AKÜ’DE “RAHMET PEYGAMBERİ HZ. MUHAMMED (SAV)” KONFERANSI DÜZENLENDİ
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) İslami İlimler Fakültesi’nde 24 Aralık 2014 tarihinde “Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (SAV)” konulu bir konferans düzenlendi.rnrnKonferansın açılış konuşmasını yapan AKÜ İslami ...
Hayvana davranışı ile cennetlik ya da cehennemlik olan iki örnek
“Peygamber Efendimizin hayvanlara, çevreye, yeşile, tabiata karşı rahmeti nasıl tecelli eder, o konudaki kucaklaması nedir diye sorduğumuzda ve incelediğimizde karşımıza adeta bir hazine çıkıyor” diye konuşan Algül, Peygamberimizin seferlerde verilen molalarda hayvanların ihtiyaçları karşılanmadan dinlenmeye çekilmediğini söyledi.
Algül, şöyle devam etti: “Görgü şahitleri ve seferlerde Peygamberimizin yanında olan birçok sahabe, herhangi bir yerde mola verildiği zaman Efendimizin önce nakil aracı olan hayvanları rahatlattığını, onların yemlerini, sularını, yayılımlarını temin etmedikçe oturup dinlenmeye çekilmediğini söylemişlerdir. Hayvanların yaratılışları dışında bir işe zorlanmaması gerektiği yönünde ihtarı var. Süt sağan insanların tırnak bakımlarına özen göstermelerini, hayvanların memelerini zedelemeden rahat bir şekilde süt sağmaları konusunda ısrarları ve tavsiyeleri var. Çölde susuz bir insanın su içtikten sonra susuz bir köpek için tekrar kuyuya inip çıkarak susuzluğunu gidermesi mukabilinde Cenabı Allah’ın onu cennetlikler arasına kaydettiğini ifade eden hadisler var. Yine sinirlenip kızması sebebiyle bir kediyi odaya hapsedip, aç susuz bırakarak ölümüne sebebiyet veren bir kadının cehennemlikler arasına yazıldığını Peygamberimiz haber vermiştir. Mesela üreme mevsiminde avlanmanın yasak olduğunu söylüyor. Keyif için, gıda maksadı dışında sırf eğlence olsun diye avlanmayı doğru bulmuyor. Peygamberimiz Medine’de bir bölgeyi ve Taif’de Beç vadisinde bir bölgeyi koruluk şeklinde ortak kullanım alanı bir dinlenme alanı olarak ayırmıştır. Oradaki hayvanlara dokunulmaması, yeşile zarar verilmemesi ve kirletilmemesi hususunda da uyarmıştır. Peygamberimiz ‘sokağı kirleten melundur’ buyurmuştur. Bir hadise göre kıyamet kopuyor olsa bir de yakınınızda bir fidan varsa onu dikip de öyle ölün demesi ne kadar manidardır.”
Anneye vefa ve saygıda tüm insanlığa örnekti
Peygamberimiz annesi ile 6 yaşına kadar kalabilmiş olsa da ona bakan ve süt annelik yapanlara adeta annesiymişçesine saygı ve vefa gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Algül, “Peygamberimizin iki tane sütannesi olmuştur. Kendisine 7 günlükken süt emziren bir hanımefendi vardır. Peygamberimize bu kişinin süt verdiğini söylemişlerdir. Bu hanımefendi ömrü boyunca Mekke’de kalmıştır. Efendimiz ömrü boyunca onunla haberleşmiş, ona erzak göndermiştir. En son erzak göndereceğinde vefat ettiğini Efendimize söylediklerinde ‘Bakıma muhtaç bir yakını var mı? Sorun ve öğrenin. İlgilenelim’ diye cevap vermiştir” diye konuştu.
Algül, şöyle devam etti:
“Hz. Halime ile Efendimizin birkaç kere karşılaşması vardır. Her karşılaşmasında Arap örfünde bir insana gösterilen saygının en büyüğü olan sırtındaki abasını çıkarmış ve yere koyarak annesini onun üzerine oturtmuştur. Eline kapanmış, ayağa kalkmış ve büyük bir hürmetle hoş geldiniz demiş, ihtiyaçlarını sormuş, erzaklarını hazırlamış ve uğurlamıştır. Peygamberimizin dadısı olan Ümmü Eymen siyahî bir işçi hanımdır. Üzerindeki emeklerini unutmayan Efendimiz, kendisine ‘sen benim ikinci annem sayılırsın, ey anneciğim’ demiştir. Bir de Peygamberimizin yengesi ve Ebu Talib’in eşi olan Fatıma vardır. Peygamberimiz 8-15 yaş arasında Ebu Talib’in evinde kalmıştır. Bu hanımefendinin o süreçte kendisine olan alakasını hiç unutmamış ve kendisine anne olarak hitap etmiştir. Fatıma, Müslüman olup Medine’ye hicret ettiğinde de sık sık ziyaretine giderek, ihtiyaçlarını karşılamıştır. Yaşlanan Fatıma’nın hastalandığını duyduğunda Efendimizi sahabesine ‘lütfen Fatıma hanımı izleyin. Ölüm vuku bulursa gece gündüz haber verin ve bana haber vermeden toprağa vermeyin’ demiştir. Bölgede iklim nedeniyle gece de defin işlemleri yapılabiliyordu. Vefat haberi geldiğinde Efendimiz gömleğini kefen olarak sarılması için gönderiyor. Cenazesi hazırlanıyor. Efendimiz namazını kıldırıyor. Kabire götürüyorlar. Kendi mübarek elleri ile cenazeyi kabire indiriyor. Efendimiz hiçbir mevtaya yapmadığını yaparak bir süre kabirde bekliyor ve uzanıyor. Sonrasında kabirden çıkıyor. Sahabeleri bunu daha önce görmediklerini söylediğinde ‘O benim annemdi. Ben onun evinde küçükken kaldığımda sabah kalkınca önce beni giydirirdi. Önce benim elim yüzümü yıkar, önce benim karnımı doyururdu. Onun bu iyiliklerin nasıl unutabilirim? Cennet giysilerinden ikram görsün diye kefen olarak gömleğimi gönderdim. Münker ve Nekir’in sualine kolay cevap versin, kabir onu sıkmasın diye de kabrinde bir süre dua edip istiğfarda bulundum’ demiştir.”
Konferansa AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. M. Dr. Kemalettin Çonkar’ın yanısıra, AKÜ İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Remzi Kaya ile öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.
Bunlar da ilginizi çekebilir