Bir mahalle kahvesinde konuşulur gibi beka meselesi konuşuluyor. Bir toplumda FİL’ce, Frenkçe, İngilizce, Latince kavramlarla konuşuluyorsa orada büyük yanlışlara ses çıkaran yoktur. Orada kol kırılır yen içinde kalır. Konuşup-yazmaya hamledenler dünyanın davulcusu olur.
Beka Meselesinde Kim Ne Diyor?
“Türkiye’yi biz idare ederiz” diyen bir tabela sahibi, “yanlış siber hizmet alımı beka meselesidir” dedi. Devletin hizmet alıp, hizmet verdiği en az yüz kalem vardır. Her kaleme beka meselesi dersen devleti devlet yapan temeli bilmiyorsun demektir. Devletin efradını cami, ağyarını mâni yapan şeyi bilseydin; işte odur beka meselesi.
Bir başka tabela sahibi:
“Kanal İstanbul beka meselemizdir” dedi. Ancak bu tabela kanal İstanbul’u reddediyor. Madem reddediyorsun “kanal İstanbul beka meselemizi tehdit ediyor” demesi gerekirdi. “Falan iş beka meselemizdir” dediğiniz zaman “o işi yapalım, ihmal etmeyelim” demektir. Hem bir işi reddedeceksin hem de beka meselemizdir diyeceksin. Çam devirmek buna denir.
Bir başka tabela sahibi:
“Kültür beka meselemizdir” dedi. Cemil Meriç “kültür en kaypak kavramdır” dedi. Aradaki uçuruma bakın! “Kültür beka meselemizdir” demek en büyük yanlıştır. Kültür, besmeleyi reddeden bütün fiillerin ortak adıdır. Daha niceleri ekonomi, terör, nüfus, yolsuzluk, her şeye beka meselesi diyorlar. Fili tuttukları yerden ibaret zannediyorlar. Bu kadar acı örnek yeter!
Beka Meselesi Ne Demektir?
Dünya durdukça var olmak, ortadan kalkmamak, kendi yağı ile kavrulmak, kendi ayakları üzerinde durabilmek demektir. Bu anlam içeriğinin bir devlette tahakkuk etmesine beka meselesi denir. Dünyada her devlet FİL’ce tanımlanarak bu anlam içeriğini kaybediyor.
Var Olmak Kaç Türlüdür?
İki türlüdür. Bir millet ‘var olmak ya da olmamak’ noktasında savaşlar yapmıştır. Savaşın en zorlu anlarında o millet neye sığınmışsa o sığındığı şeyi ikame etmek beka meselesidir. Biz Çanakkale’de, müthiş bir deprem anında “Allah, Allah” diyerek var olmaya, ayakta kalmaya çalıştık. Gayrimüslimler savaşlarda “hurraaa!” diyerek saldırırlar; yine bugün Irak’a, Ortadoğu’ya, Filistin’e ‘hurrraaaa’ diyerek saldırıyorlar. Hayatın en zorlu anında insan neye sığınıyorsa, bütün meselelerini güven altına alan şey ne ise işte o şey beka meselesidir. Türkiye’de beka meselesinin çimentosu İslam’dan başkası değildir. Beka meselesi diyenler başlarına ne geldi ise onu beka meselesi zannediyorlar.
Beka Meselesinin Alameti Nedir?
İslami kimliktir. Toplumun önüne çıkıp “bizim kimliğimiz şudur” diyen yok. O halde hiç kimsenin beka meselesinden söz etme hakkı yoktur. Kimliğini deklare etmeyen ne ile var olacak? Beka meselesinin getirisi yüksek bir tanım olduğunu zannediyorlar. Tefsir ve meallerinde Allah’a tanrı, haşa erkek put diyen (dişi put tanrıça), Müslüman’a muhafazakâr, İslam dinine ‘kültür dini’ diyen bir toplumun beka meselesine neden ihtiyacı olsun ki! İhtiyaç yok ki her şeye beka meselesi diyorlar. Türkiye’de beka meselesi değil “mikroplar-vitaminler-sosyal güvence” teslisini ikame etmek öne çıkıyor. Her ağzını açan lokma, hırka, gelir düzeyinden bahsediyor, FİL’ce konuşuyor. “Sen onları konuşma biçiminden tanıyacaksın!” (Muhammed-30) Ayetteki ‘onlar’ zamiri ‘hurraaa!’ diyenlere, ‘sen’ zamiri ise bize ‘Allah’ diyenlere tekabül ediyor. Sonuç: Ayetin ‘onlar’ ithamına/dışlamasına maruz kalmak veya kalmamak, beka meselesini bilmek veya bilmemektir. FİL’ceye itibar eden hiç kimse cümle kuramaz. Cümle kurmak devlet kurmaktan daha zordur.