Bugün sizlerle Afyonlu siyasetçi, yazar, dava adamı merhum Aykut Edbali'yi yeniden hatırlamak, yad etmek amacıyla onun hayatını paylaşıyoruz...

 

Aykut Edibâli

(13 Nisan 1942 – 14 Ocak 2022), 

Türk siyasetci, yazar, düşünür, aksiyoner, hukukcu, müctehid, Yeniden Millî Mücadele Hareketi kurucusu ve Millet Partisi Genel Başkanı.

Doğum : 13 Nisan 1942

Sandıklı/ Afyonkarahisar

Vefat : 14 Ocak 2022; Ankara

Eşi : Filiz Edibâli 

Çocukları : Ali, Rahime, Rabia, 

Ahmet, Zehra, Mehmet

Eğitim : Afyon Lisesi 

İstanbul Üniversitesi

Hukuk Fakültesi

Hayatı: 

Afyonkarahisar ilinin Sandıklı ilçesinde dünyaya geldi. Babası Osmanlı Devletinin manevi kurucularından Şeyh Edebali’nin soyundan Sandıklı ulemasından Müderris Hacı Ahmed efendi oğlu Mustafa hoca oğlu Ali Edibâli beyefendidir. Annesi aynı sülaleden Hüseyin Hoca kızı Rahime Edibâli Hanım. “Edibâliler” ya da “Ümmühan Hocazadeler” diye bilinirler. Hepsi âlimler silsilesinden gelir ve Sandıklı’da büyük sevgiyle, hürmetle anılırlar. 

Aykut Edibâli, ilköğrenimi Afyon’da Dumlupınar İlkokulu’nda akabinde pek çok ünlünün yetiştiği Afyon Lisesi’nde okudu ve sonrasında İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesinden mezun oldu. 

Yaşamının ilk gençlik dönemlerinden itibaren Türk milletinin, Türk dünyasının ve insanlığın problemleri üzerine düşünmeye, araştırmaya, fikir üretmeye başladı. Bu arayışlarla, çok okuyan çok analizler yapan Edibâli’nin fikirleri 1960’lı yılların başında serpilir ve üniversite dönemlerinde bir gençlik hareketinin öncüsü, gençlik lideri olmasının temelini oluşturur. 17 Kasım 1967’de Mücadele Birliği adlı bir derneğin resmen kurulmasına öncülük eder. Akabinde Yeniden Millî Mücadele olarak bilinen tarihi bir ekolün kurucusu ve lideri olur. Bu hareket içerisinde binlerce vatansever gencin yetişmesine rehberlik eder. İnsanların bilimle, hikmetle, hayra, doğruya, güzele evrilmeleri için insanüstü bir çaba ortaya koyar. 

1970 yılında Yeniden Millî Mücadele dergisini yayın hayatına başlatır ve derginin başyazarı olarak yıllar boyunca son derece etkili, vukuflu makaleler yayınlar. 

Yetmişli yıllarda sağ-sol ideolojik kutuplaşmaların yaygınlaştığı, gençliğin silahlı çatışmaya girmesi için provokasyonların yapıldığı, her gün onlarca, yüzlerce gencin birbirini katlettiği süreçte “Gençler silahlı mücadeleyi durdurun!” çağrılarıyla bu şiddetin engellenmesi yönünde yoğun çaba sarf eder. Mücadelecilerin silahlı çatışmalara girmesini engeller. Mücadelenin fikirle, düşünceyle, sevgiyle, sanatla, güzel üslupla yapılması gereğini öğretir. 

Otağ ve Bayrak Yayıncılık’ın temellerini atar. Siyasi nitelikli günlük Bayrak Gazetesi’nin yayınlanmasında öncü olur, Başyazılar yazar. Ayrıca Pınar, Gerçek gibi kültür, sanat dergilerinin yayınlanmasını teşvik eder. Türkiye’nin birçok bölgesinde konferanslar verir, kültürel etkinlikler düzenler.

1974 yılında yazdığı, “Türkiye’nin Kıbrıs Politikası Ne Olmalıdır?” adlı kitabında, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayarak Ada’nın ilhakını önler. 

1975 yılında Kayseri Ağır ceza hakimlerinden Ahmet Kapusuzoğlu’nun kızı hukukçu Filiz Hanımla evlenirler. 

1978 yılında askerliğini kısa dönem olarak İzmir Narlıdere’de yapar. O tarihe kadar ağırlıklı olarak İstanbul’da ikamet ederken, 1979 yılında Edibâli ailesi İzmir Balçova’ya yerleşirler ve 1991 yılına değin İzmir’de ikamet ederler. Bu arada yayıncılık çalışmaları, kültür çalışmaları aralıksız sürer. Edibâli’nin birçok kitabı yayınlanır, dergilerde yazıları yayınlanmaya devam eder. 

21.03.1984 yılında Edibâli’nin Genel Başkanı olduğu Islahatçı Demokrasi Partisi, Türk siyasetine bir güneş gibi doğar. 1991 yılında üçlü ittifak ya da millî ittifak olarak anılan Refah Partisi, Millîyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi arasındaki ittifakın kurulmasında etkin rol üstlenir. 19. dönemde Kayseri Milletvekili olarak TBMM’ye girer. 

23 Kasım 1992 tarihinde parti, Millet Partisi adını alır ve Aykut Edibâli bu partinin Genel Başkanı olarak siyasi çalışmalarını sürdürür. 

“Muhteşem Türkiye” olarak umdeleştirdiği siyasi projesinin gerçekleşmesi için ömrünün sonuna kadar çaba gösterir.

14 Ocak 2022’de kalp rahatsızlığı neticesinde Ankara’da hayatını kaybeder, TBMM’de devlet töreni düzenlenir.

Türkiye’nin siyasi, sosyal ve kültürel hayatına damga vuran, büyük Türk aydını, mücahit, bilge lider Edibâli’nin özgün karakteri: 

Akıl kâsesinden kana kana içmeye haiz; emsali az bulunur zekâvette bir lider. Doğru yönde ilerlediği zamanın hakemliğinde tüm görüşleri doğrulanarak tescillenen ve ne kadar tutarlı olduğunun binlerce delili olan bir insan. İlim ve irfan ordusunun başöğretmeni, bir düşünür… Heybetli bir çınar; kıblesini şaşırmayan dolu ve duru bir bilge…

Ahlâkta kemale ulaşmış, onuruyla yaşamış bir haysiyet adamı… Kafasında düşünceleri net, insanlardaki endişe bulutlarını dağıtacak irade sahibi, dünyayı, bölgedeki hadiseleri ve ülke içi gidişatını sağlıklı tahlil eden; öteleri görebilen bir münevver… Etkili bir hatip, bilgece görüşlerini güçlü kalemiyle yazan birçok kitap ve binlerce makaleye imza atan bir gazeteci, yazar… Düşünen, okuyan, yazan, anlatan eğiten bir aydın olmanın yanında gerçek bir aksiyon adamı, bir mücadeleci… Ülkemizin yetiştirdiği gerçek bir devlet adamı mümtaz bir lider… Siyaseti bilim ve ahlak kaidelerine yerleştiren bir siyaset adamı…

İnsanlık tarihinde çok az insan onun kadar büyük bir mücadeleyi sırtlanabilmiştir. O sanki bütün millî davaların ve milletinin bütün problemlerinin sahibidir, müdafiidir. Onun ruh dünyasında koskoca bir medeniyet, büyük bir Rönesans ve bunları gerçekleştirme iradesinde olan bir fatih yer almıştır. Vaktiyle varlıklarını yükselttiği bir kısım arkadaşları kendilerine musallat olan ikbal kaygıları uğruna arkasından ayrıldı. Onun hiç kırılmaması gereken kalbi çok kırıldı, ama onun azmi hiç kırılmadı… Her seferinde yeniden başlamayı göze aldı. O mücadele azmi ile doğru idealleri yoğurarak, her daim arkadaşlarına şahsiyet kazandırmaya devam etti.

Tevazu sahibi, alçak gönüllü, nazik, inançlı, kararlı, güvenilir, adil, merhametli, dürüst, çevresinin ve tüm insanlığın mutluluğu ile mutlu olan, yaptığı iyilikleri unutarak hep yeni iyilikler peşinde koşan, şarta bağlamadan iyilik yapan, gücünü insanların yararına kullanan, dostluklara kıymet veren, en sevdiği şeyleri başkalarıyla paylaşarak en zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılmayan, her zaman bir umut ışığı bularak çaresizlikten çare çıkaran, eleştirirken ölçülü, hayatının vazgeçilmezleri yüce idealleri olan ve her şeyini ideallerine harcayan ve hiçbir çıkar için davasını asla satmayan, seçkin bir insandı o.

Mesela o bir sabır zirvesiydi Hz. Eyyûb’u örnek alan. Mesela bir bilge idi büyük dedesi Şeyh Edebalı gibi. Mesela o kararlılığından hiç vazgeçmeyen bir liderdi. Fatih gibi ve mücadeleden yılmayan bir yiğitti surlara sancağı dikmek için canını dişine takan Ulubatlı gibi… Davasına divaneydi Yunus gibi; milletine sevdalıydı Şirin’e vurgun Ferhat gibi…

Hayatı boyunca yaşadığı onca engellemelere, onca sıkıntılara, onca ihanetlere rağmen Edibâli’de, insan iradesinin sınırlarını çok zorlayan, sönmeyen mücadele azminin, tükenmeyen millî sevdasının, çelikleşmiş iradesinin dayanağı olan enerjisi hiç tükenmemişti. İnançların çapsız, iddiaların kof, İradelerin zayıf, ilkelerin zavallı, ideallerin zail olduğu bir asırda Aykut Edibâli baki kalan kubbede çok hoş sedalar bırakarak ayrıldı bu fani dünyadan. 16 Ocak 2022 günü İstanbul’daki Nakkaştepe Mezarlığı’na defnedildi. 

AHMET MUSA ALP / BAYRAK DERGİSİ