Kadınanalar Kültür Derneği olarak; insanlığın ortak vicdanını kanatan, uluslararası hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alan, sivil ve insani bir girişim olan Küresel Sumud Filosu'na yönelik hukuk dışı, ahlak dışı ve insanlık dışı müdahaleyi en sert ifadelerle kınıyor; bu utanç verici saldırının takipçisi olacağımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Açlığın silah olarak kullanıldığı, çocukların gözleri önünde annelerin, annelerin kucağında bebeklerin can verdiği bir coğrafyaya; bir lokma ekmek, bir yudum su, bir parça ilaç ulaştırmak için yola çıkmış vicdan sahibi insanlara yapılan bu saldırı; yalnızca o gemilerdeki gönüllülere değil, dünyanın dört bir yanında "Yeter artık!" diyen her bir insanın onuruna, vicdanına ve umuduna doğrultulmuş bir silahtır. Bu saldırı; uluslararası sularda, hiçbir hukuki dayanağı bulunmaksızın, gözü dönmüş bir saldırganlığın tezahürüdür ve apaçık bir korsanlıktır, devlet terörüdür, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.
İçerisinde doktorların, hemşirelerin, gazetecilerin, milletvekillerinin, sanatçıların, kadınların, annelerin, sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı; tek "suçu" mazlumun yanında durmak, açın elinden tutmak, yaralının yarasını sarmak olan bu onurlu insanlara yönelik baskı, tehdit, alıkoyma ve engelleme girişimleri; çağımızın en utanç verici tablolarından birini oluşturmaktadır. Bu tablo; uluslararası hukukun, insan haklarının ve evrensel ahlakın nasıl da güçlünün çıkarları uğruna çiğnendiğinin en açık kanıtıdır.
Bizler; bu toprakların kadınları, anneleri, evlatlarını bağrına basan, evlat acısını yüreğinde taşıyan, savaşın ve zulmün ne demek olduğunu en derinden bilen Kadınanalar olarak haykırıyoruz: Filistin'de, Gazze'de, Refah'ta, Han Yunus'ta dökülen her damla kan, bizim de yüreğimize akmaktadır. Orada hayatını kaybeden her bebek, bizim de evladımızdır. Yıkılan her yuva, bizim de yuvamızdır. Susturulmaya çalışılan her vicdan, bizim de vicdanımızdır.
Tarih boyunca kadınlar; savaşların değil, barışın; nefretin değil, merhametin; yıkımın değil, yeniden inşanın taşıyıcısı olmuşlardır. Bir annenin evladını toprağa vermesinden daha ağır bir yük yoktur bu dünyada. İşte bu yüzden, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi dilden, hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun, bir annenin gözyaşı bizim de gözyaşımızdır. Bir çocuğun çığlığı, bizim de çığlığımızdır.
Kadınların, annelerin ve çocukların savaşların, ablukaların, kuşatmaların ve insani trajedilerin en ağır bedelini ödediği bir dünyada; barışın diline kulak tıkayıp baskının, şiddetin ve zorbalığın diline başvurmak; sadece kabul edilemez değil, aynı zamanda affedilemezdir. Bu zulme sessiz kalan her dil, her kalem, her devlet; bu suça ortaktır.
Kadınanalar Kültür Derneği olarak çağrımız net, kararlı ve tavizsizdir:
İnsani yardım faaliyetlerinin önündeki tüm engeller derhal kaldırılmalıdır. Sivillerin can güvenliği, uluslararası hukukun emredici hükümlerine uygun şekilde mutlak surette korunmalıdır. Uluslararası sularda gerçekleştirilen bu hukuksuz müdahalenin failleri uluslararası mahkemeler önünde hesap vermelidir. Vicdani dayanışma; suç gibi gösterilemez, gösterilmemelidir. Susmak, görmezden gelmek, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demek; bu suça ortak olmaktır.
Uluslararası kamuoyuna, Birleşmiş Milletler'e, insan hakları örgütlerine, kadın örgütlerine, anne dayanışmalarına ve dünyanın tüm vicdanlı insanlarına sesleniyoruz: Bugün Sumud Filosu'na uzanan eller, yarın bizim de kapımızı çalacaktır. Bugün susulan zulüm, yarın katlanarak hepimizin başına bela olacaktır. Tarih; zalimleri lanetle, sessiz kalanları utançla, direnenleri ise onurla yazacaktır.
Unutulmamalıdır ki; bugün gözlerini kapatanlar, yarın yüzlerini de kaldıramayacaklardır. Bugün vicdanını susturmayı seçenler, yarın o vicdanın çığlığıyla baş başa kalacaklardır. Bugün ekmeği, suyu, ilacı engelleyenler; tarihin sayfalarında insanlığın yüz karası olarak anılacaklardır.
İnsan onurunu, adaleti, merhameti ve barışı savunmak; herhangi bir siyasi görüşün, ideolojinin ya da inancın tekelinde değildir. Bu; insan olmanın asgari şartı, vicdan sahibi olmanın olmazsa olmaz gereğidir. Biz Kadınanalar olarak; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya, sesimizi yükseltmeye, gerektiğinde bedenimizle siper olmaya ant içtik.
Bu vesileyle; başta ülkemizin yetkilileri olmak üzere, tüm uluslararası toplumu, sivil toplum kuruluşlarını, kadın örgütlerini, akademisyenleri, sanatçıları, gazetecileri ve tüm vicdan sahibi insanları; sağduyuya, cesarete, dik duruşa ve insanlık ortak paydasında kenetlenmeye davet ediyoruz.
Sumud Filosu yalnız değildir!
Gazze yalnız değildir!
Mazlumun ahı yerde kalmaz!
Vicdan susmaz, susmayacak!
Saygıyla kamuoyuna duyurulur.
Kadınanalar Kültür Derneği
Next





