Büyük Taaruz’un 101. Yıldönümü’nde vatandaşlar, kutlama ve anma etkinlikleri için Afyon Kocatepe’de bir araya geldi. İYİ Parti tarafından organize edilen açık alanda miting şeklindeki toplantı için İYİ Parti’nin 81 il teşkilatı aracılığıyla Afyon’a partililer taşındı.

Gözden kaçırmayın

Gebeceler'de AK Parti ve İsa Atay coşkusuGebeceler'de AK Parti ve İsa Atay coşkusu

Büyük Taaruz’un 101. Yıldönümü’nde vatandaşlar, kutlama ve anma etkinlikleri için Afyon Kocatepe’de bir araya geldi. İYİ Parti tarafından organize edilen açık alanda miting şeklindeki toplantı için İYİ Parti’nin 81 il teşkilatı aracılığıyla Afyon’a partililer taşındı.

VATANDAŞLAR KOCATEPE'DE

Otobüslerle alana gelen İYİ Partililere kurulan çadırlarda kavurma ve pilav ikram edildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in fotoğrafı ve parti bayrakları ile donatılan alanda kürsüde Büyük Taaruz’un komutanı Mustafa Kemal Atatürk ile Malazgirt Savaşı’nın komutanı Alparslan’ın resimlerinin yer aldığı ‘Milletiyle beraber ilelebet muzaffer' sloganı yer aldı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in saat 14.00 olarak duyurulan konuşması gecikmeyle başladı.

Kocatepe Anıtı'nda yapılan anma sonrası kürsüye çıkarak konuşma gerçekleştiren Akşener, şunları söyledi:

"Bugün hep birlikte buradayız, inanıyorum ki her yıl artarak burada olacağız. Yeni bir yola çıkmak için buradayız.

Seçimlerin üzerinden tam 90 gün geçti. Seçim teamüllerine göre bu 90 gün önemlidir. Bu sürede biz de muhasebemizi yaptık. Buradan çıkan sonuçları sizle paylaşacağım ama öncelikle iktidarın ilk 90 günlük performansını değerlendirmek istiyorum.

İktidarın ilk 90 günlük performansına dair bazı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. AK Parti, seçimlerden hemen önce milletimize birçok vaatte bulunmuştu. İlk 90 güne bakıldığında bu vaatlere bırakın yaklaşmayı, her geçen gün uzaklaştıklarını görüyoruz. Biz bu vaatleri hiçbir zaman gerçekleştirme niyetinde olmadıklarını biliyorduk ama seçim biter bitmez milletimizin elinde avucunda olanı hoyratça çekip koparmalarını da beklemiyorduk.

 

Yapılan son maaş zamları erimeye başladı. Asgari ücret zammı daha hesaba yatmadan açlık sınırının altında kaldı. Enflasyonla mücadele edeceğiz diye başladıkları her cümle dönüp dolaşıp 'faturayı millete keseceğiz' diye bitiyor.

Yıllarca faiz sebep, enflasyon sonuç diye ekonomiyi bu hale getirdiler. Kaç bakan, başkan, bürokrat harcadılar beceremediler. Milletimizi oyalamak için bahane üretip durdular oysa siyaset sadece seçim kazanmaktan ya da kaybetmekten ibaret değildir.

 

Siyaset, kendi insanına faydalı iş yapabilmektir. AK Parti iktidarı, memleketi kendi soktuğu krizden çıkarmak için hala ceplerine el uzatıyor. Vergiler, kiralar, temel gıda ürünlerindeki fiyatlar her gün tırmanıyor, enflasyonun bedelini milletimize ödetiyorlar.

 

Yeni ekonomi yönetimine sesleniyorum; siz, Türk milletine karşı sorumlusunuz, bunu aklınızdan çıkarmayın. Doğruları daha fazla vakit kaybetmeden yapın. Milletimizi mağdur etmeyin. Enflasyonu düşürme yöntemini seçmek sizin elinizde. Vergileri, AK Parti iktidarlarının bugüne kadar ayrıcalık tandığı imtiyazlı kesimler için artırmak sizin elinizde. Fakir fukaradan elinizden çekin, orta direği fakir etmekten vazgeçin. Kodamanlarınızın cebinden alın.

AK Parti'nin ne planı ne programı var. Yeni gelenlerle zaman kazanmaya çalışıyorlar. Daha dün AK Parti yönetiminin savunduğu KKM'den kurtulmanın yollarını arıyorlar. Ben de buradan sormak istiyorum. Sadece KKM sebebiyle milletimize ödetilen milyarlarca lira şimdi ne olacak? Nebati mi, Kavcıoğlu mu hesap verecek?

 

Şimşek, ''2026'da rahatlayacağız" diyor. Kendisine saygım var ama kendisi de biliyor; Bu mümkün değil. Servet transferi devam ediyor çünkü. Körfez ülkelerine taviz vererek varlıklarımızı fütursuzca satarak günü kurtarmaya çalışıyorlar. Satacak bir şey kalmayınca ne yapacaklar? Biz yabancı yatırımcıya karşı değiliz, ülke çıkarlarının korunduğu, ilişkiler kurulduğu müddetçe elbette dışarıdan para bulunabilir. Ancak ülkemizin ihracata yönelik sektörlerimizi daha üretken yapacak, çalışanlarımızın refahını yükseltecek yabancı yatırıma ihtiyacımız var. Böyle kaliteli yatırımı çekmek için de hukukta güven ve adalet tesis etmek şart. Krizden çıkmak için de rasyonel ve tam kapsamlı bir istikrar programına ihtiyacımız var.

 

Türkiye'nin her şehri Suriyelilerle, Afganlarla doldu. Sokaklar, parklar, sayıları bilinmeyen sığınmacılarla kaynarken bunu İslami ve insani bir görev zanneden aymazlık, ne kadar konuksever olduğumuzu izahla meşgul oldu. Sığınmacı sorunu, milli güvenlik sorunudur. Türk milletinin milli kültürünü tahrip eden, beka meselesidir. Sığınmacılar gettolar oluşturup etnik yaşam adacıkları, minyatür Suriyeler kuruyorlar. Geri kalmış ülkelerde yaygın olan çocuk işçiliği, emek sömürüsü, çok eşlilik, çocuk evliliği gibi toplumsal sorunlar yeniden ortaya çıkıyor. IŞİD ve PKK gibi terör örgütleri, tehditlerini sığınmacılar üzerinden de ülkemize yönelttiklerinden, büyük bir iç güvenlik sorununa dönüştü.

Önce hiçbir sorun yok gibi davrandılar. Baktılar ki olmuyor, şimdi de geri adım atıyormuş gibi yapıyorlar. Suriye'de kentler yaparak bir kısım sığınmacıyı gönüllü olarak ülkelerine döndürdüklerini söylüyorlar.

 

Geldik 2023'e... 2023'te milletin verdiği helal oyu babadan miras bilerek seçmen iradesine ipotek konulamayacağını anlatmaya çalıştık. Siyaset elitlerin, sözde kanaat önderlerinin güdümünde milletin olmadığı bir yerden üretilen siyasetin başarılı olamayacağını söyledik. Tepki gösterdik, uyardık, memleketimizin gerçeklerinden bihaber oturdukları yerden ahkam kesenlere karşı irade koyduk. Sadece iktidar mensuplarıyla değil, biz bu seçimin kaybedilmesi için çalışanlarla da mücadele ettik. Memlekete en küçük fayda getiremeyen partili CB sisteminden kurtulmak istedik. Türkiye'yi zengin, mutlu bir geleceğe taşımak için çalıştık. Bu yolda fedakarlıktan kaçınmadık. Meselemiz Türkiye olduğu için nefislerimiz kör odalara hapsettik. Nefsinin esiri olanlarla uğraştık. Biz önce millet, önce memleket dedik. Ama önce şahsım, önce ben diyenlerle uğraştık. Biz milletimizin geleceği için şahsi çıkarlarımızdan vazgeçtik ama koltuğundan başka hiçbir şeyi düşünmeyenlerle uğraştık. En nihayetinde maalesef olmadı, olduramadık! 2023 seçimlerindeki yenilgiye maalesef engel olamadık.

Biliyorsunuz, seçimlerin muhasebesi konusunda, bir süredir, suskun kalmayı tercih ettim. Tüm siyasi partilerin, seçmenleri ile helalleşmesine, herkesin hatalarını değerlendirmesine, imkan tanımak gerekiyordu. Bilimsel veriler ışığında, hakikatin ortaya çıkmasına, alan açmak gerekiyordu.

Ben de, hem kendimize, hem de bu yenilginin paydaşlarına, kendi hatalarımızla, baş başa kalacağımız, bir zaman tanımak istedim. Ancak geldiğimiz noktada, görüyorum ki bu iyi niyetimiz, yeni bir suiistimal alanına, dönüştürülmek isteniyor.

 

Tefekkür için büründüğümüz sessizlik, yalanların, daha fazla yankılanmasına sebep oluyor. Şimdiye kadar, en çok susması gerekenler, ilk önce konuştular. Hataları ile yüzleşmesi gerekenler, bu fırsatı, kendi kabahatlerini gizlemek için kullandılar. Biz, hakikate yol verdik, ama onlar, yalanlar üretmeye devam ettiler. Ben sustum ama, “yüzde 60 ile kazanırız." diyenler susmadı. Bilimsel verileri masaya koyan ben sustum. Ama o verileri, yırtıp atanlar susmadı. Televizyonlara çıkıp, utanmadan, sıkılmadan, yüzsüz yüzsüz, seçimin faturasını, bize yüklemeye kalktılar.

Ve ne yazık ki, yeni bir umuda tutunmak isteyen milyonlar, umut yerine öfkeyle doldu.Oysa yapmamız gereken,

hatalarından ders almış bir muhalefet olarak, milletimizin huzuruna çıkmaktı. Bunun yerine, saray medyası ve sözde muhalif medya, el birliği içinde, İYİ Parti’yi ve Meral Akşener’i, günah keçisi ilan etmeye kalktılar.

 

Buradan, tüm siyasi partilere de, açık ve net bir çağrıda bulunmak istiyorum: Gelin, hep birlikte; Vatandaşlarımızın, siyasi tercihlerini, ve yerel özelliklerini yansıtacağı, bir rekabet ortamı oluşturalım. Gelin, hep birlikte; Türk siyasetinin, bugün içinde bulunduğu, ve milletimizin aleyhine çalışan, siyasi pragmatizm sarmalından, çıkmasını sağlayalım.

Gelin; tüm siyasi partiler, hep birlikte, ayrı ayrı seçimlere girelim, ve milletimize hizmet için yarışalım. Yerel özellikler ve talepler doğrultusunda, elbette işbirlikleri olabilir.

 

Ancak biz, İYİ Parti olarak; Hür ve millî siyaset anlayışımız gereği; Gizli gündemleri olan, kendi menfaatleri için, bizim sırtımızda kurban kesen, şahsi hayallerini ve kariyerlerini önceleyen, mevcut güç ve siyasal ilişkilerine, destek arayan,marjinal ve bölücü yapılarla yakınlaşan, hiç kimseyle, herhangi bir işbirliği yapmayacağız. Çünkü böyle bir iş birliğinin; Milletimize, hiçbir yararının dokunmayacağı gibi,hem siyasete, hem de partimize, zarar vereceğini düşünüyoruz."