YÜCEL ÇAKMAKLI'YI VEFAT YILDÖNÜMÜNDE RAHMETLE ANIYORUZ

YÜCEL ÇAKMAKLI'YI VEFAT YILDÖNÜMÜNDE RAHMETLE ANIYORUZ
25 Ağustos 2020 - 10:22 - Güncelleme: 25 Ağustos 2020 - 10:25
MEMLEKETİMİZİN GURURU-MİLLİ SİNEMANIN ÖNCÜSÜ

YÜCEL ÇAKMAKLI




1937 yılında Bolvadin Zafer Caddesi’ndeki “Çakmaklı Konağı”nda

doğdu. Babasının memuriyeti sebebiyle ilk ve orta öğrenimini Afyon’da

tamamladı.7 yaşında iken babasını kaybetti. Tasavvuf terbiyesi almış

muhafazakar bir ailesi vardı. İçindeki sinema tutkusu, aile baskısına

rağmen gittikçe gelişti. Boş zamanlarında arkadaşlarıyla bir olup

sinemaya gidiyordu. Hatta bunun için bazen okulunu ihmal ettiği bile

oluyordu. Öğrenimi sırasında yazlık sinemalarda çalışarak harçlığını

çıkarıyordu. Bu arada bol bol film seyretme imkanı da buluyordu.

Özellikle ramazana rastlayan yaz aylarında iki dedesi onu yanlarına

alıp gerekli dini eğitimi vermek için gayret ediyordu. Mevlevi dergahı

müntesibi dedesinin fahri imamlık yaptığı yıllarda ona yardım

ediyor, hem de bir şeyler öğreniyordu. Zaman zaman müezzinlik

ediyor, minareye çıkıp ezan okuyordu. Ama her sözünün arkasından,

sinema ile igili bir cümle geliyordu. Dedesinin anlattığı Hazreti Yusuf

hikayeleri “arkası yarın” şeklinde ve merak uyandıracak biçimde, onun

hayal dünyasında sinema ile örtüşüyor adeta bir” dizi film “ senaryosu

haline geliyordu. Otuz ramazan her gün, Kur’andan ve Mesnevi’den

dini hikayeler dinliyordu. Nitekim yıllar sonra, dinlediği bu hikayeleri

sinema diliyle seyirciye aktarma ihtiyacı duyduğunu kendisiyle yapılan

söyleşilerde itiraf edecekti.





1955 yılında yüksek öğrenim görmek üzere İstanbul’a geldi. İktisat

Fakültesine kayıt oldu ama gönlünde sinema sevgisi ve arzusu yattığı

için ona en yakın alan olarak gördüğü Gazetecilik Enstitüsüne geçti.

Devamlı bir şekilde, dergi ve gazetelerdeki sinema eleştirmenlerinin

yazılarını okuyarak kendini geliştirdi.Üniversite yıllarında Fatih’teki

Vakıflar Talebe Yurdu’nda kalıyordu. Geceleri derslerinden arta kalan

zamanlarını, bedava film seyretmek ve harçlığını çıkarabilmek için

sinema gişesinde bilet satıyordu.





1959 yılından itibaren gazetelere amatör olarak yazılar yazmaya

başladı. 1960 yılında da Gazetecilik Enstitüsü’nden mezun

oldu.1961-1963 yılları arasında bir buçuk yıl Artvin Borçka’da yedek

subay olarak askerlik yaptı. Yanında götürdüğü, başta Kur’anı Kerim

olmak üzere,milli ve manevi kültürün kaynağı sayılabilecek temel

eserlerle birlikte sinema sanatıyla ilgili kitapları da okudu. Sinemacı

olmanın temellerini oluşturmak için askerlik süresini değerlendirmeye

çalışıyordu.





1963 yılında terhisini müteakip, dönemin çok satan muhafazakar

gazetelerinden “Yeni İstanbul” gazetesinde, Tarık Buğra, Gökhan

Evliyaoğlu, Hamit Tezkan gibi yazarlarla birlikte 6 ay çalıştıktan sonra

1968 yılına kadar sinema asistanlığı yaptı. Bu arada Osman F. Seden,

Orhan Aksoy, Mehmet Dinler gibi yönetmenlerin yardımcısı olarak

50’ye yakın filmde çalıştı. Türk sinemasının büyüklerinden, usta-çırak

ilişkilerini ve sinema sanatını öğrenmeye gayret etti.





İlk defa ,Tohum dergisinin 1964 yılı Ağustos sayısında çıkan sayısında;

”Türk sinemasının, ancak köylüsü ve şehirlisi ile manevi kıymetleri

maddeden üstün tutan Müslüman Türk halkının inançları, milli

karakteri, gelenekleri ile yoğrulmuş, Anadolu gerçeğini yansıtan filmler

yaparak, ”milli sinema” düşüncesini ortaya koymuştu. Milli sinemanın,

milli kültürü aktarmasını istiyordu. Kitlelerin sesini duyurmayı ve

sinema sanatıyla herkesin özüne dönmesini temin etmeyi bir görev

olarak üstlenmişti.





Nihayet bu düşüncesini hayata geçirmek amacıyla Yüksek İslam

Enstitüsü öğrenci dernekleriyle iletişime geçerek Elif Film Şirketi’ni

Ali Emir Osmanoğlu ve Ergün Bayık ile birlikte kurdu. 1965 yılında

gazeteci olarak hacca gittiğinde ortaya çıkan belgesel film fikri, 1969

yılında çekilen “Kabe Yolları” ile gerçekleşti ve sinemaya ilk adımını

attı. Bu film büyük ilgi gördü. 1970 yılında gerçekleştirilen ve Şule

Yüksel Şenler’in “Huzur Sokağı” romanından uyarlanan “Birleşen

Yollar” filmi ile Türk sinema tarihinde yeni bir akımı başlattı. 1975

yılına kadar, kendilerine o dönemde zor ulaşılan Türkan Şoray, İzzet

Günay, Salih Güney ve Semih Sergen gibi önemli oyuncularla çalıştı.

1972 yılında Milli Türk Talebe Birliği bünyesinde ,üniversiteli gençleri

bu alanda eğitmek için oluşturulan sinema kulübünde yetişen gençler

arasında, Mesut Uçakan, Salih Diriklik başta olmak üzere bir çok

yetenekli gençlere destek oldu.





1975-1990 yılları arasında TRT’de Genel Müdür Danışmanı ve Film

Yönetmeni olarak çalıştı. Sultan 4. Murad, Küçük Ağa ve Kuruluş

(Osmancık) gibi bir çok önemli filmlerini burada gerçekleştirdi.

Anadolu’nun muhafazakar insanını sanatla tanıştırıp ahlaki açıdan

bozulmaya uğramadan geliştirilmesini, sinema ve televizyonun bu

yöndeki etkisinin göz ardı edilemeyeceğini, ahlak anlayışımızın

ve inançlarımızın batı toplumlarından farklı olduğunu, tarihi bir

gelişim içinde oluşmuş ahlak anlayışımızın olduğunu, bu dönemde

televizyonun büyük önem taşıdığını, sinemayı evlere taşıdığını,

aile ve normal okuldan sonra televizyonun üçüncü okul olduğunu,

sinemanın gücünü gördüğünü ,hissettiğini; kendisi gibi muhafazakar

çevrede doğup büyümüş birisini bile çekip içine aldığını, ailesi ve

okul çevresinden sonra kişiliğini bulmada etkili olan , büyük bir

güç olduğunu hissettiğini, Türkiye’de sinema ile televizyonun aile ve

okuldan daha etkili olduğunu gördüğünü; 1988 yılında Hafta Sonu

gazetesine verilen ve “dobra dobra” köşesinde yayınlanan röportajda

dile getiriyordu.





Yönetmenliğini yaptığı filmlerle büyük ses getiren Türk milletinin haklı

takdirini kazanan Yücel Çakmaklı, 1967 yılında evlendi. Evliliğinden

iki kız, bir erkek çocuğu dünyaya geldi. İki kızı da diş hekimi oldu.

Oğlu ise uluslararası işletme okudu. 6 torunu oldu .Mesleğini ve

hayatını inşa ederken hayat arkadaşı desteğini hiç eksik etmedi.

1990’da TRT’den ayrıldı.2005 yılında Peyami Safa’nın romanından

uyarlanan Cumbadan Rumbaya filmi son çalışması oldu ve yine son

olarak ”Dinle Neyden” filminin süpervizörlüğünü (film çalışanlarını

denetleme) üstlendi. Yaptığı işlerin boşa gitmediğini görmenin

gururunu hep yaşadı ve çalışma azmini hiç kaybetmedi.





1991 yılının Mart ayı başlarında Bolvadin Belediye Kültür Merkezinde

hemşerileri ile buluştu ve “Günümüzde Türk Sineması” başlığı altında

konferans verdi. Bu konferansta, sinema dünyasındaki sıkıntılardan

bahsederek filmlerinde ,maneviyata dönük senaryolardan

yararlandığını ve bu tür yapımlara halkımızın sahip çıkmasının

sevindirici olduğunu belirtti.





Ayrıca yönetmenliğini yaptığı “Sahibini Arayan Madalya” filminin

galası da aynı tarihlerde Bolvadin’de yapıldı. Büyük bir davetli ve

izleyici topluluğunun katıldığı gala gecesinde kısa bir konuşma yapan

ve Bolvadinlinin kendisini bağrına basmasından mutluluk duyduğunu

belirten Yücel Çakmaklı’ nın konuşması sık sık alkışlarla kesildi.

Minyeli Abdullah-1,Minyeli Abdullah-2 ve Sahibini Arayan Madalya

filmleri 15 gün Bolvadin Köksoy Sinemasında gösterime devam

etti. Yetkililerden alınan bilgiye göre filmlerin 9500 kişi tarafından

seyredildiği bildirildi.





2007 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından verilen “Üstün

Hizmet Ödülü “ nü hemşerimiz yazar, romancı İbrahim Ulvi Yavuz’un

elinden aldı. 2008 yılında TBMM tarafından “Devlet Üstün Hizmet

Madalyası’’na, aynı yıl Kültür Bakanlığı tarafından sinemadaki 50

yıllık hizmetleri dolayısıyla “Emek Ödülü”ne layık görüldü

Bir kalp yetmezliği nedeniyle geçirdiği ameliyat sonrası 23 Ağustos

2009 tarihinde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde Hakka yürüdü

ve Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi. Allah rahmet etsin.





Türkiye Yazarlar Birliğinde 20 yılı aşkın süredir, yönetim kurulu üyeliği,

genel başkan yardımcılığı ve genel başkanlık dahil her düzeyde görev

yapan , halen Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı 2.Başkanı olarak hizmet

veren ve 30 yıllık emek sonucu hazırladığı Bolvadin Ansiklopedisi

ile memleketimizin yüz akı olduğunu ispat eden ; hikaye, roman, şiir

,hatıra, inceleme ve araştırma gibi edebi türlerde yaklaşık 20 esere

imza atan değerli büyüğümüz İbrahim Ulvi Yavuz’un da katkılarıyla,

2010 yılında Yücel Çakmaklı’nın adı, Türkiye Yazarlar Birliği’nin

Ankara Dikmen vadisinde bulunan tesisine verildi ve tesisin adı “Yücel

Çakmaklı Sanat Merkezi” olarak değiştirildi.





Yine AKÜ Bolvadin Meslek Yüksek Okulu ve Güzel Sanatlar

Fakültesinin 13 Mart 2017 tarihinde ortaklaşa düzenlediği etkinlikte,

ölümünün 8. Yılında Milli Sinema akımının kurucusu ünlü yönetmen

geniş bir katılımla anıldı. Bu etkinliğe Milli Sinemanın önemli

isimlerinden yönetmen ve yapımcı Mesut Uçakan da katıldı Ayrıca

MYO Müdürü Doç. Dr .Cantürk Kayahan’ın moderatörlüğünde,

Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölüm Başkanı Prof.

Dr. Nesrin Kula Demir de yer aldı. Yaklaşık iki buçuk saat süren

söyleşi, Bolvadin Belediye Başkanı Fatih Kayacan’ın Mesut Uçakan’a

günün anısına plaket takdim etmesiyle sona erdi.



Bu değerli hemşerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla anıyoruz.

Mekanı cennet olsun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum