Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesinde yaşayan "Pala Dayı" lakaplı İsmail Dadak ve kardeşleri, yaz aylarını Dipsiz Yaylası'nda geçirerek Yörük kültürünün geleneklerini yaşatıyor. Koyun yetiştiriciliği yapan kardeşler, atalarından kalan topraklarda dedelerinden kalan tohumlarla üretim yaparak geleneksel yayla hayatını sürdürüyor.
"Pala Dayı" olarak tanınan 46 yaşındaki İsmail Dadak ile kardeşleri, aileleriyle birlikte yaylada koyun yetiştiriciliği ve tarımla uğraşıyor. Kardeşler, günün büyük bölümünü koyun sürülerinin bakımını ve otlatılmasını yaparak geçirirken, yaylada ekip biçtikleri ürünleri de sofralarında kullanıyor. Yayla yaşamını yalnızca geçim kaynağı olarak değil, ailelerinden kendilerine aktarılan geleneklerin devamı olarak sürdüren Dadak kardeşler, günlük hayatlarında Yörük kültürünün izlerini yaşatıyor.

Atalarından kalan topraklarda üretim yapıyorlar
Yaklaşık 200 dekarlık alanda yaşamlarını sürdüren Dadak kardeşler, bölgede tarım ve hayvancılığı birlikte yürütüyor.
İsmail Dadak, yaylada yaşadıkları alanların geçmişte ataları tarafından işlendiğini belirterek, toprakların zaman içerisinde aile içerisinde bölündüğünü söyledi. Dadak, "Buralar benim atalarımın zamanında öküzle işlediği topraklar. Tabii hepsi şimdi bizim değil. Zamanla kardeşler arasında bölünmüş. Hem dedelerimizin toprağını mekan tuttuk hem de dedelerimizden kalan tohumlarla hayatımızı idame ettiriyoruz." dedi.
Kardeşler, yaylada kendi üretimlerini yaparak hayvancılığın yanı sıra tarımsal faaliyetlerini de sürdürüyor.

"Biz üreteceğiz ki şehirdekilere faydamız olsun"
Yayla yaşamının çeşitli zorlukları beraberinde getirdiğini anlatan İsmail Dadak, buna rağmen geleneksel yaşam biçimlerinden vazgeçmediklerini ifade etti.
Dadak, özellikle kış ve bahar aylarında hava koşullarının kendilerini zorladığını belirterek, mayıs ayında etkili olan kar yağışı nedeniyle koyunların bulunduğu çadırın yıkıldığını söyledi.
Zorluklara rağmen üretmeye devam ettiklerini dile getiren Dadak, "Bizim zor şartlarımız var. Mesela mayısta kar yağdı, koyunumuzun çadırı yıkıldı. Rezillik tüttü kaldı ama tabii kendi rezilliğimiz bu. Biz bunu istiyoruz. Çünkü seviyoruz." ifadelerini kullandı.
Hayvancılığın sürdürülebilmesi için üretimin önemine dikkati çeken Dadak, "Şimdi ben yapmayacağım, sen yapmayacaksın, kim yapacak bu koyunculuğu? Kim üretecek? Biz üreteceğiz ki şehirdekilere faydamız olsun." diye konuştu.
Dadak, küçükbaş hayvancılık yapanların sayısının artmasının üretime katkı sağlayacağını belirterek, "100 koyundan ne olacak demeyiz. Damlaya damlaya göl olur. Biri 200 eder, biri 500 eder, olur gider." dedi.

Yayla hayatını sosyal medyada paylaşıyorlar
Dadak kardeşler, yayladaki günlük yaşamlarını sosyal medya üzerinden de paylaşıyor.
Yayladaki yaşam tarzlarının sosyal medyada ilgi gördüğünü belirten İsmail Dadak, farklı şehirlerden insanların yanı sıra yurt dışından da kendilerini görmek ve yaşantılarını yerinde gözlemlemek için ziyaretçilerin geldiğini söyledi.
Dadak, ziyaretçilerden bazılarının kendi çocukluk ve gençlik dönemlerindeki yaşamı yaylada gördüklerini ifade ettiğini aktararak, geçmişte kendilerinin yaşadığı hayatın bugün ziyaretçilerde farklı duygular oluşturduğunu dile getirdi.
Dadak, "Bize olan özlem buradan başlıyor. 50 sene önce aynı benim gibi yeğenlerim gibi amcasıyla babasıyla gütmüş bu koyunu, kuzuyu, keçiyi, ekmek davasına gurbetçi olmuş. Burada eskiye özlemle bizim yaşamımızı gördüklerinde duygulanıyorlar. Yerine göre ağlıyoruz, yerine göre gülüyoruz." ifadelerini kullandı.

Yörük kültürünü aile içinde yaşatıyorlar
Dadak kardeşler, geleneksel yaşam biçimlerinin yanı sıra Yörük kültürüne ait kıyafet, konuşma biçimi ve aile içindeki gelenekleri de sürdürüyor.
Kardeşlerin günlük yaşamlarında sade kıyafetleri tercih ettiği, sosyal yaşamlarında ise bol paçalı pantolon, geniş yakalı gömlek ve ceketten oluşan takım elbise giydiği belirtiliyor. Uzun saçları ve pala bıyıklarıyla dikkat çeken kardeşler, giyim tarzlarını da kültürel kimliklerinin bir parçası olarak sürdürüyor. Kardeşler ayrıca yöresel oyun havaları eşliğinde oynadıkları oyunlarla da geleneklerini devam ettiriyor.
"Saçımız Oğuzlardan, bıyığımız Göktürklerden gelir"
İsmail Dadak'ın kardeşi 43 yaşındaki İlyas Dadak ise Yörük kültürünün aile içerisinde gelecek nesillere aktarılması için geleneklerine bağlı kaldıklarını söyledi. Çocuklarına ve yeğenlerine geçmişten gelen isimleri verdiklerini belirten Dadak, "Saçımız Oğuzlardan, bıyığımız Göktürklerden gelir. Tarihimizi de iyi biliriz. Çocuklarımıza, yeğenlerimize eski atalarımızın ismini veririz. Onları atalarımızın örf ve adetleriyle yetiştiriyoruz." dedi.
Yörük yaşamının dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını ifade eden İlyas Dadak, "Yörük olmak dışarıdan göründüğü gibi kolay da değildir. Kültürümüzü, özümüzü yaşatmak için bu zorluklara katlanıyoruz." diye konuştu.

"Şehir hayatı bize göre değil"
İlyas Dadak, yayla yaşamına alıştıkları için şehir hayatında uzun süre kalmak istemediklerini belirtti. Haftada bir kez şehir merkezine indiğini anlatan Dadak, şehirdeki işlerini tamamladıktan sonra yeniden yaylaya döndüğünü söyledi.
Dadak, "Haftada bir gün şehre iniyorum. Bir an önce tekrar buraya gelmek istiyorum. Şehir hayatı bize göre değil. Biz bu dağlarda serbest, doğal yaşamaya alışmışız." ifadelerini kullandı.
Çocukların yaylada daha özgür bir ortamda büyüdüğünü belirten Dadak, şehirde yaşayan insanlara da saygı duyduklarını sözlerine ekledi.
Dadak kardeşler, Şuhut'un Dipsiz Yaylası'nda koyun yetiştiriciliği, tarım ve geleneksel yaşamlarını sürdürerek Yörük kültürünü aileleri ve gelecek nesiller arasında yaşatmaya devam ediyor.

Next






