Afyonkarahisar’ın kayaya oyulmuş ikinci hikâyesi
Afyonkarahisar denince muhtemelen aklınıza ilk olarak termal sular geliyordur. Şehrin turizm tanıtımı uzun bir süredir kaplıca tesisleri üzerinden yürütüldüğü için dışarıdan gelen ziyaretçinin zihnindeki tablo genellikle havuz ve otel ikilisinden ibaret. Oysa Afyon’da, bu tanıtımın pek değmediği ikinci bir tarihsel katman bulunuyor. O katman ise otellerde değil.
İhsaniye yönüne doğru ilerlediğinizde arazi sertleşmeye başlar. Yüzeyi oyuklarla kaplı tüf kayalar yükselir. Bu oyuklar rastlantısal oluşumlar olmayıp; Frig devrinde başlayan, Roma ve Bizans çağlarında da devam ettirilen bir yaşam kültürünün günümüze ulaşan kalıntılarıdır.
Kale, kentin en görünür işareti
Kentin adını aldığı kara kale, merkezde yükselen volkanik kayalığın tepesinde duruyor. Kalenin geçmişi Hititler dönemine kadar dayanıyor. Sonrasında Frigler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlıların aynı kaya kütlesinden faydalandığı görülüyor. Her dönem kendi ihtiyacına göre eklemeler yaptığı için bugün yukarıda gördüğünüz mimari, bu katmanların birleşimi.
Basamakları tırmanmayı planlıyorsanız sabahın erken saatlerini tercih etmenizde fayda var. Zira zirvede gölgelik alan bulunmuyor.
Kale birçok kişinin gördüğü tek kaya yapısı olarak kalır. Oysa aynı jeolojik yapının çok daha geniş ve eski örnekleri kentin kuzeybatısında, merkezden birkaç kilometre uzakta başlıyor.
Frig Vadisi il sınırını nasıl aşıyor
Frig Vadisi tek bir ilin idari sınırlarına sığmaz. Afyon, Kütahya ve Eskişehir arasında geniş bir coğrafyaya yayılıyor.
Bölgenin Afyonkarahisar ayağı ağırlıklı olarak İhsaniye ilçesinde toplanıyor. Alanda kaya mezarları, sonradan kiliseye dönüştürülen oyuklar, anıtsal cepheler ve yerleşim odaları yan yana yer alır. Kimi noktada üç farklı dönemin izini aynı kaya yüzeyinde alt alta okumak mümkün.
Vadinin adı Friglerden gelse de burası tek dönemlik bir yerleşim değil. Tüf kayası kolay işlenen bir malzeme olduğu için sonradan gelen her topluluğun aynı yüzeyleri kendi ihtiyacına göre oyduğu görülüyor.
Eskişehir tarafı daha popüler olup; Afyon tarafı ise hem daha dağınık hem de daha sessiz.
Ayazini ve Döğer hattı
Ayazini köyü, vadinin en derli toplu bölgesi. Kaya kiliseleri ve Roma döneminden kalan kaya mezarları yan yana bulunuyor. Tümü köyün içinde yer aldığından araç kullanmaya gerek kalmadan yürüyerek gezilebilir.
Döğer tarafında hem Frig kaya anıtları hem de bir kervansaray bulunuyor. Emre Gölü’ne uzanan hat daha tenha bir yapıda. Aracı bırakıp patikalardan yürümeniz gereken noktalar çıkabilir.
İhsaniye çevresinde Aslantaş ve Yılantaş gibi anıtsal kaya cepheleri yer alıyor. Bunların mezar anıtı olarak yapıldığı ve isimlerini yüzeylerindeki kabartmalardan aldığı biliniyor. Seydiler tarafında ise peribacalarını andıran oluşumlarla karşılaşılıyor. Vadide karşılaştığınız kaya formlarının bir kısmı, insan eliyle açılmayan doğal formlar.
Kırkinler, adından anlaşılacağı üzere çok sayıda oyuk odadan oluşuyor. Burada rehber eşliğinde gezmek daha faydalı olabilir. Zira hangi odanın hangi döneme ait olduğunu ayırt etmek kolay değil.
Bir gün yeter mi
Vadiyi bir günde dolaşmak mümkün. Lakin oldukça sıkışık bir program olur. Çünkü Ayazini ile Döğer arasındaki mesafe kısa değil. Bunun yanı sıra yolda durup görmek isteyeceğiniz çok sayıda detay bulunuyor. Geziyi iki güne yaymak hem kaleyi hem vadiyi rahatça görmenizi sağlayacaktır.
Ayakkabı seçimini oldukça önemli. Kaya yüzeyleri yağışın ardından kayganlaşıyor. Ayazini ile Kırkinler’de yürüyeceğiniz zeminin büyük kısmı ise işlenmemiş doğal kaya. Buna uygun rahat bir ayakkabı tercih etmenizde yarar var. Yanınıza mutlaka su alın. Köy içlerinde her an açık bir işletme bulamayabilirsiniz.
İki günlük bir plan yapacaksanız konaklamayı kent merkezinde planlamanız daha mantıklı olacaktır. Bölgedeki konaklama seçenekleri arasından merkeze yakın olanını tercih etmek, ertesi sabah vadiye erken çıkmayı kolaylaştırıyor. Gün boyu kayalıklarda yürüdükten sonra akşamı kaplıca otelinde geçirmek son derece pratik bir kapanış olabilir. Termal açsından merkeze en yakın iki bölge, Ömer-Gecek ve Gazlıgöl’dür. Sandıklı Hüdai ise daha uzakta kalıyor.
Bölgeye nasıl gidilir
Afyonkarahisar ulaşım haritasında oldukça rahat bir konumda. Ankara-İzmir ile İstanbul-Antalya akslarının kesiştiği noktada bulunduğu için otobüs bağlantıları hemen her yönden mevcut. Dışarıdan gelecek bir ziyaretçinin işini kolaylaştıran şey de bu, çünkü Afyonkarahisar otobüs seferleri günün farklı saatlerine dağıldığı için varış saatini geziye göre ayarlamak mümkün oluyor.
Uçakla gelmek isteyenler için imkânlar daha dar. Şehrin kendine ait bir havalimanı bulunmuyor. Bölgede hizmet veren Zafer Havalimanı, Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde yer alıyor. Tarife geniş olmadığı için uçuş tarifelerine yola çıkmadan bakmak şart.
Vadinin iç kısımları için toplu taşımaya güvenmeyin. Ayazini ile Döğer arası, köy hatlarıyla rahat dolaşılacak bir rota değil. Kendi aracınız yoksa günübirlik tur veya kiralık araç seçeneklerini değerlendirmeniz gerekebilir.
Sonuç
Frig Vadisi’nin Afyonkarahisar ayağı, henüz yeterince popüler değil. Bunun bir nedeni tanıtım eksikliği, diğer nedeni ise yönlendirme yetersizliği. Kalabalığın azlığı ise şimdilik turistler için olumlu bir durum.
Next





