I
Mondros Mütarekesi’nden sonra İstanbul’da Karakol Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı ve “Yediler” diye bilinen ilk faaliyet grubunun içinde bulundu. Anadolu’ya silah, cephane kaçırmak için uğraştı. Ekim 1919’da askerlikten istifa etti ve 1920’de toplanan son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na Afyonkarahisar milletvekili olarak girdi. İstanbul’un işgali üzerine Malta sürgünleri arasında yer alarak yurttan uzaklaştırıldı. 1921’de serbest bırakıldı ve yurda dönerek Afyonkarahisar mebusu olarak TBMM 1. Döneme katıldı. Şeyh Said İsyanından sonra kurulan ve 7 Mart 1927’e kadar görev yapan İkinci Dönem Ankara İstiklal Mahkemesi’nin başkanlığını yaptı. Bir diğer önemli dava ise Mustafa Kemal’e karşı düzenlen İzmir Suikastı ile ilgili davasına da bakmıştır. 16 Şubat 1934’ten 1939 yılına kadar tam 5 yıl Bayındırlık Bakanı oldu. Ankara’daki resmi dairelerin çoğu, Çetinkaya’nın beş yıl süren bakanlığı sırasında yapıldı. Bakanlığı sırasında 1937’de Almanya’ya seyahati sırasında gerçekleşen buluşma sonucu Nazi Diktatörü Adolf Hitler’le görüşen ilk Türk Bakan oldu ve Hitler’in dünyayı bir savaş sürüklediğini tespit etti. 1939-1940 yıllarında bir süre de Ulaştırma Bakanlığı yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Ulaştırma Bakanıdır. Bakanlığı sırasında demiryolu politikasının savunucusu oldu ve 1200 km demiryolu yaptırdı. Ulaştırma Bakanlığı’ndan ayrıldıktan sonra 1946’ya kadar Afyonkarahisar milletvekili olarak kaldı.
Ali Çetinkaya’nın milletine yaptığı hizmetlerin karşılığı okullar, yollar, köprüler ve birçok yerleşim yerlerine adı verilmiştir. Tarih okunarak ve birilerinden dinlenerek değil, araştırılarak öğrenilir. Yaşımız itibarı ile 1950lerdeki Afyon yaşantımızda sıkıntılar hafızamızdadır. O dönemlerde hiçbir şey olmamış gibi bazı gafiller tarihimize çomak sokan İngiltere ve Amerika’nın bizleri yok etmek istedikleri planlara destek olmaktadırlar. Kurtuluş Savaşımız dünyada tek olan ve 7den 70’e yaşlısı ile genci ile her evin bir çift çarık, bir çift çorap, bir çift iç çamaşırı ve elinde motorlu ulaştırma aracı olmadan kağnı ile kazandığı TOPYEKÛN bir savaştır. 1963 yılında Erzincan Askeri Lisesinde okurken Ali Çetinkaya’nın yaptığı demiryollarında giden Posta treni ile bundan 50 yıl önce Afyondan Erzincan’a 3 gece 2 gündüzde giderdik. Bu ülke bugünlere kolay gelmedi. Televizyon bülbülleri gibi hainler her devir de vardı. İstanbul Harbiye semtindeki ofisler yabancı ülkelere vize veren bürolarla doludur. Bu ülkemiz bölünüp parçalanırsa bizi kabul edecek hiçbir ülke de yoktur. Polatlı Sakarya Şehitliğindeki Anıtta yazan; Biz burada Yunana mezar kazdık,
Can verdik Türkiye Cumhuriyeti yaşasın diye,
Alkanla Sakarya Tarihi yazdık,
Size Vatan ettik hediye, diye yazar. Bizler o günlerdeki sıkıntıları yaşamıyoruz. Kahramanlarımıza sahip çıkalım. Aramızdaki gafillere karşı Vatanımızın ve Milletimizin sahibi sorumlusu olalım. Osmanlı Meclisi Mebus anında ve Kurtuluş Savaşında görev yapmış ve ömrü cephelerde geçmiş Afyonumuzum bu değerli ve müstesna insanı Ali Çetinkaya’yı. Atatürk’ümüzü ve silah arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi ölümünün 64ncü yılında saygı ve minnetle anıyoruz. Meclis de Afyon Milletvekilimiz Sayın Ahmet Toptaş Ali Çetinkaya ile ilgili konuşmasında bir milletvekili katil diye bağırdı. Ali Çetinkaya, Atatürk ve silah arkadaşları hazır bir ülke de görev yapmadı. Yeni bir ülke kurdu, düşman işgali ile beraber iç isyanlarla uğraştı. Katil diyen milletvekili, siz 85 yıldır bu ülkede huzur içerisinde Ali Çetinkaya ve silah arkadaşlarının kurdukları Türkiye Cumhuriyetinde huzur içerisinde yaşayıp meclise kadar gidip milletvekili oldunuz. Günümüzde, sizler 30 yıldır PKK’yı ve terörü bitiremediğiniz gibi, gece yarısı çıkardığınız Balyoz, Ergenekon yasaları hapishanelere tıktığınız aydınlar ve komutanlarımızı yavaş yavaş öldürdüğünüzün farkında değil misiniz? Suriye de yaşayan Müslümanlara yapılan katliamların sorumlusu ve katilleri kimdir? Vatandaş olarak hepimizi bunalttığınızın farkında değil misiniz? Polatlı’daki şehitlikte yazılan dörtlüğü bir daha okuyunuz.


