Bir kişi ya da toplum, şehit kavramına sahip çıkıyorsa, bu kavramın evveliyatı olan tanımlara da sahip çıkmak zorundadır. Şehit kavramının evveliyatı olan tanım İslam, müntesibi ise Müslüman’dır. İslam’a kültür, ideoloji, Müslüman’a muhafazakâr denilmez. Ayrıca İslami kavramlar; yama-takas-vekâlet kabul etmezler. İslamcı, İslamofobi, İslamist, tanrı, ılımlı/radikal/siyasal İslam, din kültürü, muhafazakâr, demokratik İslam vs. gibi onlarca kavram, İslam’ı yok etmek içindir. Bu tür müfsit tanımlar, Allah’ın tanımlarını iptal anlamı taşır. İslam’da tayin edilen kelime bellidir ve o bağlayıcıdır; sizin zannınızı, niyetinizi yüklediğiniz kelime zandır, yalandır.

    “Şehit kavramının evveliyatı” ne demek? Şehit, İslam’ın bir cüzüdür, bileşenidir. Bütün bileşenlerin (mesela şehit, namaz, oruç, hac, cihat vs.) tamamının adı İslam, İnzal buyuran Allah, müntesibi ise Müslüman… Şehitlik nimetini veren kim? Allah, İslam, Müslüman(lık)… Nimeti verenin adının sahtesi (tanrı, Din küfürü ve ahlak silgisi, muhafazakârlık) kullanılıyor; verilen (şehitlik) doğru kullanılıyor. Evveliyata sadakat yoksa nimete sahip çıkmak doğru mu? Nimeti verenin ‘tanımı’ değil, nimet esas alınıyor. Nimeti verene sadakatsizlik buna denir. Allah’ın tanımı; O’nun hükümranlığıdır. Yanlış kavram, Allah’ın hükümranlığına karşı çıkmaktır. Çünkü tanımlayan hükmeder.

       Tanım ve tasnif ne üzerinden ise din onun üzerinden oluşur… Bu sözümüz dünya durdukça var olacak. Allah Kurana topluca imana çağırmakla birlikte; a. Kuran’ın kelimelerine, b. Hangi kelimeler olduğunu, c. Bu kelimelerin hangi dilde olduğunu, emir ve beyan ediyor. Yaşarken, tanımlanırken; sağcı, muhafazakâr, mücadeleci, nurcu, ülkücü, tarikatçı, Süleymancı (7 türedi tanım),  ama ölürken şehit öyle mi? Öyle olmayacağını şu ayetler haber veriyor. Biz size ve sizden öncekilere ‘Müslümanlar’ adını/tanımını verdik. (Hac-78) Bana, ‘Müslümanlardan’ olmam emrolundu. (Neml-91) Allah yanında din (in adı) İslam’dır. (Al-i İmran-19) Allah’ın kelimeleri değiştirilemez. (Yunus-64)  Pürüzsüz Arapça bir Kuran indirdik, korunasınız diye. (Zümer-28) Müslüman’ın tanımının; hangi dilde, hangi kelime olduğu ayetle sabittir. Mesela muhafazakâr; melez, türedi, liberal (mezhebi geniş) bir kavramdır. Yedi türedi tanım veya başkaları İslam’a temel teşkil etmezler. Türedi tanımlar, kavramlar; Türkiye’yi 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuza götürdü. Değiştirilmeyen tek İslami kavram kaldı: Şehit… Elde var şehit. Nazım Hikmet bir şiirinde, “şehit olurum dünya inkılâbı için” diyor. Yaşarken sosyalist, ölürken şehit! Demek ki yaşarken bir türlü, ölürken başka türlü olmayı herkes birbirinden öğrendi. Karşıtına dönmek budur işte!

      Birbirinden kavram çalmayan yok. Çünkü 1800’lerden sonra bu topraklar karşıtına dönmeye başladı. 1900’lerden sonra ise maziye ait ne varsa hepsi resetlendi; atıldı. Şimdi hak arama, itiraz etmek ne üzerinden yapılıyor? İnsan hakları, evrensel hukuk, uluslar arası camia, evrensel değerler, Lahey, Cenevre… Bunlar senin müktesebatında yok. Varsa göster! Bunlar batının dininin kavramlarıdır. Burada karşıtına dönmekten öte bir şey var. Batının inşa ettiği kavramlar üzerinden hak aramanın adı Stockholm Sendromudur. Bunu anlamayanın sonu Gazze’den vahim olur.

     İslami kavramların yerine bir başka kavram kullanırsan ayetleri değiştirmiş olacağını bu sayfalardan başka öğreneceğin bir sayfa yoktur. Bilen varsa söylesin! Ayetleri değiştirenin, neyi değiştirmiş olacağını kendine sor! Türedi ve sefil tanımlar İslam’a temel teşkil etmez; İslam’ı temelden yıkma amacı taşır. Bu ayetler amellere değil, sadece tanıma taalluk eden ayetlerdir. O tanım alanı, iman dairesidir. Önce iman; ameller sonra gelir. Kuran, pratikte kelimeler üzerinden değiştiriliyor. Buna herkesin kayıtları şahit! Bu tespit iki asırdır bir ilk! Bir Müslüman, kelime-i şahadet getirmek istiyorsa önce sefil ve yüce (Tevbe-40), yani ret ve kabul edilecek kavramların listesini öğrensin! Kelime-i şahadet, ‘ret’ ile başlar. Reddetmeden iman dairesine girilemez.