Değerli okuyucularım,

            Aralık ayı ortalarından itibaren iki ay kadar hastane ve evde tedaviye tabi tutuldum.

            Bu sebeple yazı gönderemedim. Hakkınızı helal edin ve bana dua buyurun.

 

            Nevzat Laleli

 

            Bir inancın, bir fikrin insanların hayatına girmesi, o fikrin yaşanmasını sağlar. Eğer bir fikir siyaset sahasına girmemişse o sadece iyi bir sohbet hatırası olarak kalır ve hiçbir değer taşımaz. Başkalarına iyilik yapmak iyi bir harekettir ama bu ferdi kalmaya mahkûmdur. Bu ve benzeri iyilikler kanunlara girerse, toplum bu iyilikle ulaşacak böylece de sosyal bünyede iyilik ortamı kurulmuş olacaktır.

Bunun tersi de doğrudur. Ekonomik sıkıntı çeken birine bir Tefeci para verirken ondan faiz alması kötü bir iştir. Bunu sistemleştirerek bankalar kanalıyla her para alandan faiz istenmesi, geciken devlet alacaklarından faiz istenmesi ve hele zamanında ödenemeyen faizleri borca dâhil ederek faizinde faizinin istenmesi yani temerrüt faizi alınması çok daha büyük bir kötülüktür.

Kendilerini İslami hareket olarak gösteren bazı cemaatler her sözlerinde imandan bahsettikleri halde siyasetten kaçıyorlarsa, bunlar sadece kalplerde saklı bir cevherden bahsediyor, o cevherin toplumun hareketlerini tanzim etmesini istemiyorlar demektir.

“İnsanın dünyasını tanzim etmeyen, onun dünyadaki problemlerine çözüm getiremeyen bir dinin de din olma özelliği yoktur.”

            1969’dan önce ülkemizde iki siyasi hareket öne çıkmış, birbirleri ile didişip durmaktaydılar. Bunlardan AP Adalet Partisinin temsil ettiği zihniyete “Sağcılık”, CHP Cumhuriyet Halk Partisinin temsil ettiği zihniyete ise “Solculuk” deniyordu.” O yıllar CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, partisinin siyasi yerini belirtmek için; “Biz ortanın solundayız” diye açıklama bile yapmıştı.

Halkımız bu iki hareketten Sağcılığı Müslümanlık, solculuğu ise İslam karşıtlığı olarak görüyor, ona göre onlara destek oluyor ve seçimlerde oyunu kullanıyordu. Siyasiler de sözleriyle ve hareketleriyle bu oluşumları körüklüyor, bu yanlış fikrin canlı kalmasını sağlıyorlardı.

Hâlbuki ABD’de kurularak bütün dünyaya ihraç edilen sömürücü, ahlaksız, faizci düzenin sahipleri Adam Schmit, Keynils, Durkaym, Darvin, Froud birer Yahudi idiler.

Güya bu sistemin alternatifi olarak takdim edilen ve Rusya’da kurulan Komünizmin kurucuları Karl Mars, Lenin, Troçki de birer Yahudidirler.

Kapitalizm de kâr da faiz de serbest bırakılmış, Komünizm de ise kar da faiz de yasaklanmıştır.

Kapitalizmin yürütücüleri Patronlar, Holdingler ve çok Uluslu şirketlerken, Komünizmin yürütücüleri bizatihi devlet idi. Halk her ikisinde de ezilen ve sömürülen sınıfı oluşturuyordu.

Özel sektörcü faizci, sömürücü ve ahlaksız kapitalist sistem ile Devlet patronlu insan tabına aykırı Komünist sitem ve bunların elinde halk…

DİNİMİZDE SAĞCILIK VE SOLCULUK

            Zira Kur’an-ı Kerimde; “Defteri amelleri sağından verilecek olanlar ve defteri amelleri solundan verilecekler olanlar” olarak iki zümre bildirilmekteydi. Aslında bu siyasi hareketler ABD’den dünyaya ihraç edilen faizci, sömürücü ve ahlaksız Kapitalist düzen ile Rusya’dan dünyaya ihraç edilen kar ve faizin yasak olduğu insan tabına aykırı Komünizm düzenlerinden başka bir şey değildi. Kur’an-ı Kerimin tasnifine her ikisi de defteri amelleri solundan verilecek insanlar gurubuna girmekteydi. Peki, neredeydi defteri amelleri sağından verilecek Hak’ka bağlı insanların siyasi hareketi?

            1969 yılında Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın önce Bağısızlar harekâtı sonra MNP Milli Nizam Partisi ve diğer siyasi çalışmalarını değerlendirirken buna dikkat edilmesi gerekir. Erbakan Hoca bu iki yanlış siyasi hareketin karşısına bir üçüncü siyasi hareketi oturtmuş ve adına “Milli görüş” demişti. Gençlerimiz, bu siyasi hareketleri belirtmek ve bunların hangisinin yanında yer aldıklarını söylemek için; “Ne sağdayız, ne sol da. Hak yoldayız hak yolda” sloganını atıyorlardı.