VATANSIZ DÜNYA VATANDAŞI
Reklam
Ramazan DEMİR

Ramazan DEMİR

yazıyor...

VATANSIZ DÜNYA VATANDAŞI

28 Haziran 2019 - 09:57

 
Dünyanın her yerinde vatan duygusu tek düzedir. İslam inancında “vatan sevgisi imandandır.” İslam’da vatan, vatanlardan bir vatan veya dünyanın tamamı olmayıp; özel, olmazsa olmaz ve nev-i şahsına münhasırdır.  
 
“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır” hadisi şerifini de dikkate aldığımızda, İslam inancında hem vatan, hem de kişinin fiillerinin neler olabileceği, İslam’ın tayin ettiği ölçüler doğrultusunda kayıt ve kontrol altındadır. Bunların ayrıcalığına sadakati olan,  ayrıntısını öğrenir ve riayet eder.
 
Günümüzde yeryüzünün tamamının birbirine benzediği, doğumdan ölüme, anaokulundan üniversiteye, inanç ve amel konusunda tam bir dünyevileşme, din dışılık, kimseye sır değil. Eğitim, insan ilişkileri, meslek edinme, futbol, sinema, tatil, mefruşat, bağımlılıklar,  ithal kavramlar, moda, müzik, marka, medya ve onlarca konuda, besmeleyi dışlayan, besmele dışı süreçlerin hükümran olduğu biliniyor… İnsanların kimliğinde tayin edici olan ve onları yöneten en temel amiller, bu saydığımız beğeni ve arzulardır. Besmele dışı beğeni ve arzular zinciri, insanları gönüllülük esası ile esir etmiştir; ancak bu esaret değil ‘özgürlük’ olarak algılanıyor. Bu beğeni ve arzular zincirine bağlananları, standart insan tipi diye tanımlayacağız. Yeryüzünün yegâne iktidarı insanların beğeni ve arzularını yönetenlerdir. Bundan ötesi lojistik yönetmendir. İaşe ve ibate taburudur; kolluk kuvvetlerine vaziyet etmektir. Dünya; beğeni ve arzuları yönetenlerin ellerinde dönüyor.
 
Beğeni ve arzular zincirine esir olan standart insan tipi, vatansız dünya vatandaşının temelini, mayasını oluşturuyor. Bunun devamında ,“vatansız, dinsiz, milliyetsiz” bir tek dünya devleti, tek kutuplu bir dünyanın kurulmasına zemin hazırlıyor. (Ona geleceğiz.)
 
Vatansız dünya vatandaşı kavramını ben telaffuz ettim. Yeni kurbağa dilinde buna ‘kavramsallaştırma’ diyorlar.  Vatansız dünya vatandaşı olmayı, ya da yetiştirmeyi marifet sayan itiraf gibi deliller var. Nice kurumun duvarlarında okumuşsunuzdur: “Dünya vatandaşı yetiştiriyoruz.” Ama cümlenin önüne bir kelime ekleyeceğiz: Vatansız! Esasen ve zımnen şöyle demiş oluyorlar: “Vatansız dünya vatandaşı yetiştiriyoruz.”  Ne demek dünya vatandaşı? Bir ülkeye has olmayıp, dünyanın her yerine “ayak uyduran”, her ülkeye vatandaş olabilen insanlar yetiştiriyoruz.  Dünyanın her hangi bir yerinde, meslekte seçici davranıp, bir kurumda çalışmak başka şey; her ülkeye vatandaş olacak kadar, her ülkeyi içine sindirmek her ülkenin vatandaşlığına soyunmak daha başka şey! Tevfik Fikret; “vatanım rûyi zemin, milletim nev-i beşer” demiştir. Böyle başladı bu dünya vatandaşlığı…
 
Günümüzde bir ülkenin bağımsızlık göstergeleri, sembolü, marşı, camisi, kilisesi, havrası vs. olması, dünyanın her yerinde vatansız dünya vatandaşı miktarının, dünyanın tamamını oluşturduğu gerçeğini değiştirmez. Paris’ten Türkiye’ye,  Türkiye’den Roma’ya, Roma’dan Prag’a bakıldığında;  dünyanın tek düzeliği, standart insan tipi görünür. Göremeyen, gözden ve gönülden amadır. Yedi düvel; ne giydiğinin, yediğinin, seyrettiğinin, beğeni ve arzularının neler olduğunun farkında… Türkiye gibi ülkeler ise kendimizi batıya nasıl benzetsek diye çırpınıyor; aradaki fark bu! Türkiye’de, kendi binasının, işyerinin isminden tutun, her şeyinin adını yabancı kelimelerden seçiyorlar. Neden? Çünkü “mağluplar galipleri taklit eder.” Frenk mukallitliğinin temeli dildir.   
 
Müktesebatında, ‘felsefe-kültür-ideoloji’ teslisini, tevhidi filtreden geçiren bir metin bulunmayan Türkiye’nin ve her ülkenin, kaçınılmaz akıbeti vatansız dünya vatandaşı yetiştirmektir. Halep orada ise Türkiye ve yedi düvel görüntüsü ‘ekranlarda’…Bizim dinimiz zahire göre hükmeder.
 
 
Not: Kavramlara ilişkin sorularınız için e-mail:
 [email protected]
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum