Malum, 2 ay sonra ülkemiz genelinde yerel seçimler var, köyümüzde, beldemizde, ilçemizde, ilimizde, kentimizde muhtarlarımızı, il genel meclisi ve belediye meclisi üyelerimizi, belediye başkanlarımızı seçeceğiz.

Seçimlerin şimdiden, yaşadığımız yerlere hayırlı olmasını dilerim.

İnşallah seçimler, daha sağlıklı, daha sosyal, daha mutlu, daha huzurlu ve daha mutlu ortamlarda (şehirlerde) yaşamamıza vesile olur.

Bu vesileyle, bu yazımda “şehir ve kent” kavramlarını ele alacağım.

“İdeal şehir, yaşanası şehir, güzel şehir, mutlu şehir” nasıl olur, nasıl olmalı…

“Kent” kelimesinin kökeni Orta Asya'da yer alan Soğdiana'da ve Çin'deki Soğd göçmen gruplarının yaşadığı bazı bölgelerde kullanılmış bir Doğu İran dili olan Soğdakça’dan keliyor. Mesela “Semerkand” şehrindeki “kand” bu kökten…

“Şehir” Farsça bir kelime, “kent ve şehir” Türkçe’de aynı anlamda kullanılıyor. İngilizce’de city, eski Yunanca’da polis, Arapça’da medine…

“Kent ya da şehir” kelimesinin günümüzdeki anlamı “nüfusunun çoğu ticaret, sanayi ya da hizmet alanında çalışan, tarımsal etkinliklerin sınırlı olduğu yerleşim yeri” şeklinde…

“İdeal kent”in en önemli öznesi “bilinçli kentli” olabilmek. Bir şehirde ne kadar fazla “bilinçli kentli” ya da “kentlilik bilinci yüksek” insan varsa, o şehir “ideal veya yaşanabilir bir kent” olabiliyor.

 “Kentli haklarının korunduğu; iyi yaşam koşullarının sağlandığı; değerini içinde yaşayan, ziyaret eden, çalışan ve ticaret yapan, iş, eğlence, kültür ve bilgiyi orada arayan ve eğitim görenlerden alarak; bir çok sektör ve aktiviteyi (trafik, çalışma, spor, gezi, dinlenme) bir arada ve uyum içinde barındıran yaşam yeri olarak” tanımlanabilecek olan  İdeal kentler, bu özellikleri bakımından kentsel yaşam kalitesinin yüksek olduğu mekanlardır. (MADRAN, E., “Kentli Hakları Üzerine”, Güney Mimarlık, Eylül, S.1, 26-30, (2010).)

Avrupa Konseyi’nin 1992 yılında kabul ettiği Avrupa Kentsel Şartı, kentlilerin dayanışma içinde ve sorumlu yurttaş bilinciyle yararlanacakları hak ve sorumluluklar ile kent yönetimlerinin gerçekleştirmekle yükümlü bulundukları görevleri içermekte…

Gelin, bunları yeni seçilecek başkanlarımıza ilham olur düşüncesiyle paylaşalım…

1. Güvenlik: Mümkün olduğunca suç, şiddet ve yasa dışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kent;

2. Kirletilmemiş, Sağlıklı Bir Çevre: Hava, gürültü, su ve toprak kirliliği olmayan, doğası ve doğal kaynakları korunan bir çevre;

3. İstihdam: Yeterli istihdam olanaklarının yaratılarak, ekonomik kalkınmadan pay alabilme şansının ve kişisel ekonomik özgürlüklerin sağlanması;

4. Konut: Mahremiyet ve dokunulmazlığının garanti edildiği, sağlıklı, satın alınabilir, yeterli konut stokunun sağlanması;

5. Dolaşım: Toplu taşıma, özel arabalar, yayalar ve bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, birbirinin hareket kabiliyetini ve dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan uyumlu bir düzenin sağlanması;

6. Sağlık: Beden ve ruh sağlığının korunmasına yardımcı çevrenin ve koşulların sağlanması;

7. Spor ve Dinlence: Yaş, yetenek ve gelir durumu ne olursa olsun, her birey için, spor yapabileceği ve boş vakitlerini değerlendirebileceği olanakların sağlanması;

8. Kültürlerarası Kaynaşma: Geçmişten günümüze, farklı kültürel ve etnik yapıları barındıran toplulukların barış içinde yaşamalarının sağlanması;

9. Kaliteli Bir Mimari ve Fiziksel Çevre: Tarihi yapı mirasının duyarlı bir biçimde restorasyonu ve nitelikli çağdaş mimarinin uygulanmasıyla, uyumlu ve güzel fiziksel mekânların yaratılması;

10. İşlevlerin Uyumu: Yaşama, çalışma, seyahat işlevleri ve sosyal aktivitelerin olabildiğince birbiriyle ilintili olmasının sağlanması;

11. Katılım: Çoğulcu demokrasilerde kurum ve kuruluşlar arasındaki dayanışmanın esas olduğu kent yönetimlerinde gereksiz bürokrasiden arındırma, yardımlaşma ve bilgilendirme ilkelerinin sağlanması;

12. Ekonomik Kalkınma: Kararlı ve aydın yapıdaki tüm yerel yönetimlerin, doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kalkınmaya katkı konusunda sorumluluk sahibi olması;

13. Sürdürülebilir Kalkınma: Yerel yönetimlerce ekonomik kalkınma ile çevrenin korunması ilkeleri arasında uzlaşmanın sağlanması;

14. Mal ve Hizmetler: Erişilebilir, kapsamlı, kaliteli mal ve hizmet sunumunun yerel yönetim, özel sektör ya da her ikisinin ortaklığıyla sağlanması;

15. Doğal Zenginlikler ve Kaynaklar: Yerel doğal kaynak ve değerlerin yerel yönetimlerce, akılcı, dikkatli, verimli ve adil bir biçimde, beldede yaşayanların yararı gözetilerek, korunması ve idaresi;

16. Kişisel Bütünlük: Bireyin sosyal, kültürel, ahlaki ve ruhsal gelişimine, kişisel refahına yönelik kentsel koşulların oluşturulması;

17. Belediyelerarası İşbirliği: Kişilerin yaşadıkları beldenin, beldeler arası ya da uluslararası ilişlerine doğrudan katılma konusunda özgür olmaları ve özendirilmeleri;

18. Finansal Yapı ve Mekanizmalar: Bu deklerasyonda tanımlanan hakların sağlanması için, gerekli mali kaynakları bulma konusunda yerel yönetimlerin yetkili kılınması;

19. Eşitlik: Yerel yönetimlerin tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş, köken, inanç, sosyal, ekonomik ve politik ayrım gözetmeden, fiziksel veya zihinsel özürlerine bakılmadan, eşit olarak sunulmasını sağlamakta yükümlü olması.

Avrupa Kentli Hakları Şartı’nın 19 maddesine baktığımızda, kent kültürünü yaşam biçimi olarak benimsemiş bilinçli kentlilerin hakları, sorumlulukları ve kent yönetimlerinden beklentileri görülecektir.

 Bunların gerçekleştirilmesi ise şüphesiz ki kentsel yaşam kalitesini artıracaktır.

İdeal, yaşanabilir, uygar, mutlu bir şehirde yaşamak hepimizin, Afyonkarahisar’ımızın hakkı… Burada görev ilk önce halkımızı “bilinçli kentli” ya da “kentlilik bilincine sahip bireyler” olmasını sağlamak için gerekli sosyal, eğitsel ve tedbir/cezai içerikli faaliyetler yapacak olan-yapması gereken yerel yöneticilerimizde…

Sonra da, huzurlu, mutlu, ideal bir kentsel yaşam adına, “kentte yaşamayı içselleştirmek zorunda olan” bizlerde, yani halkımızda…