Günümüzde çocuk yetiştirmede çok büyük sıkıntılar yaşanıyor ve büyük ihmaller var. Ebeveynlerin önemli bir kısmı çocuk eğitiminden bihaber. Doğru bildikleri yanlışlar çok fazla. Çocuğum özgüvenli olsun diye; şımarık, edep ve saygı yoksunu çocuklar gençler yetiştiriyorlar.
Toplumda bunlarla çok sık karşılaşıyoruz.
Toplumda tırt tabir edilen çocuklar, gençler oluştu. Her şeye herkese zarar verebilen, her istediğini kafasına göre tehdit edebilen, usul erkan bilmeyen, büyük tanımayan ne idüğü belirsiz tipler. Ahmet Minguzzi ve diğer çocuk, genç cinayetlerinde bunları defalarca gördük maalesef. Bu tiplerin yetiştirilmesinde eğitim sorunları oldukça yüksek. Bizler ailede yetiştirilirken her şeyden önce; edebi, saygıyı, nezaketi, had bilmeyi ve merhameti öğrendik. Çocuklarımıza da aynısını öğretmeye çalıştık ve eğitimlerini ona göre yapmaya gayret ettik.

Toplumda gördüğümüz ve çevremizden bize aktarılan bazı örneklerle konuyu somutlaştıracağım. İlk yaşanmış örnekle başlayıp diğer örneklerle devam edelim: Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı. Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon, ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
* 6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
* Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
* Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
* Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Örnekleri artırabiliriz, bunlar gibi dünya örnek var. Sorun genellikle çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da ve diğer sosyal medya mecralarında izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?

Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.

Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik.
Ebeveynlere sesleniyorum: Kimse zaten mükemmel olamaz lakin, sizler de mükemmel çocuk yetiştirmeye değil merhametli, edepli, saygılı çocuklar yetiştirmeye odaklanın..
Lokman ÖZKUL
Eğitimci-Yazar
Faydalandığımız Kaynak Kişi:
Şeyma Çekici/ Eğitimci-Yazar-Yaşam Koçu
Next