“Kadınlar fazlası ile günaha giriyorlar, bazı solgun gömleklerin çözük düğmelerinden. Gece, arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin, küfre yaklaştıkça inancım artıyor.” (Bilge Şair)

 

    Yedi düvel, kadın hakları tuzağı ve yaza geldiğimiz diğer tuzak kavramlar ve bilgi sistemleri ile Türkiye’ye ve dünyaya “hak, bilgi, değer dayatıyor” ve yeryüzünü tanımlıyor. “Tanımlayan Hükmeder.” (Bkz. Afyonhaber) Bu tanımlara razı olan (olmayan yok) ülkeler için helak olmak kaçınılmaz sondur. Türkiye’de vekâlet kavramlarına karşı neden karşı tanım geliştirilmiyor? Çünkü vekâlet, emanet kavramlar ile düşünüyorlar. Cümle kurmasını bilen, her ithal kavramı tanımlayabilir. Küreselleşme değil, küreselleşme çukuru gibi. Kadın hakları sakızı, yedi düvelin sakızıdır. Kadınların günah galerisidir. Her sakız zaman içinde çöpe atılır.

 

    Kadınların günah galerisi nedir? Dünyada neden cinselliğin pazar payı en yüksek? Kadınlar neden reklamlara ‘malzeme’ oluyorlar? Kadınlar neden podyumda ‘konu mankeni’ oluyor? Kadınlar; görüntüsü yani kaportası ile neden ticarete konu oluyor? Tüm zamanlar boyu hiçbir şey kadın gövdesi kadar fâş olmadı; neden? Kadınlar bunlara neden itiraz etmiyorlar? Hepsinin sebebi kadın hakları tuzağı, yedi düvel tipi yaşama biçimidir. Bunların hepsi kültürel etkinlik olarak bilinir; doğrudur. Kültür budur işte! Kültür; dine karşı dindir. Kelimelerini bilmeyen; veriyor İslam’ı, alıyor kültürü.

 

     Hak nedir? Yaşama biçiminde, değer tanımlarında, Allah’ın emir buyurduklarını esas alan, Allah’ın vaaz ettiği haklara iman etmiş olur. Avrupa’dan gelen hakları esas alan ise Avrupa’ya iman etmiş olur. Allah’a sadakati olan oturur; Allah’ın vaaz ettiği hakları öğrenir. Allah’ı ciddiye almayan ise batıdan hak ve değer devşirir. Allah’ın vaaz ettiği haklar ile kadın hakları tuzağının zerre alakası yoktur.

 

    Allah’ın vaaz ettiklerine iman ve amel eden hanımlar için İslam’ın vaadi: “Cennet anaların ayakları altındadır.” Avrupa’nın vaaz ettiği kadın hakları tuzağına düşenlerin öbür dünyaya yönelik bir beklentileri yoktur. Allah’a zıt olarak, gayrimüslim dünyada kaleme alınan ‘kadın haklarını’ cennette arayacak değiliz ya!

 

    N. Fazıl, işlerin berbat olduğunu anlatmak için; “Bir şarkıcı kadındır gazinoda Adalet” demişti. Kadın hakları tuzağına düşen dünya, feminizm ideolojisine, cinsiyet eşitliği diyerek; “yeter, biraz da erkekler doğursun” sapkınlığına geldi dayandı. Mal eşitlenir, ama insanlar (kadın-erkek) eşitlenemez. Bir şey eşitlendikten sonra, PAYLAŞILMASI hiç de zor değildir. Eşitlik için eşiğe oturanlar, yukarıdaki sorularda ve daha nice alanda, kadınları paylaşıma ve pazara ürün yaptılar.

 

   ‘Kadın hakları’ diyen aslında şöyle diyor: “Allah’ın verdiği haklar kesmedi; gönlüme göre haklar verin.” Kadın hakları bildirgesini 1791’de Fransız Gouges yazdı. Hz. Ömer, İmamı gazali yazacak değil ya! Senin hak ve hukukuna İslam cevap verememiş; Fransa’da arıyorsun öyle mi? Kadın için akıl ve doğa karar vermeliymiş. Ya Allah? Hâşâ; geç Allah’ı! Bildirgeyi okursanız kendinizi din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde zannedersiniz. Batı, kimliğini saklamıyor: “İnsan insanın kurdudur.” Bu kadın hakları tuzağı da kurt kanunundan başkası değildir; çünkü insandan sadır olmuştur.

 

    “Peki, Allah’ın verdiği hakları nerede bulayım?” O hakları öğrenip, hayata hâkim kılmak için yaratıldın. Kimden, nereden bekliyorsun? Dinini bir yerlere ihale etmeyen, Allah’ın verdiği hakları arar da bulur. Medya mezhebinden, din acentelerinden duyduklarını din mi zannediyorsun? Allah’a tanrı, İslam’a kültür, Müslüman’a muhafazakâr diyenlere, Allah’ın haklarını sürsen bulaşmaz.

 

    Kadın hakları tuzağına düşenler, “ya çocuk beşiği, ya devlet eşiği”; yani, “kırk katır mı, kırk satır mı” teklifine fit oldular. Erkekler de bunu seyrediyorlar. Kadın hakları sakızı üzerinden söylediklerimiz, bütün vekâlet kavramları için geçerlidir.

 

   Bir yıldır Afyonhaber’de; dünyada ve Türkiye’de hiç kimsenin yazmadıklarını yazıyorum. Bunun tersini ispat edemeyen, yazdığımız hakikatlere mesafeli duran ve bu büyük iddiayı yiyip yutanlar için söyleyeceğim şudur: Kendini hakikate kapatmış. Yeni kurbağa dili kullanmıyoruz. Bana; “seni iyi anlıyorum” diyen Allah’ın kulları var mı acaba!