'Çocuk" deyip geçmemek lazım.. O, geleceğin sermayesi, güzelliklerin müjdecisidir. Elbette, onu iyi yetiştirebilirsek. O zaman gelin, anne-babalar olarak su püf noktaları gözden geçirelim ve eksikliklerimizi gidermeye çalışalım. Güzel günleri, bizim yetiştireceğimiz evlatlarımız oluştursun, biz de onlara yardımcı olalım. Anne-baba olmanın kolay olmadığını hiçbir zaman unutmayalım.

 

"Saygı görmeyen bir çocuktan saygı beklemeyin.

 

Sevgi görmeyen bir çocuktan sevgi de beklemeyin.





 

Çocuğunuza içten bir sarılma, sevgiyi tüm kelimelerden daha iyi anlatır.

 

Çocuklardaki merakı engellemeyin. Merak, bilginin kaynağıdır. Girişimciliği engellemeyin. Girişimcilik, canlılığın kaynağıdır. Bireyselciliği engellemeyin. Bireysellik, bilgeliğin kaynağıdır.

 

Çocuklara karşı verilen olumsuz tepki, olumsuz etkiyi oluşturur.

 

Olaylara kayıtsız kalmak, hak ettiği övgüyü bulamayan çocukların çevrelerine verdikleri cezadır.

 

Çocuklarınızı yakından izleyin. Her gün yeni şeyler keşfettiğinizi göreceksiniz.

 

Çocuklarınıza “empati” yapmayı öğretin. “Sen onun yerine olsaydın ne yapardın?” , “Sen kendini bu çocuk yerine koyarsan nasıl davranırdın?”, “sen eğer sokakta yaşayan bir kedi olsaydın insanlardan ne beklerdin” benzeri sorularla empati yapmasını sağlayın.





 

"Hayır" kelimesini kullanmanız gerekiyorsa, bunu çocuğunuzu küçük düşürmeyecek şekilde yapın, mantıklı ve ikna edici cümlelerle anlatarak “olmaz” deyin. Ama mutlaka, çocuğunuzun bazı isteklerine “hayır” deyin, olumsuz cevap verin.

 

Bir çocuğu yemek için asla zorlamayın. Açlık, bu işi sizin için yapacaktır. Üç kaşık ye, beş kaşık ye demeyin, elinizde tabak çocuğun peşinde koşmayın… Ama, çocuğunuzun yemek dıışnda abur cubur yemesini de sınırlandırın ki, çocuk yemek zamanında yemeğini yesin.

 

Çocuklarınıza söylediğiniz her söz, sizi üzecek ya da sevindirecek bir biçimde, onlar tarafından tekrar size geri dönecektir.

 

Bir bebek, karşısındakileri kızdırmak için değil, onlara bir şeyler anlatmak için ağlar.

 

Çatışmayı doğuran, sevgi eksikliği değildir; ancak sevgi yoluyla çözüm aramamak, yeni çatışmaların kaynağıdır.

 

Kurallarınız varsa, nedenleriniz de olmalıdır. Bu nedenleri bilmek hem sizin hem de çocuğunuzun hakkıdır.

 

Çocuğunuzun arkadaşlarını, kendi arkadaşlarınız gibi sıcak karşılamalısınız.

 

Çocuğunuzun yanında, birbirinizle istişare edin, danışın ama yüksek sesle ve kırıcı şekilde kavga etmeyin.





 

Çocuğunuzun sorularına karşı göstereceğiniz ilgisizlik, onun başka sorular sorma isteğini kıracaktır ve bilgi dağarcığı yetersiz olacaktır.

 

Eğer sinirli ve iyi değilseniz, "kötü bir gününüzde" olduğunuzu çocuğunuza söylemelisiniz.

 

Sizin gibi, çocukların da hayal kurmaya ihtiyacı vardır. Çocuğunuz, hayallerinden birini sizinle paylaşmak istiyorsa, size ne kadar değer verdiğini anlayın ve onu tüm kalbinizle dinleyin.

 

Hata yaptığınızı çocuğunuza itiraf edemiyorsanız, güvenilirliğinizi zamanla kaybedersiniz.

 

Çocuğunuzdan, hissetmediği şeyleri söylemesini beklemeyin.

 

Anne-babanın yerine getirmesi gereken en önemli ve en güç sorumluluk, çocuklarına, duygularına nasıl yön verebileceklerini öğretmektir.

 

Çocuklar, karar vermeyi karar vererek öğrenirler. Onları bu konuda özendirin.

 

Çocuğunuza verdiğiniz sözleri tutun.

 

Konuşan bir çocuğun sözlerini tamamlamaya çalışmayın.

 

Bir çocuğun hayatındaki tüm riskleri kaldırırsanız, o çocuğun hayatındaki tüm canlılığı da kaldırmış olursunuz.

 

Çocuğunuza soru sorarsanız, cevabı beklemeyi unutmayın.

 

Çok kızgın olduğunuz, belki içinizde sevgi duymadığınız anlarda sevgi doluymuş gibi davranmak sahtekarlık değil, eşsiz bir anne-baba olmaktır.







SON NOT...



Peygamber Efendimizin çocuk sevgisi bambaşkaydı...



Bir çocuk gördüğü zaman Peygamberimizin (S.A.V.)  mübarek yüzünü neşe ve sevinç kaplardı. Onu tutar, kollarının arasına alır, kucaklar, okşar, sever ve öperdi.

Gördüğü ve karşılaştığı her çocuğa selâm verir, hatırını sorardı. Binekli bulunduğu zaman çocukları terkisine alır, gidecekleri yere kadar götürürdü. Çocuklarla arkadaşça konuşur, onların yanında çocuklaşır, anlayış seviyelerine göre sohbet eder, öğütler verirdi.



Peygamberimiz özellikle kendi çocuk ve torunlarına çok düşkündü. Onlar için şefkatli bir baba, merhametli bir dedeydi.





Kalın sağlıcakla...





[email protected]