Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tüketici kredilerinde Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) konusunda emsal niteliğinde bir karara imza attı. Kararda, kredi sözleşmesinde BSMV'nin tüketici tarafından ödeneceğinin açıkça belirtilmesi halinde bu düzenlemenin "haksız şart" sayılamayacağı vurgulandı. Karar, benzer uyuşmazlıklarda mahkemelere yol gösterecek nitelik taşıyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kredi sözleşmesinde BSMV'nin tüketici tarafından karşılanacağının açık, anlaşılır ve görünür şekilde düzenlenmesi halinde, bankanın bu tutarı tüketiciden tahsil edebileceğine hükmetti. Kararda, yalnızca bankanın verginin yasal mükellefi olmasının, söz konusu verginin tüketiciye yansıtılmasını tek başına hukuka aykırı hale getirmeyeceği belirtildi.

UYUŞMAZLIK ANTALYA'DA AÇILAN DAVAYLA BAŞLADI
Hukuki süreç, Antalya 3. Tüketici Mahkemesinde açılan davayla başladı. Davacı tüketici, farklı tarihlerde kullandığı tüketici kredileri nedeniyle banka tarafından tahsil edilen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'nin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. Tüketici, ödediği BSMV tutarının iadesi amacıyla banka hakkında icra takibi başlattı. Bankanın icra takibine itiraz etmesi üzerine takip durdu.
Bunun ardından tüketici, bankanın itirazının iptal edilmesi, icra takibinin devam etmesi ve banka hakkında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemiyle dava açtı. Davacı taraf, BSMV'nin yasal mükellefinin banka olduğunu belirterek bu verginin tüketiciye yüklenemeyeceğini savundu.
BANKA: TAHSİLAT SÖZLEŞMEYE UYGUN YAPILDI
Davalı banka ise yaptığı savunmada, tahsil edilen BSMV'nin yürürlükteki mevzuata ve taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesine uygun olduğunu bildirdi. Banka, kredi kullandırılmadan önce tüketiciye ödeme planı ile sözleşme hükümlerinin sunulduğunu, BSMV dâhil tüm maliyetlerin açık şekilde gösterildiğini belirtti. Savunmada ayrıca tüketicinin sözleşmeyi imzalayarak bu şartları kabul ettiği ifade edildi.
YEREL MAHKEME TÜKETİCİYİ HAKLI BULDU
Davaya bakan Antalya 3. Tüketici Mahkemesi ilk derece yargılamasında tüketici lehine karar verdi. Mahkeme kararında, BSMV'nin yasal mükellefinin banka olduğu belirtilirken, verginin tüketiciye yüklenmesine ilişkin hükmün banka tarafından hazırlanan standart sözleşmede yer aldığı ve tüketiciyle ayrıca müzakere edilmediği ifade edildi.
Mahkeme, söz konusu düzenlemenin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında "haksız şart" niteliğinde olduğuna karar verdi. Bu kapsamda bankanın icra takibine yaptığı itiraz iptal edilirken, takibin devamına ve banka aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedildi.

ADALET BAKANLIĞI KANUN YARARINA TEMYİZE BAŞVURDU
Yerel mahkemenin kararının ardından dosya Adalet Bakanlığının gündemine taşındı. Bakanlık, kararın yürürlükteki mevzuata ve Yargıtay'ın daha önce verdiği kararlarla çeliştiği gerekçesiyle kanun yararına temyiz başvurusunda bulundu. Başvuruda, tarafların sözleşme serbestisi kapsamında BSMV'nin tüketici tarafından ödenmesini kararlaştırabileceği ifade edildi. Bakanlık ayrıca kredi sözleşmesinde bu hususun açık şekilde düzenlenmesi halinde ilgili hükmün haksız şart olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
YARGITAY SÖZLEŞME HÜKÜMLERİNİ İNCELEDİ
Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerini birlikte değerlendirdi. İncelemede, davacı tüketicinin farklı tarihlerde bankadan toplam altı ayrı tüketici kredisi kullandığı, bu krediler kapsamında ise toplam 5 bin 21 lira 24 kuruş BSMV ödediği tespit edildi. Yargıtay, yalnızca verginin yasal mükellefini değil, kredi sözleşmesinin içeriğini ve tüketicinin sözleşme öncesinde yeterli şekilde bilgilendirilip bilgilendirilmediğini de değerlendirmeye aldı.
BSMV ÖDEME PLANINDA AÇIK ŞEKİLDE YER ALDI
Kararda, kredi öncesi bilgilendirme formlarında ve kredi sözleşmelerinde BSMV'nin tüketici tarafından ödeneceğinin açıkça düzenlendiği belirtildi. Ayrıca tüketicinin toplam geri ödeme tutarı içerisinde BSMV bedelinin de ayrı şekilde gösterildiği ifade edildi. Yargıtay, tüketicinin kredi sözleşmesini imzalamadan önce ödeyeceği toplam borç, faiz, vergi ve diğer maliyet kalemlerini görme imkânına sahip olduğuna dikkat çekti.

YARGITAY: HAKSIZ ŞART OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kredi sözleşmesinde BSMV'nin tüketici tarafından ödeneceğinin açıkça kararlaştırılması halinde bankanın bu tutarı tüketiciden tahsil edebileceğine hükmetti. Kararda, bu düzenlemenin tüketici aleyhine dengesizlik oluşturan veya iyi niyet kurallarına aykırı bir sözleşme hükmü olmadığı belirtildi.
Daire, sözleşmede açık biçimde yer alan ve tüketicinin önceden bilgilendirildiği mali yükümlülüklerin sonradan haksız şart olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Kararda ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ile kapatılan Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin benzer uyuşmazlıklarda verdiği kararlar da hatırlatıldı.
YEREL MAHKEMENİN KARARI KANUN YARARINA BOZULDU
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Antalya 3. Tüketici Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna ulaştı. Bu kapsamda Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz başvurusu kabul edildi. Yerel mahkemenin tüketici lehine verdiği karar, taraflar bakımından hukuki sonuç doğurmamak üzere kanun yararına bozuldu. Karar, kesinleşmiş yerel mahkeme kararını değiştirmese de benzer davalarda uygulanabilecek önemli bir hukuki değerlendirme niteliği taşıyor.

KARAR KREDİ KULLANAN TÜKETİCİLER AÇISINDAN NE İFADE EDİYOR?
Yargıtay'ın kararıyla birlikte tüketici kredilerinde BSMV tahsilatının her durumda hukuka aykırı kabul edilemeyeceği ortaya konuldu. Karara göre; Kredi sözleşmesinde BSMV'nin tüketici tarafından ödeneceği açıkça belirtilmişse, Tüketici sözleşme öncesinde bu konuda bilgilendirilmişse, Vergi tutarı ödeme planında açık şekilde gösterilmişse, bankanın yaptığı tahsilat hukuka uygun kabul edilebilecek.
Buna karşılık sözleşmede BSMV'ye ilişkin açık hüküm bulunmaması, tüketicinin yeterince bilgilendirilmemesi veya maliyet kalemlerinin şeffaf şekilde gösterilmemesi durumunda uyuşmazlıklar her somut olayın şartlarına göre değerlendirilecek.
KREDİ SÖZLEŞMELERİNDEKİ AYRINTILAR ÖNEM KAZANDI
Yargıtay'ın emsal niteliğindeki kararıyla birlikte kredi sözleşmelerindeki mali yükümlülüklerin açık şekilde düzenlenmesinin önemi bir kez daha gündeme geldi. Karar doğrultusunda kredi kullanacak vatandaşların yalnızca faiz oranını değil; toplam geri ödeme tutarını, vergi, fon, sigorta, tahsis ücreti ve diğer masraf kalemlerini de sözleşme imzalanmadan önce ayrıntılı şekilde incelemesi gerekiyor.
Next





