DAVET: “Biz, kendi kavramlarımızı kaybettiğimiz ve yenilerini üretemediğimiz için fikir kuraklığı yaşıyoruz. Ne zaman ki ilim insanlarımız yaptıkları çalışmalar, verdikleri eserlerle dünya çapında söz sahibi olurlarsa o zaman kendi kavramlarımızla konuşma ve düşünme imkânı buluruz.”

                              (Cbşk. Sn. R. T. Erdoğan, 16.12.2023. İlim yayma vakfı ödül töreninden.)

 

     Bu davete bütün bildiklerimle icabet edebilmem için konuya ilişkin dört kitabımın ve 108 makalemin özetini sunmam gerekir. Bu ise bir köşe yazısına sığmaz. O halde; a. Davetin içeriğine icabet, b. Bu konuda benim neler yaptığım, c. Başkalarının hiçbir şey yapmadığını izah edeceğim.

 

     DAVETE İCABET: Kavramlarımızı kaybetmedik; ithal kavramlarla düşünmeye başladık. Kavramların kaynağı Allah’tır; kabul etmeyenler kendi kavramını ihdas eder. Sosyalizm, Faşizm, Liberalizm, vs onlarca… Bir insanı Allah tanımlar; bunu reddeden kendi kendini tanımlar ve dininin adını kendisi koyar. Bunun dışında ‘tanım’ yapılabilir. Tanımlar kavram değildir, mevzidir, bir durum tespitidir. Mesela; diplomalı cahil, arzuhalci yazar, küreselleşeme çukuru vs gibi. Kavram: İnanç anlamında “sen kimsin” sorusunun cevabı kavramdır. Her dinin kavramları bir kaçı geçmez. Her dinin ıstılahları ayrıdır. Şu söylediklerimin anlaşılması için bile mesela ıstılah nedir, açıklanması gerekir. Her açıklama kayıtlarımda var; yoksa yaparım. Yüce ve sefil kavramlar (Tevbe-40), önce bilgisi edinilmeden, zihinden silinmeden, sadakat olmadan, kayıt ve telaffuzdan imkânsız silinemez.

 

     BEN NE YAPTIM? Kavramlar akşamdan sabaha öğrenilecek bir şey değildir. Daha kötüsü; öğrenmeye niyeti olan var mı? Artık kolay öğrenilir, çünkü bu işi ben bitirdim; tekerleğin icadı, suyun kaldırma gücünü keşif ne anlama geliyorsa, ben bunlardan daha önemlisini yaptım. Bir bilge “anlat bana nasıl unutulur düşünmek?” diyor. İşte ben düşünmenin iki asırdır nasıl unutulduğunu, nasıl elde edileceğini izah değil; ispat ettim. 1986-2017 arası kendi kayıtlarımda dahi olmayan yazdıklarım, Kültür bakanlığının himayesinde olan IDP.ORG sitesinde var. Sitede, Kasım-1992, İktibas dergisinde “İslami Hareket mi, Anlaşılmadı” başlıklı yazım ile İslami Hareketin olmadığını, Aynı yıllarda ‘Nehir’ dergisinde “Aydın ve Ulema” kavramlarını incelediğim görülür. Kayıtlarım incelendiğinde, kavramlara kim kırk yılını vermiş/öğrenmiş; kimler iki asırdır boş konuşuyormuş anlaşılır. O site bile bilmez; sitedeki ‘Bayram Altın’ imzası da bana ait. 2017 itibarı ile sefil kavramları “sahiplenerek kullanmıyorum.” Yeni kurbağa dilinden kurtuldum. Joker Kavramlar adlı çalışmamı, Afyon’a ve Türkiye’ye vaziyet eden herkese gönderdim. Gelin test edelim, herkesin kendi yazdıkları, kavramları bilmediğine kesinlikle şahitlik eder; bu imkânsız saklanamaz bir gerçektir. Sefil, joker, ithal, türedi kavram kullanmayan tek adres bu kalemdir. Bunu dünyanın önünde ispat ederiz.

    KİM NE YAPTI? Sait Halim Paşa’dan İsmet Özel’e, Cemil Meriç’ten, Nazım Hikmet’e, eli kalem tutan herkes neden birbirinden kavram çaldı? Çünkü kavramların tanımı, tasnifi, teşhisi, tasfiyesi, İslami ve beşeri kavramların sınıflandırılması, kelimenin tasnifi, kavramların neden yama-takas-vekâlet kabul etmeyeceği, değer tanımları üzerinden nasıl takıyye yapıldığı, hangi tasniflerin ‘teslis’ inancı olduğu, tuzak bilgi sistemleri, sloganlar, besmeleyi reddeden fiiller, sorgulamanın ne üzerinden yapılacağı (12 madde) bilinmediği için herkes kendine ait olmayan kavramları kullanıyor. İki asırlık bilgisizlikten bahsediyorum. Eli kalem tutanlar tam 12 kat doğru düşünmekten uzak!  Bir misal:

    Yaşar Nuri Öztürk, kavramlara ilişkin iki cilt kitap yazdı. İki kitabı da ıstılahları anlatıyor. Istılah: Her dinin kendine has tanımlarına ıstılah denir. Mesela, İslam’ın savaşçısına mücahid, terörizmin savaşçısına gerilla denir. Istılahlar (namaz, siyer, oruç, hac, gusül, taharet vs) ilmihal düzeyinde bilgi demetidir; malumattır. Dindeki adı ıstılahtır; kavram değildir. Bir vaaz hocası ıstılahları pek ala bilir. Istılahlar özel yetenek isteyen bir alan değildir. Henüz kavramın, ıstılahın ne olduğunu bilen yok.

    Allah’ın kelimelerinin değiştirilemeyeceği (Yunus-64), sefil ve yüce kavram listesinin bilinmesi gerektiği, yani 12 madde merkeze alınmadıkça, orada kavramdan, doğru düşünceden eser yoktur. Kavramlar bilinmediği için toplumda çok derin çatlaklar oluştu. Yüz yıldır, her gelen nesil, kesinlikle öncekini aratıyor. Sn. Cbşk. Teşekkür ediyoruz. Bu davet, Türkiye’nin düşünce yeteneğini test ediyorKavramlar bilinmediği zaman kabak Müslümanların başında patlar; öbürleri zaten kendi kavramını uyduruyor. İki asırlık eksiklikten bahsettim. Eksiğini üzerine alınmayanın, Kurandan nasibi yoktur.

     Not: Bir önceki Yaşarken muhafazakâr; ölürken şehit!..  başlıklı makalemi okumak için makal başlığını tıklayınız...

      -  - -