İstanbul'da Marmara Denizi Adalar açıklarında son günlerde artan sismik hareketlilik dikkat çekti. 18 Ağustos’tan bu yana bölgede büyüklükleri 0.7 ile 3.2 arasında değişen çok sayıda mikrodeprem kaydedilirken, peş peşe yaşanan sarsıntılar kent genelinde merak ve endişeye yol açtı. Yaşanan hareketliliğin ardından "Marmara depremi için bir işaret mi?" sorusu gündeme gelirken, AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri ve Kandilli Rasathanesi konuya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
AFAD ve Kandilli'den Sıkı Takip: 170'i Aşkın Sarsıntı
Marmara Bölgesi geneli 304 deprem gözlem istasyonu ve 10 derin kuyu gözlem istasyonu ile 7/24 izleniyor. Bölgede 18 Ağustos - 20 Ağustos tarihleri arasında 5 ila 13 kilometre derinlikte, 170'i aşkın mikrodeprem kaydedildi.
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü de yaptığı açıklamada, Adalar’ın güneyinde yaklaşık 20 kilometre yarıçaplı alanda 0.7 ile 3.1 büyüklüğünde deprem dizileri gözlendiğini belirtti. Uzmanlar, depremlerin kaynak mekanizmalarının birbirleriyle uyumlu olduğunu ve benzer bir faylanma geometrisi içinde geliştiğini bildirdi.
"Öncü Deprem Olduğu Ancak Sonradan Anlaşılır"
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve AFAD Deprem Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, ellerinde bir mikrodeprem kümesinin büyük bir depremin habercisi olduğunu önceden ayırt edebilecek güvenilir bir yöntem bulunmadığını belirtti. Sözbilir, bir depremin öncü şok olduğunun ancak arkasından büyük bir deprem geldiğinde geriye dönük olarak anlaşılabileceğini ifade ederek, mevcut hareketliliğin bölgedeki stresi belirli oranda azalttığını kaydetti.
"Paniğe Gerek Yok, Söylemler Spekülatif"
AFAD Deprem Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, fayların dönemsel olarak bu tür küçük sarsıntı kümeleri üretebileceğini belirterek vatandaşların paniğe kapılmasını gerektirecek bir durum olmadığını vurguladı. Sosyal medyadaki büyük deprem iddialarını eleştiren Ersoy, bu tür söylemlerin etkileşim amaçlı yapıldığını ve bilimsel temeli olmadığını belirterek, önceliğin yapı stoklarının depreme dayanıklı hale getirilmesi olması gerektiğini kaydetti.
"Tetıklenme veya Göç Gözlenmiyor"
Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ, Adalar fayının yaklaşık 44 kilometrelik bir hat olduğunu, ancak mevcut aktivitenin bunun yalnızca 7 kilometrelik sınırlı bir kesiminde yaşandığını aktardı. Depremlerin fay boyunca ilerlemediğini ve kademeli bir tetiklenmeye işaret eden bir derinlik göçü gözlenmediğini belirten Aktuğ, verilerin büyük bir depremi tetikleyecek bir örüntü sunmadığını belirtti. Ayrıca bu tür iddiaların konut ve arsa piyasalarını etkilemeye yönelik spekülatif bir enstrümana dönüşebileceğine dikkat çekti.
"Benzer Süreçler Sıklıkla Yaşanıyor"
Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış ise bu sarsıntıların "geri plan depremselliği" olarak adlandırılan küçük parçaların kırılmasıyla oluştuğunu ifade etti. Türkiye genelinde benzer süreçlerin defalarca yaşandığını ve her 60-70 depremden sonra büyük deprem olacağı kuralının bulunmadığını belirten Barış, toplumun risk yönetimini merkeze alarak acil durum afet planlarını hazırlaması gerektiğini vurguladı.
Next





