadığı gerçeğini değiştirebilir mi? Medya patronluğu; haber merkezini yönetmeyi, çalışanları istihdam etmeyi, yatırımlar yapmayı ve yayın kuruluşlarının devamlılığını sağlamayı da gerektirir.
Gazetecilik mesleği farklı alanlarda yürütülebilir. Her gazetecinin aynı işi yapması veya aynı şekilde çalışması beklenemez. Diğer medya kuruluşlarının sahipleri ve yöneticileri de aynı ölçütlerle mi değerlendiriliyor? Bu konuda isim isim örnek vermeye gerek duymuyorum. Ancak gazeteciliği yalnızca sahada görünmekle sınırlandıran yaklaşımın doğru olmadığı kanaatindeyim.
Önder Artuk’un medya alanında yaptığı yatırımları, istihdam ettiği çalışanları, ödediği maaşları ve sigorta primlerini tek tek sıralamak istemiyorum. Fakat bir medya kuruluşunu ayakta tutmanın ne kadar büyük bir emek, sorumluluk ve ekonomik yük gerektirdiğini de göz ardı edemeyiz. Bu nedenle Artuk’un mesleki kimliğini ve başkanlığını değerlendirirken ortaya koyduğu emeğin hesaba katılmasını, geçmişte verilen destekleri hatırlamak ve eleştirilerde tutarlı olmak gerektiğine inanıyorum. Sana mı düştü Önder Artuk’u savunmak diyecekler şimdi biliyorum, Elbette haddim değil biliyorum, ama benimde oyumla birlikte seçilmiş olan Cemiyet Başkanını savunmak hakkımdır. Ben, bir AGC yönetim kurulu üyesi olarak yaşanan süreci ve kendi gözlemlerimi anlatmaya çalıştım. Takdir kamuoyunundur. Önder Artuk’a görevinde başarılar diliyorum. Yolun açık olsun başkanım! Sözümüzü bir atasözüyle tamamlayalım: “Yiğidi öldür, hakkını yeme.”
Next




