UNUTURSUN DİYE ÇOK KORKUYORUM
Reklam
Ramazan DEMİR

Ramazan DEMİR

yazıyor...

UNUTURSUN DİYE ÇOK KORKUYORUM

01 Nisan 2020 - 23:38

  
     15 Temmuzun unutulmaması için uyarılar hep yapılıyor; gayet güzel. Bir felaketi unutup tekrar yaşamayı kimse istemez. 12 Eylül başta, 1960-2020 arası birçok felaket yaşadık. Bunlardan 12 Eylül, 15 Temmuz’un faturasını, yüze mi, daha fazlasına mı katlar; rakamlar arşivlerde. Baştan beri her birini unuttuğumuz için mi diğerleri başımıza geldi? Evet; unuttuğumuz daha doğrusu sebep-sonuç şeklinde düşünmediğimiz için 60 yıldır başımıza neler geldi! Yine mi unutacağız? 12 Eylülden hemen sonra şu cümleyi çok duyduk. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” 35 yıl sürecinde yaşadıklarımızı, sonrasını, 15 Temmuzu dikkate alırsak, her şey yine eskisi gibi oldu. Unutmaktan kurtulup, “hafıza-ı beşer, nisyan ile maluldür” sözünü nasıl boşa çıkarabiliriz?
 
    Esas yapılacak; unutmak, hatırlamak anlamında değil; sebep-sonuç ilişkisi anlamında tedbir almaktır. 12 Eylüle giderken yirmi yıl boyunca, sağ ve sol tanımlarını benimseyen ve her biri içinde de, en az altışar grup olmak üzere, toplam 12 grup, bütün vatan evlatları düdük ötünceye kadar birbirine karşı mevzilendi. Ancak mevzi en sonraki merhale idi. Silahlardan önce ne patlıyordu? Tanımlar, kavramlar, sloganlar… Bir de bunlar ‘mutasyona’ uğrar; asla çekip gitmezler.
 
      Unutmam imkânsız; 12 Eylül düdüğünün hemen öncesi idi. Konya, Meram yeni yolda, otobüs durağında gayriihtiyarî durağın tavanına baktım: “Tek yol devrim” yazılı idi;  ama üzeri çizilmiş. Sanki bu çiziğin bir devamı var mı diyen bilincim, kayıtsızca yan tarafa kaydı. Orada da “Tek yol İslam” yazılı idi. Daha en az on farklı tabelanın sloganlarını buraya yazsam, yerim yok.      
 
     Önce kavramlar ve sloganlar üzerinden kapışılıyor; elan öyle. Ama kavramlar, sloganlar, teslisler, tuzak bilgi sistemleri (felsefe, sosyoloji vb.) ile ilgili hiçbir metin yok. Teslisler, insanların angaje (bağımlı) olduğu en yaygın kavram ekipmanlarıdır; çalışmalarımızda var. Mesela son elli yıla damgasını vuran en ünlü teslis, 3H teslisidir. “Hizmet, Himmet, Hoşgörü.” Şu yeryüzünde kim bir felakete uğramak ister? Hiç kimse… 60 yıldır, herkes kuşandığı, kulağına fısıldanan, peşinden gittiği tanım, kavram, slogan, tuzak bilgi sistemi ve teslis dediğimiz kavram ekipmanlarını bilseydi; kimse kimsenin peşinden gitmezdi. Sürekli hakikatin keşfi peşinden gidilmesi gerekirdi. Alain; “hakikate giden en uzun yolu tercih edin!” diyor. Hakikat için kitaplar, sözlükler eskiteceksin! Kitapların % 99’u takozdur; takoz okuyan kendine takoz olur. Şöyle bir nida var: “Ne gerek var kitaba; takın bir slogan, kuşan bir türedi, joker, vekâlet kavramı, edin bir teslis, biat et birisine; tamam!” İşte unutmak orada başlar.
 
     Bir felaketi unutmamak için, “başıma şu geldi” diyerek, her gün şu kadar tekrar mı edeceksin! Olacak şey değil! Ne olacak peki? Bu başıma gelenin en temel sebebi ne idi? Mutlaka bazı sözler, kelimeler esas alındı. Bu sözler, kelimeler hükümranlığını yine yürütüyor. Ama tekrar ediyorum; o kavramlar, sloganlar, teslisler hakkında hiç metin yok. İşte “cümle kurmak, devlet kurmaktan daha zordur” sözümüzü burada hatırlayalım. Yanlış adreslere odaklanma devam ettiği için bu söz, yani ‘söz’ anlaşılmıyor. Hâlbuki Yunus Emre gibi sade konuşuyoruz; yeni kurbağa dili ile konuşmuyoruz. İlim, bilim alanlarında oturan o anlı, şanlı, unvanlı, diplomalı, saygı değer insanlar! Slogan, kavram, teslis, tuzak bilgi sistemi, nedir;  anlatsınlar! Vekâlet kavramlarını bırakmadan kimse cümle kuramaz.   
 
     Yakın veya geçmişte ne felaket geldi ise bu felaket bir marka, bir kişi ile mukayyet, sınırlı değildir; o bir zihniyettir. Çağımız istediği kadar görüntü çağı olsun; her şey dolaşır gelir bir slogana, falancı, filancı olmaya,  geleneğe, modaya, büyücünün kükürtlü dumanına… Allah’ın ilk emri anlaşılmadığı için Allah lafzına bile ulaşılamadı. İlk emir, o da ‘söz’; söz yere düştü. “Sözün yere düşmesi, savaşın ayağa kalkmasından daha tehlikelidir.”  Sözü yerden kaldırdık; ama kaldırana el veren yok.  
 
    Banyoda bir şampuandır ‘İhlâs.’ İman, ihlâs, pazara düştü. Piyasa mezhebinde bir holdingdir ‘İhlâs.’ Tesettür defilesine yakalanan mankenin adresidir “tekbir giyim.”  Yedi milyon sözde tesettürlünün, tesettürü ifsat ettiği yerdir “modanisa.com”  İngiliz bayrağıdır evlerin önündeki İngilizce İsimler. Unutmak; kendi kelimelerimizi unutmakla başlar. Bu gidişle bu film ileride biter.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum