Öncelikle basın mensuplarının, basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyor ve sorunlarının azaldığı, çözüm bulunduğu nice 10 Ocaklar diliyorum.

Basın bir milletin sesidir, insanlar tek başına seslerini duyuramayabilir lakin basın yayın organları halkın sorunlarını dile getirerek, kamuoyu oluşturarak çözüm mercilerine ulaştırmaya çalışırlar. Bu yönden baktığımızda basın mensupları takdiri hak ediyor.

Basın, görevini tarafsız ve güvenilir bir şekilde yapmalı ki insanlar basın yayın organlarına güven duyabilsin. Önceki yıllarda güvenilirlik anketlerine baktığımızda basın ilk üçte çıkardı ancak son yıllarda basında yer alan ve güvenilmez adımlar atan, şaibeli haberler yapan, insanların kişilik haklarına saldırıda bulunan bir takım basın mensupları nedeniyle basın yara aldı ve güvenilirlik anketlerinde gerilemeye başladı. Bu bir şeylerin yanlış gittiğini zaten gösteriyordu. Basında yer alan bazı insanlar ben haberi yaparım geri çekilirim, doğru yanlış orasını bilemem orası muhataplarını ilgilendirir gibi.. basın ahlak ilkelerine uymayan açıklamalar yapmaya başladılar.

Basında yer alan sözüm ona bir gazeteci, kendisi ile olan diyaloğumuzda ona şöyle demiştim: İspatlanmamış kesinliği ortaya çıkmamış, iftira niteliği taşıyabilecek bilgi ve haberlerle, insanları töhmet altında bırakıyorsun, suçluymuş gibi zan altında kalıyorlar, bu yaptığın doğru değil, dürüst ve ilkeli haberciliğe de sığmaz demiştim. O da bana pişkin pişkin, "ben iddia ederim, iddiayı çürütmek veya boşa çıkarmak onlara kalmış." demişti.

Değerli okurlar bu gazetecilik değildir, basın ahlakına asla sığmaz ve basını bir nevi tetikçilik olarak kullanmaktır. Basın organlarında bu tip insanların maalesef yer aldığını söylemek zorundayız.

Basin Ahlaki

Devletimiz bu konularla ilgili düzenlemelere gitti ve insanların haklarını koruyacak yasalar çıkardı. Çünkü gidiş iyi bir yere gidiş değildi. Basını elinde tehdit ve şantaj ve unsuru olarak kullanan insanlar vardı. Bu nedenle KVKK (Kişisel Verileri Koruma Kanunu) çıkararak insanların kişilik haklarına saldırıda bulunulması halinde, insanlar bu kişilerle ilgili yargı yoluna başvurabileceklerdi. Bu biraz olsun frenledi art niyetli insanları.

Diğer yandan toplumu yanlış yönlendiren, olmamış mevzuları olmuş gibi gösteren veyahut olacakmış gibi yaygara yapan bazı insanlar için de dezenformasyon yasası çıkarıldı. Bu da basındaki yanlış yönlendirmeleri, insanları olmadık olaylar nedeniyle galeyana getirmeyi veyahut toplumda infial oluşturabilecek mevzuları önlemeyi hedefliyordu. Büyük oranda da başarılı olundu bu konuda.

Değerli okurlar insan unsuru her yerde çok önemlidir. İnsan elinin değdiği yeri altın da yapabilir pula da çevirebilir, bu insanların maharetine kalmış. Basında da çok güzel haberler yapan, çok kaliteli köşe yazıları yazan, insanların ufkunu açan, insanların takdirle takip ettiği gazeteciler ve köşe yazarları var.

Bunun yanında kaleminden kin nefret damlayan, insanları töhmet ve zan altında bırakan, olmamış olayları olacakmış gibi hala göstermeye devam eden sözüm ona gazeteciler ve köşe yazarları da var.

Bizim insanımızın terazisi iyi tartar ve bunlara gereken cevabı da en güzel şekilde verir. Art niyetli insanlar belki bir süre sansasyonel haberler ve köşe yazıları nedeniyle prim yapabilirler ama ‘Yalancı Çoban’ misali mumları çabuk söner. Lakin halkımızın başı üzerinde taşıdığı ve her zaman haberlerine yazılarına teveccüh gösterdiği, takdir ettiği gazeteciler köşe yazarları da var ki bunlarda basının yüz akıdır. Basının yüz aklarının ‘Gazeteciler Gününü’ ayrıca kutluyorum.

13 yıldır gazete ve internet sitelerinde yazılar yazan, radyo ve televizyonlarda programlar yapan bir kardeşiniz olarak her zaman basında doğruluğu, dürüstlüğü, tarafsızlığı İlke edindik. 13 yıllık bu serüvenimizde insanların kişilik haklarına saldırıda bulunmadık, iddia ediyoruz kendini akla demedik, teyit edilmiş bilgiyi, iddiayı gündeme getirmişsek dahi onun için cevap hakkının her zaman mevcut olduğunu programlarımızda dile getirdik. Bizler basına fahri olarak bu şekilde destek verirken, basının içinde yer alan ve sadece mesleği bu olan insanların yapmış olduğu yanlış gazetecilik yöntemlerini yadırgadığımızı da ifade etmek isterim. İnşallah onlar da yanlışlarından dönerler ve basın ahlak ilkelerine uygun olarak haberler yaparlar, köşe yazılarını da buna uygun yazarlar diyerek, yazımın sonunda ‘Basın Ahlak Yasasının’ bazı hükümlerini tekrar gündeme getirelim:

✔ Gazetecilik mesleği, kişisel yarar için ve kamu zararına kullanılamaz.

✔ Ahlaka aykırı ve müstehcen yayın yapılamaz.

✔ Şeref ve haysiyetlere karşı haksız yayın yapılamaz, kişi ve kurumlar aleyhinde iftirada bulunulamaz.

✔ Din istismar edilemez.

✔ Haberler doğruluğuna emin olunmadan yazılamaz.

✔ Taraf tutan fikirler haber metninde verilemez.

✔ Yayınlanmamak kaydıyla verilen bilgiler yayınlanamaz.

✔ Yanlış yayınlar dolayısıyla gönderilen tekzipler en kısa zamanda yayınlanır.

Doğru, ilkeli ve tarafsız haberlerin yapıldığı bir habercilik anlayışına ulaşabilmek ümidiyle..

Lokman ÖZKUL

Eğitimci-Yazar