TÜRKİYE NEDEN FRENK MUKALLİDİ?..
Reklam
Ramazan DEMİR

Ramazan DEMİR

yazıyor...

TÜRKİYE NEDEN FRENK MUKALLİDİ?..

13 Nisan 2020 - 10:50

 
 
 
    Türkiye en başta dilde, kıyafette, modada, müzikte, imajda, tatilde, mefruşatta, eğitimde, dine bakışta, anahtar teslimi Frenk mukallididir. Paris’in ünlü Şanzelize caddesindeki insan manzaraları ile Türkiye’nin hemen her şehrinin insan manzaraları aynıdır. Türkiye’nin içinde olduğu yangın; yedi düvelin kavramları ile düşünüleceğini zannetmesidir. Hoca iğneyi samanlıkta kaybetmiş; avluda arıyormuş. Neden böyle yapıyorsun demişler? “Böylesi daha kolay” demiş. Türkiye değerlerini, kavramlarını Anadolu’da kaybetti, yedi düvelin lisanında arıyor. Bunun için yüz yıldır her gelen nesil öncekini aratıyor. Mesela kültür kavramına itibar eden illa ki “kültürel değerlerimiz” diyor. “O değerleri maddeler halinde say” dediğimiz zaman kültür balonu patlıyor; kimse sayamıyor.    
 
      “Kavramlarınızı başkalarından alıyorsanız, o sizin gerçekliğiniz değildir artık!” (Prof. İbrahim Kalın) Kendi gerçekliğinden uzak olan Frenk mukallidi olur; oldu. İthal dil ile gerçekliğinizi tayin edemez, düşünemez, kendi ufkunuzu göremezsiniz. Görememek basireti bağlanmaktır. Esaret dediğimiz bu işte! Bizim çimentomuz İslam’dır. Kültür, yedi düvelin çimentosudur. (Bkz. Kültürel İktidar Nasıl Kuruldu? Afyonhaber) Lisana sadakat büyük savaştır; silahlı savaş küçük savaştır. Küçük savaşın sürdürülebilirliği, büyük savaşın kazanılmasına bağlıdır.
 
    Tüm zamanların en zor konusu dediğim dünyanın dört çekerini tanıyıp, sakınıp, kendi arabamıza binmedikçe; Türkiye kendi neslini kaybetmeye devam edecek. Bu kayıp ispat edilebilir bir gerçektir. “Türkiye’nin, önündeki asırlık takozlar nelerdir? Türkiye’nin nev-i şahsına münhasır neyi vardı; nesi kaldı? Herkes slogan kullanıyor ama sloganla ilgili neden hiç metin yok? Vekâlet kavramlarını kullananlar, neden vekâlet savaşlarına muhatap olur?” sorularını sorup, cevap bulamayan her insan kendini kaybetmiştir. İnsan olmak ucuz değildir; kitle olmak kolaydır ve sivil toplum sadece kitledir. Kitlenin çimentosu kültürdür. Bakınız; herkesin tabelasında ‘kültür’ yazıyor.
 
   Cenaze alayı giderken, birisi hızla tabutu açar ve ölünün kulaklarına bir şeyler fısıldar, sonra kapatır… Defin işlemi bittikten sonra herkes o kişinin başına çullanır. “Söyle bakalım, ölünün kulağına ne fısıldadın”? Adam önce konuşmaz; kurtulamayınca söyler: “Mevtaya dedim ki! Eğer öbür dünyada Türkiye’den sorarlarsa de ki; ‘Türkiye’de, Allah’a Tanrı,  İslam dinine din kültürü, Müslüman’a muhafazakâr diyorlar’ dersen, onlar gerisini anlardedim.” Bu mesajı ölüler bile aldı; diriler gerçekten diri mi?
 
   Hakikate açık olan varsa ariftir; bunları anlar. Anlaşılmayan bir şey varsa cevaplarız. İnsanlar ikiye ayrılır; hakikate açık ve kapalı olanlar. Bu sade tasnife aklı ermeyenler ‘falancı-filancı’ oldu.   
 
    Türkiye isterse kendi kelimeleri, bilgi sistemleri, helal beğeni ve arzuları ve müktesebatındaki yasa, kanun, bilgilerine ulaşır. Ulaşınca da; Türkiye’ye problem çıkaran her kim varsa, tamamını elini kolunu sallayarak, gülümseyerek, tebessüm ederek aşar. “Köroğlu’nun selamı kendinden muteberdir.” Biz mukallit değil, kendimiz olsak, düşmana silahımızdan önce mesajımız yeter. Gelelim dünyanın dört çekerinin, bizi çekip çevirenin, neler olduğuna…
 
     1. Joker, ithal, türedi, vekâlet, emanet, maymuncuk, melez kavramlar. Batı medeniyeti inşa kavramları olan insan hakları, kadın hakları, evrensel değerler vs. Ve tevhide vurulan yamalı kavramlar; ılıman İslam, siyasal İslam, İslamofobi vs.
 
    2. Tuzak bilgi teslisleri: Felsefe, sosyoloji, psikoloji vs. Hesabımdan kariyer ehline sordum. Bu teslisler kimden menkul, ne ile temellendirilirler, referansları nedir, neyi veri kabul ederler, kılavuzları kimler, okunmasında kimler ittifak etti, hangi kimliği teklif ederler? Cevap yok. Hepsi ATM memuru.
 
    3.  Cahiliyenin 12 çekeri. (Bu konu, Afyonhaberde)
 
    4. Tek dünya devletine uyum yasaları. En az on tane; mesela uluslar arası sözleşmeler.
 
    Bu dört çekerden inmedikçe, bu dört teker patlamadıkça; alacağımız yol arpa boyudur. Kavramları, evlerinin adı İngilizce olan Türkiye’de, 2050’li yıllarda dilimizden eser kalmayacağı bekleniyor. “Hakiki vatan, hususen lisandır.”
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum