İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı ve Türk Dünyası ve Yurtdışı Türklerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ayyüce Türkeş Taş, Afyonkarahisar ziyaretleri kapsamında Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği’ni ziyaret ederek şehit aileleri ve gazilerle bir araya geldi.

Ziyaretin İlk Durağı Şehit Aileleri Derneği Oldu
İYİ Parti Genel Merkez Heyeti, bir dizi temaslarda bulunmak üzere Afyonkarahisar’a geldi. Heyetin ilk durağı Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şubesi oldu. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, Adana Milletvekili ve Türk Dünyası ve Yurtdışı Türklerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ayyüce Türkeş Taş ve İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, dernek şube başkanı İsmail Kumartaşlı ile yönetim kurulu üyelerini ziyaret ederek şehit yakınları ve gazilerle buluştu.
Dr. Ayyüce Türkeş Taş: "Şehit Ailelerimizin ve Gazilerimizin Her Zaman Yanındayız"
Programda konuşan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Dr. Ayyüce Türkeş Taş, şu ifadeleri kullandı:
"Geçtiğimiz hafta, şöyle söyleyeyim, işte bu cumartesi ve pazar günü tabii mücadeleyle başladı. Sonraki haftada, ayrı bir mağduriyeti, iki-üç haftadır bambaşka bir şeyin içinde olacağız bence, olacağım. Maalesef o zamanlardaki zorlukları daha da katlanarak yaşamaya başlayacağız, diye. Çünkü o zaman düşman üniformalıydı. Şimdi düşman ismi aynı değil, aynı yerde, şimdi yürüyor, uçuyor, geziyor. O yüzden işimiz biraz daha sanki zor gibi ama biz millet olarak çok büyük bir milletiz. Bu tarz ihanetleri çok gördük, hep de bozduk, galip olduk. Bizi hep galip kıldı; özellikle bu coğrafyada, işte Afyon, Kütahya, bu coğrafyadaki insanların genetiğindeki o kahramanlık şu anda gerçekten ülkenin diyar olduğu kahramanlık ruhu ve onun planlandığı bu tohum ateşinin başlaması önemli. Şehit ve şehit ailelerimiz ve gazilerimiz çok önemli. Onlara, ben şu anda ülkenin genelinde yaşananlara ben kendi adıma utanıyorum. Buna daha, bu diktadan, bu rahatsızlığımızı, bu diktatörlüğün nereye gideceğini de bildiğimiz, çektiğimiz çilelerden, bunun karşısında durup büyük ihanet içinde olduğunu bas bas bağırıp işte elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ne yapacağız da hep beraber muvaffak olacağız ama yine de utanıyoruz. Sizin karşınıza böyle kilitler çıkmasından da utanıyoruz."
"Yine şehit ailelerimiz ve gazilerimizin hâlâ belli basit haklar talep etmek durumunda kalmış olmasından ve o basit, çözülmemesi için bize sebep olmayan o hakların hâlâ çözülmemesinden dolayı da çok utanıyoruz. Özellikle bu anketlerde, yaşayan yüzde birlik partideki evrilme ve atabileceği yaklaşan bir olayda, maalesef bizi çok üzüyor ve incitiyor, olmaması gereken şeyler. Burada, bir yandan bu devlete, bu bayrağa, askerimize, mühendisimize, kadımıza, çocuğumuza, polisimze silah çıkmış, silah sıkmış, namlu doğrultmuş insanlara saygısızlığı ve hoşgörüyü ortak yaratırken, bu vatanda şu anda böyle ellerini kollarını sallayarak rahat rahat seyahat etmelerini sağlayan, devletimiz ve onların aileleri ve tabii ki gazilerimiz için bu kadar hoşgörüsüz ve tahammülsüz davranılmasını biz kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz de. Sayın Genel Başkanımızın da sizlere sonsuz selam ve saygılarımı iletiyor. O başta olmak üzere biz İyi Parti ekibi olarak şunu bilincindeyiz: Sizin hakkınızı hiçbir şekilde ödeyemeyiz. İltifatınız... hep olun. Ama bizim tek istediğimiz siz manen huzurlu ve rahat yaşayın. Yani onu sağlamak hepimizin görevi. Eğer bunu sağlayabiliyorsak zaten ne mutlu bize ama siz üzülüyorsanız, acı çekiyorsanız, maddi manevi sıkıntı çekiyorsanız o da hepimizin bu kalp, bu bilinçle sizin sonunuza kadar öngörümüz, gücümüz yettiği yere kadar hep sesimiz olacağız."
"Hep yanınızda, hep beraber, hep omuz omuza olacağız. İnşallah bu günler de geçecek, ona inanıyorum ama hepimizin çok uyanık ve saygılı davranmamız gerekiyor gerçekten. Çok sihirli kelimeler, süslü kelimeler söylenip çok daha farklı şeyler yapılıyor. Gerçi yaptıkları da artık gün yüzüne çıkıyor. Onu da saklama gereği duymuyorlar ama yine de hem akıllı olup, yani milli birliği ve bütünlüğümüzü bozmadan, bu devletin büyüklüğünü her zaman, bu milletin büyüklüğünü göstererek hem de düşmana nefes aldırmamız gerekiyor. Biz İYİ Parti olarak mecliste üzerimize düşeni çok iyi yaptığımızı ve toplumda da bu konuda çok büyük bir farkındalık yarattığımızın farkındayız. Mutluyuz bunu verebilmemizden dolayı. Bundan sonraki hedefimiz mecliste bizim gibi insanların çok daha fazla olması gerekmektedir. Yani onun olacağına inancımız tam, sizinle de bu konuda, hani çok daha fazla destek istiyoruz. Konumuza, komşumuza, marketimize, akrabamıza oy avı... Çünkü eğer sesimiz mecliste kısılırsa zaten artık çok kötü, denemek... Reyon ne kadar güçlü olursa biz inanıyoruz ki iktidar da olabiliriz. Yani gelecek seçimde bu ülkeyi yöneten kadrolarda biz, bizim gibi insanlar olacak. Buna inanıyoruz. Siyasi hareketin olacak ama daha güçlü, daha önümüzde, daha evde ve daha bizim burada devletimiz çok efendi gibiyiz. Hani devletimize saygımız, topraklarımıza saygımız sonsuz ama bizim istenemediğimiz hiçbir şeyin bu topraklar üzerinde yapılamayacağını Türkiye'yi yönetenlere de yönetecek olanlara da göstermemiz lazım. Çünkü Türk milletinden aldıkları güç kurtulur hale geldi maalesef. Ben bunun olacağına inanıyorum. Tekrar böyle güzel bir günde, böyle anlamlı bir günde sizinle beraber olmaktan dolayı duyduğumuz mutluluğu dile getirmek isterim."
Cenk Özatıcı: "Tarihi Bilincimizi ve Milli Varlığımızı Korumak Zorundayız"
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı ise konuşmasında milli mücadele ruhuna ve ülkenin içinden geçtiği hassas dönemeçlere dikkat çekerek şunları kaydetti:
"Tabii, aslında özel bir kişi şöyle, Atatürklük şöyle diyor: "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan ve her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu." Kahraman Türk ordusu 26 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da başladı, 30 Ağustos'u zaferle taçlandırdı. Ama aklımıza şu geliyor: Millet olmak hali, aslında millî varlığa karşı hak ve ödevlerde bir olmak hâlidir; yani öyle diyebiliriz. Aslında bir olmak hâlidir; bugün de, geçmişte ve gelecekte bir olmak hâlidir. Millet dediğimiz şey, bana göre bugün sadece bizim dışarıda gördüğümüz insanlar değil; millet, geçmişte yaşamış olanlar, hatta geçmişte hayatını feda edebilme cesaretini göstermiş olanlar, bugün yaşayanlar ve henüz doğmamış olanlardır. Türk milleti budur. Dolayısıyla biz, bir iş veya eylem yaparken bu siyaset olur, başka bir iş de olur bunun bilinciyle bunu yapmaya mecburuz. Yani bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti varsa, bugün Türk milleti varsa, bugün Türkiye'de anayasal düzen bir Türk millî kimliği üzerinde inşa edilmişse; az önce söylediğim o meclis sözünü ifade eden Mustafa Kemal Atatürk'ün, onun silah arkadaşlarının, o günden bugünlere daha sonra memleketi parçalamak isteyenlere karşı mücadele gösteren şehitlerimizin hatırası ve mücadelesinin, gazilerimizin mücadeleci ruhunun ve bu memleketin evlatlarının kendi hayatlarını feda edebilme cesaretini göstermesinden dolayı biz varız. Biz bunu unuttuğumuz gün yok oluruz, yok oluruz. Ve şimdi maalesef kritik bir süreçteyiz, bir dönemeçteyiz. Çünkü şu anda işlenen süreç hiç de öyle anlatıldığı gibi değil, doğruları konuşmuyorlar. Biz doğruları her yerde konuşmaya devam edeceğiz. Şu anda biz konuşurken Türk milleti bilsin; biz konuşurken Ayn el-Arap'ta bir tugay, Derik'te bir tugay, Amude'de (Aseke'de) bir tugay, Suriye'nin kuzeyindeki muhtelif yerlerde bir tugay halinde sözde asayiş birlikleri, YPG orada varlığına devam ediyor. Kandil'de devam ediyor, Sincar'da devam ediyor."
"Şu anda biz konuşurken Kandil'in kuzeyinde İsrail'in konuşlandırdığı bölgelerde PKK kiminle savaştırılıyor? İran'la savaştırılıyor. PKK sahipleri tarafından, emperyalistlerin kucağındalar. Sahipleri tarafından İsrail'in konuşlandırıldığı yerde Amerikan'ın verdiği silahlarla İran'la çarpıştırılıyor, Türkiye'ye de zaman kazandırılıyor. Ve bize bunu bir barış süreci diye pazarlamaya çalışıyorsunuz. PKK terör örgütünün silah bırakmadığını, sahiplerinin şu anda onları İran'a konuşlandırdığını siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz, toplum da biliyor. Şimdi dolayısıyla Türkiye'ye şu anda dayatılan süreç aslında şudur: Acaba biz Türkiye'yi Lübnan'da olduğu gibi yapabilir miyiz? Irak'ta olduğu gibi, Suriye'de olduğu gibi... Mesela nasıl orada? Efendim, bir cumhurbaşkanı Şii olsun, meclis başkanı Hristiyan olsun, başbakan Sünni olsun. Ya da tam tersi. Bunlar Ortadoğu ülkelerindeki uygulamalar. Türkiye'de ne diyorlar? Efendim, diyorlar ki bir cumhurbaşkanı Kürt olsun, bir tanesi Alevi olsun... Türkiye böyle bir memleket değil. Etnik kimliği, mezhebi, yaşam tarzı, inancı, ideolojisi ne olursa olsun, kim olursa olsun bu memlekette yaşayan 86 milyon kişinin tamamı büyük Türk milleti'dir. Zaten biz bir ırk esasına değil, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Devleti'nin vatandaşlık hukukuna bağlıyız. Şimdi elimizden bunu almak istiyorlar. Bizi etnik kimliklere, mezheplere bölecekler. Her etnik kimliğin, her mezhebin başına bir tane kayyum atayacaklar. 50 bin Türk vatandaşının, askerin, polisin, hatta bebeklerin katilini, bir alçağı Türkiye'deki bir kesim vatandaşımızın başına kayyum diye atamaya kalkışacak bir ihanet projesini hiç kimse bize barış ve kardeşlik diye dayatamaz ve inandıramaz. Bugün ben dün Selçuk vekilimizle birlikte oradaydım. Nasıl bir muamele gördüğümüzü bizzat ben biliyorum, yaşadım. Ve ülkenin gazileri hakarete uğruyor. Siz Türkiye'de şu anda Bursa'da, İstanbul'da, Mersin'de, Diyarbakır'da PKK terör örgütünün kutlamalarına müsamaha göstereceksiniz, izin vereceksiniz; o hainin posterlerinin açılmasına, asılmasına, yürüyüşlerine müsamaha göstereceksiniz. İlk Türk askerinin kanının döküldüğü gün olan 15 Ağustos'un yıl dönümünde kalkıp havai fişek gösterilerine susacaksınız, sessiz kalacaksınız. Ama bu ihanete karşı çıkanlara zulmedeceksiniz; yaka paça alacaksınız, sürükleyeceksiniz. Ellerinden geleni arkalarına koymasınlar, bir şey söylüyorum: Biz hiç de az değiliz, güçsüz de değiliz. Onların düşündüğü gibi biz kendi vatanımızda garip, kendi vatanımızda çaresiz değiliz. Biz bu milletin asıl sahibiyiz ve bu memleketin de gerçek sahipleriyiz. Bunun zamanı geldiğinde herkes çok net bir şekilde görecek ve anlayacak."
"Ben, Türk milliyetçiliği fikir sisteminin üzerine inşa edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti 100 yıl sonra yeniden yine aynı fikir ve iradeyle yöneteceğine inancım tamdır, buna karar kıldık. Devletimizi bu etnik siyaset yaparak bizi gruplara ayıranlardan, bugünümüzü ve istikbalimizi parçalamak isteyenlerden geri alacağız; milletimizin gücüyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Türk milletine geri vereceğiz. İşte o gün şehitlerimizin hatırası yaşamaya devam edecek. O gün gazilerimizin mirasına hiç kimse saygısızlık edemeyecek. Buna tenezzül eden her kim olursa olsun cezalandırılacaktır. Teşekkür ederim."

Next







