Son yıllarda Türk Milli Eğitim Sistemi içinde, özel yetenekli çocuklara yönelik olarak ulusal bir politika geliştirme, bu politika doğrultusunda bu çocuklara yönelik olarak eğitim merkezleri, okullarda özel eğitim odaları, proje odaklı yarışmalar vb. yatırım ve faaliyetlere önem verildiğini gözlemekteyiz.

Bu da, ülkemizin çok önemli ve stratejik değeri olan üstün ve özel yetenekli çocuklarımızın ülkemize, geleceğimize kazandırılması açısından güzel bir olay. Zaman zaman, aksaklıklar çıkmıyor da değil, ama bunları da hatalarımızdan ders alarak çözebilme umudu taşımaktayız.

Üstün yetenekli çocukların-bireylerin eğitimi, ülkeye kazandırılması şüphesiz her ülke için önemli. Bu konuyla ilgili, bazı ülkelerin önde ve önder olduklarını da görüyoruz.

Sratejik mi, eğitimde fırsat eşitliği mi?..
Rusya Federasyonu, Kore ve İsrail gibi ülkeler üstün yetenekli çocukların eğitimine ulusal strateji yönünden yaklaşırken Avustralya, Yeni Zelanda, Almanya gibi ülkelerin ise konunun stratejik öneminin yanında, çocuk hakları, eğitimde eşitlik, eğitim hakkı gibi yönlerden baktıkları görülüyor. Türkiye’de ise son 10 yıldaki stratejisiyle ve faaliyetleriyle konuya “milli ve yerlilik ve milli teknoloji hamlesi” kapsamında “geleceğe yönelik bir strateji” olarak baktığını görmekteyiz.


Üstün ve özel yetenekli öğrencilerin-çocukların eğitiminde her ülkenin farklı, hatta ülkelerde eyaletlerin bile farklı uygulamaları var. Bu çocukların eğitimiyle ilgili, 2012 Kasım ayında TBMM’de kurulan “Üstün Yetenekli Çocukların Keşfi, Eğitimleriyle İlgili Sorunların Tespiti ve Ülkemizin Gelişimine Katkı Sağlayacak Etkin İstihdamlarının Sağlanması Amacıyla Kurulan Komisyon”un Meclis’e sunduğu ve yayınladığı raporda yer alan, farklı ülkelerde görülen ilginç ve değişik uygulamaları içeren ve ülkemizde-şehrimizde yıllardır bu sistemin içinde birisi olarak şahsımın seçtiği bazı anekdotları paylaşmak istiyorum.

ABD’de üstün yeteneklilerin eğitimine nasıl önem verilmiş?..
ABD’de üstün yetenekliler eğitiminin önem kazanmasında, Sovyetler Birliği’nin 1957 yılında ilk uzay aracı olan Sputnik’i uzaya fırlatmasının büyük etkisi olduğu biliniyor… Sputnik’in uzaya gönderilmesi ile ABD’nin bilim ve teknolojide önemli adımlar atma zorunluluğu ülkeyi üstün yeteneklilerin tanılanmasına ve eğitimine yönlendirmiş. Rusların başarısının altında yatan nedenler ABD’li yetkililer tarafından araştırılmış ve başarının arkasındaki en büyük etkenin üstün yeteneklilerin eğitimine verdiği önem olduğu sonucuna ulaşılmış…

ABD’nin, ülkesinde üstün zekalı çocuklara verdiği önemin “stratejik ve hayati” gerekçeleri bu şekilde temellendirilmiş demek ki…

Yeni Zelanda’dan farklı bir model…
Bizim ülkemizde uygulanan BİLSEM eğitim modeline de benzeyen bir sistem aslında… Şöyle:


Yeni Zelanda’da REACH Eğitim Danışmanlığı (REACH Education Consultancy) 2006 yılında üstün yetenekli öğrencilerin okullarda desteklenmesi amacıyla kurulmuş. Bu model,1980’lerin ortalarında Rosemary Cathcart tarafından geliştirilmiş. Model, öğretmenlere üstün yetenekli öğrencilerin sınıftaki ihtiyaçlarını anlamaya yardımcı olacak strateji ve planlar sunuyor.

REACH modelinin anahtar kavramları:
Öğrenmeye ilgi oluşturulması
Düşünce araçlarının geliştirilmesi
Eğitim ve araştırma becerileri
Gözlem ve algı becerileri
İletişim becerileri
Düşünme becerileri
Organizasyonel Beceri
Entellektüel ve yaratıcı potansiyeli geliştirme
Duygusal, sosyal ve ahlaki gelişim
Öğrenmenin değerlendirilmesi

Almanya’da üstün yetenekli çocukların eğitimiyle ilgili ilk uygulamanın tarihi 1913…
Almanya’da üstün yeteneklilerle ilgili ilk uygulama 1913 yılındaki özel sınıf (Scharlotenburg) denemesi. Ailenin sosyo-ekonomik durumu ya da oturduğu bölge dikkate alınmadan seçilen ve “umut çocukları” (Hofnungskinder) denilen öğrenciler, özel sınıflara devam etmekteydi.

İngiltere’de her okulda “üstün yetenekliler koordinatörü” var!..
İngiltere’de Üstün yeteneklilerin eğitimi konusu, okul geliştirme programı olan “Şehirlerde Mükemmellik (Excellence in Cities)” içinde yer alıyor. “Şehirlerde Mükemmellik” esasları içinde yer alan üstün yeteneklilik projesi, her okulda bir “üstün yetenekliler koordinatorü”nün bulunması gerektiğini belirtmekte. Koordinatörün görevi okulda bulunan toplam öğrenci sayısının % 5-10’unu oluşturan üstün yetenekli öğrencilerin tanılanmasını ve bu öğrencilere yönelik öğretimde zenginleştirme ve genişletme programlarının sunulmasını sağlamak…

İsrail’de bütün çocuklar taranıyor!..
İsrail’de bütün çocuklar çeşitli dönemlerde tarama testlerinden geçiriiyor. Tarama testleriyle çocukların zekâ, yetenek, yaratıcılık, akademik başarı gibi özellikleri belirleniyor. . Öğrenciler için tek kriter testlerde başarılı olmak değil, öğrenci testlerde başarı gösteremese de yetenekli olduğu anlaşılırsa yeteneği ile ilgili okullara yönlendiriliyor.

Bu çocuklar bizim geleceğimiz...
Bütün bu ilginç örneklerden, bir “kompleks” anlamı çıkarılmamalı. Bizim, her alanda olduğu gibi eğitimde de, hatta üstün yeteneklilerin eğitiminde de köklü ve başarılı v köklü bir tarihimiz var. Bunun en somut göstergesi “Enderun kurumları…”

Şu bir gerçek ki, ister stratejik olarak bakın, ister eğitimde fırsat eşitliği penceresinden bakın, üstün yetenekli çocukların eğitimi, ülkemizin ve milletimizin geleceği için hayati önem taşıyor ve bizim de çabamız bu önemin daha da farkına varmamız ve gereğini yapmamız amacı üzerine…

Sevgiyle kalın…


idrisozek@gmail.com