Sağlık

Sosyal medyada psikiyatrik tanı koyma trendi

Sosyal Medyada Tehlikeli Akım: Kendi Kendine Psikiyatrik Tanı Koyma Trendi Büyüyor!

Abone Ol

Sosyal Medyada Tehlikeli Akım: Kendi Kendine Psikiyatrik Tanı Koyma Trendi Büyüyor!

Sosyal medyada karşılaşılan 15 saniyelik videolar ve internet testleri, birçok kişinin kendisine veya çevresine "DEHB", "Bipolar" ya da "Borderline" gibi ciddi psikiyatrik tanılar koymasına yol açıyor. Uzmanlar ise son yıllarda çığ gibi büyüyen bu trende karşı uyarıyor: "Ruh sağlığı tanıları birkaç belirtiye bakılarak konulamaz, her duygu bir hastalık değildir!"

Son yıllarda sosyal medya platformlarında ruh sağlığı içeriklerinin hızla artması, psikiyatrik terimlerin günlük dile yerleşmesine neden oldu. Özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Bipolar, Borderline ve Anksiyete gibi kavramlar dilden dile dolaşıyor.

Konuyla ilgili uyarılarda bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, ruh sağlığı konusunda farkındalığın artmasının olumlu bir gelişme olduğunu, ancak tanı sürecinin sanıldığı kadar basit olmadığını vurguladı.

"15 Saniyelik Videoyla Tanı Konulmaz"

Tanı koyarken yalnızca belirtilerin varlığının değil; süresinin, şiddetinin ve kişinin günlük yaşamını ne kadar etkilediğinin de dikkate alındığını belirten Dr. Taş, şunları söyledi:

"Ruh sağlığı tanıları bir hisle ya da kısa bir video izleyerek konulmaz. İnternet üzerindeki psikolojik testler yalnızca tarama amacı taşır, tanı koydurmaz. Tanılar mutlaka psikiyatristler tarafından, klinik görüşme ve uluslararası sistemlere göre konulmalıdır."

Sosyal Medyada En Çok Karıştırılan Hastalıklar

Dr. Pelin Taş, vatandaşların sıklıkla yanlış yorumladığı psikiyatrik durumları şu şekilde özetledi:

  • Her Dikkat Dağınıklığı DEHB Değildir: Günümüzde sürekli ekranlara maruz kalmak ve modern yaşamın yoğun dijital uyaranları dikkat süresini kısaltabiliyor. Zaman zaman yaşanan unutkanlık veya sıkılma hissi, klinik bir DEHB tablosuyla karıştırılmamalıdır.

  • Sınav Stresi Anksiyete Demek Değildir: Sınav veya toplantı öncesi heyecanlanmak doğal bir alarm sistemidir. Ancak 'Anksiyete Bozukluğu'nda kaygı aşırı, kontrol edilmesi güç ve uzun sürelidir. Çarpıntı, nefes darlığı gibi fiziksel belirtiler eşlik eder ve kişi günlük işlerini yapamaz hale gelir.

  • "Canım Sıkkın" Demek Depresyon Değildir: Üzüntü ve hayal kırıklığı yaşamın doğal parçalarıdır. Klinik (Majör) depresyon tanısı için çökkünlük hali, ilgi kaybı, uyku/iştah değişiklikleri gibi belirtilerin en az iki hafta boyunca kesintisiz sürmesi gerekir.

  • Duygusal Dalgalanmalar Bipolar Anlamına Gelmez: Tek başına duygusal iniş çıkışlar yaşamak Bipolar Bozukluk değildir. Bu hastalıkta depresyonun yanı sıra; günlerce süren az uyku ihtiyacı, aşırı enerji, taşkınlık ve hızlı konuşma gibi 'mani' dönemlerinin de görülmesi gerekir.

  • İçe Dönüklük Başka, Şizoid Başka: Yalnız kalmayı sevmek bir kişilik özelliğidir. Şizoid kişilik bozukluğunda ise sosyal ilişkilerden belirgin bir kopukluk vardır. Aynı şekilde, ilişkilerde yoğun duygular yaşamak da tek başına 'Borderline' (Sınırda) kişilik bozukluğu anlamına gelmez.

Ne Zaman Bir Uzmana Başvurmalıyız?

Dr. Pelin Taş, "Farkındalık iyileştirir, abartı ise gereksiz kaygı yaratır" diyerek şu belirtilerin varlığında mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğinin altını çizdi:

  1. Şikayetler ve belirtiler haftalarca sürüyorsa,

  2. Günlük işlevsellik (iş, okul, sosyal hayat) belirgin şekilde bozuluyorsa,

  3. Uyku ve iştah düzeni ciddi biçimde etkilenmişse,

  4. Umutsuzluk veya kendine zarar verme düşünceleri ortaya çıkıyorsa.