Programa AFSÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Çocuk Romatoloji Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Taner Coşkuner konuk oldu. Coşkuner, çocukluk çağında görülen FMF’nin belirtileri, hastalığın genetik özelliği, atakların seyri ve tedavide kullanılan kolşisin hakkında açıklamalarda bulundu.
FMF genetik bir hastalık
Ailesel Akdeniz Ateşi’nin karın ve/veya göğüs ağrısı, eklem ağrısı ve şişliğin eşlik ettiği tekrarlayan ateş nöbetleriyle karakterize genetik bir hastalık olduğunu belirten Coşkuner, FMF ataklarının hastaların büyük bölümünde çocukluk ve gençlik döneminde başladığını söyledi.
Coşkuner, FMF ataklarının hastaların yaklaşık yüzde 90’ında 20 yaşından önce başladığını, hastaların yarısından fazlasında ise hastalığın yaşamın ilk 10 yılında ortaya çıktığını ifade etti.
En sık belirti karın ağrısı
FMF’nin başlıca belirtilerinin tekrarlayan ateş ile birlikte görülen karın, göğüs ve eklem ağrıları olduğunu aktaran Coşkuner, karın ağrısının en sık karşılaşılan belirti olduğunu kaydetti.
Coşkuner, hastaların yaklaşık yüzde 90’ında karın ağrısı görüldüğünü, göğüs ağrısının yüzde 20-40, eklem ağrısının ise yüzde 50-60 oranında ortaya çıktığını belirtti. Çocukların genellikle tekrarlayan karın ağrısı ve ateş gibi belirli bir atak tipiyle başvurduğunu ifade eden Coşkuner, bazı hastalarda ise farklı atak tiplerinin görülebildiğini söyledi. Coşkuner, karın ve göğüs ağrısı veya göğüs ve eklem ağrısı gibi kombine atakların da yaşanabileceğini dile getirdi.
“FMF, her ço
cukta aynı değildir”
FMF’nin çocuklarda farklı şekillerde seyredebildiğine dikkat çeken Coşkuner, hastalıkta görülen atakların özelliklerinin değişebileceğini belirtti.
Coşkuner, “FMF, her çocukta aynı değildir. Üstelik, atakların tipi, süresi ve şiddeti aynı çocukta bile farklılık gösterebilir” ifadelerini kullandı.
Tedavide kolşisin kullanılıyor
FMF’nin tedavi sürecine ilişkin de bilgi veren Coşkuner, hastalığın hayat boyu kolşisin kullanımıyla kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Kolşisin tedavisinin temel amacının hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade tekrarlayan atakların ve amiloidoz gelişiminin önlenmesi olduğunu belirten Coşkuner, tedavinin bırakılması halinde atakların ve amiloidoz riskinin yeniden ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Çocuklarda beslenmeye dikkat çekti
Programda çocukların beslenmesine de değinen Coşkuner, özellikle kahvaltının atlanmaması gerektiğini belirtti. Çocukların kahvaltıda peynir, zeytin ve yumurta tüketmesinin önemine dikkat çeken Coşkuner, katkılı gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyledi.
Programda ayrıca çocuklarda görülen romatizmal hastalıklar konusunda da değerlendirmelerde bulunuldu.
Next






