Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Türk kültürünü ve geleneksel sanatları tanıtmak amacıyla çalışmalar yürüten Gölgeden Gerçeğe Vakfı Başkanı Afyonkarahisarlı Mücahide Akarvardar, Hacivat ve Karagöz gölge oyununun tarihinin M.Ö. yıllara dayandığını belirterek, bu mirası okyanus ötesine taşıma sürecini aktardı. TV3 ekranlarında Melek Dönmez’in hazırlayıp sunduğu “Melek Dönmez ile Yaşamın Rengi” programına konuk olan Akarvardar, ABD'de yürüttüğü kültürel faaliyetlerin detaylarını paylaştı.

Rastlantısal Başlangıçtan Vakıf Çalışmalarına
Türk kültürünü tanıtma yolculuğunun oğlunun okulundan gelen bir talep üzerine şekillendiğini ifade eden Mücahide Akarvardar, ilk gösterinin Ramazan ayına denk gelmesinin süreci hızlandırdığını dile getirdi. ABD’de tanıştığı Bursalı bir aile aracılığıyla Bursa’daki bir ustaya Karagöz ve Hacivat seti hazırlattıklarını belirten Akarvardar, gösteri sürecinin nasıl başladığını şu sözlerle özetledi:
"Bir arkadaşım vardı Amerika'da. Kendileri Bursalı ve bize yemeğe geldiler. Sohbet arasında konuyu açtım, arkadaşımın eşi ‘Bursa'da bir Karagöz ustası tanıyorum. Kendisi yapıyor böyle setler. Sana bir tane yaptırırız’ dedi. Tamam dedim yaptırırız da nasıl getirteceğiz? Eşi de dedi ben Bursa'ya gidiyorum birkaç hafta sonra ve bir ay kalacağım. Gelirken getiririm. Ramazan'a 3 gün kala döneceğim dedi. O setle geldi ve bir programlık diye Karagöz'e sınıfa girerek başladık. O gün bugündür Karagöz Hacivat gölge oyunlarımız devam ediyor"

Amerikan kültürüne özel metin uyarlaması
Gösterilerin ilk döneminde Türkçe metinlerin birebir İngilizceye çevrilerek sunulmasının Amerikalı çocuklar üzerinde beklenen etkiyi oluşturmadığını belirten Akarvardar, mizah anlayışının ve kültürel kodların farklılığı nedeniyle metinleri sıfırdan yazmak zorunda kaldığını açıkladı.
Geleneksel oyundaki fiziksel mizah unsurlarının veya sert ifadelerin Amerikan eğitim sisteminde olumsuz algılanabileceğini değerlendiren Akarvardar, uyarlama sürecini şu ifadelerle aktardı:
"Çevirdiğimde esprilerin Amerikalı çocuklara uymadığını fark ettim. Karagöz’ün kavga sahnelerini devlet okulunda göstermek zorbalık gibi algılanabilirdi. Çocukların anlayıp gülebileceği Amerikan atasözleri, deyimleri ve kafiyeli ifadeleri derleyerek oyunu bu kelimeler etrafında yeniden kaleme aldım. Hacivat soruyor, Karagöz farklı cevaplar veriyor ve çocuklar buna çok gülüyor."

"Gölge oyunu evrensel bir sanattır"
İngiltere’deki eğitimi dahil olmak üzere 28 yıldır yurt dışında yaşadığını dile getiren Akarvardar, Doğu medeniyetlerinin ve Türk kültürünün köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurguladı. Bu birikimin uluslararası alanda doğru işlenmesi gerektiğini belirten Akarvardar, başlattığı teşvik projesine ilişkin bilgi verdi.
Hacivat ve Karagöz’ün herhangi bir dine veya millete hapsedilemeyecek kadar evrensel bir sanat olduğunu savunan Gölgeden Gerçeğe Vakfı Başkanı, çocuklara yönelik düzenledikleri kampanyayı şu sözlerle tamamladı:
"Bizim kültürümüzü anlatırken, orada kültürün olmadığını gördüm. Yani derme çatma pek çok ülkelerden gelip biz gibi insanların, göçmenlerin kurduğu bir ülke. Oraya gelen insanlarda da kültür yok. Avrupa'da bir kültür yok. Eski bir sanat diye bir şey yok onlarda. Ama bizde var ve bunu çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Evet ben onu söylemek istiyorum, tavsiye etmek istiyorum. Mesela ben programlara gidiyorum. Kendi cebimden pek çok çocuklara sahneler satın aldım, yaptırdım. Amerikalı ya da hangi ülkeden olursa olsun diyorum, Karagöz'ü, Hacivat'ı sevmeniz için Türk olmanıza ya da Müslüman olmanıza gerek yok. Bu bir evrensel oyun, evrensel sanat. Herhangi biriniz bana bir oyun yazıp gönderirse, uzun olsun, kısa olsun, komik olsun, sıkıcı olsun, hiç fark etmez. Önemli olan sizin yazmanız. Bir oyun yazıp bana gönderirseniz ben onu kendi oyunumun içine uyarlayacağım ve size bir sahne göndereceğim. Ve sizin isminizi Instagram sayfamda gururla yayınlayacağım. İlk defa yani ben bunu aylardır söylüyorum, bu sene başladım o şeye, bir tane çocuktan bana bir oyun geldi. Ben de adresini aldım, buradan gider gitmez inşallah. Evi de çok yakınmış bize işte 10 dakika, ben dedim kendim getireceğim sahneyi. Çocuk heyecanla beni bekliyor yani gelecek bana sahne verecek diye. Aslında her evde olması gereken bir şey.”


Next





