SÖZKONUSU DİLSE GERİSİ TEFERRUATTIR
Reklam
Ramazan DEMİR

Ramazan DEMİR

yazıyor...

SÖZKONUSU DİLSE GERİSİ TEFERRUATTIR

02 Mart 2020 - 11:01

  
     Söz konusu dilse gerisi teferruattır. Dilini yaşat ki insan yaşasın. Bu sözleri başka türlü mü biliyordunuz? Bozun o ezberlerinizi. Çünkü “dilden bir sonraki duraktır vatan.” İslam itikadı, vatanı bir kelimeye ve kalbin içine sığdırır. Vatan önce orada güven altına alınır. Türkiye’de sadece ‘şehit’ kelimesi zaafa uğrarsa vatan sevgisi imandan değil, kapitalizmden olur. Onun için  “futbol şehidi, devrim şehidi, demokrasi şehidi” asla diyemeyeceğimizi “tanımlayan hükmeder” başlıklı makalemizde izah ettik. Dil deyince dilin sıradan kelimeleri değil (onlar da önemli), kavramlarından, kavram deyince de “aidiyet kavramlarını” öne çıkarıyoruz.
 
     Reklamlarda gördüğünüz gibi vatan olarak vatansız dünya vatandaşı, kimlik olarak da dünya kimliğine iltica edilmesi teklif ediliyor. İslami kimlik dediğimiz asıl kimlik unutulmaya yüz tuttu. “Doğduğun yere değil, doyduğun yere bak” sözü karnından düşünenler için geçerlidir. Anadolu evladı doğduğu yeri ikinci kademeye alamaz; doymayacağı yeri de vatan edinmez. Helal yollardan ve dünyanın her yerinde çalışmak başka, “mikroplar, vitaminler, sosyal güvence” teslisi adına vatanı ikinci sıraya ötelemek daha başka şeydir. Ötelemeyi vatansız dünya vatandaşı yapar.
 
    Asıl algı operasyonu (yalan mekanizması), kavramlar üzerinden yapılır. İşte görüyorsunuz, İslami kimlikten vazgeç demenin yolu, ‘dünya kimliği’ teklif etmekten geçiyor. Bu teklif zaten yüz yıldır yapılıyor; ideolojiler, liberalizm kavşağında buluştular. Kozmpolitizm otobüsüne binerek küreselleşme çukuruna döküldüler. “Dur hele, benim pozisyonum ne?” diyen varsa, beğeni ve arzularını yani cahiliyenin 12 çekerinin ne olduğunu Afyonhaber’in arşivinden okusun; cevabını alır. Şurası kesin; Söz konusu Anadolu ise bir tane kimlik tanımı vardır: İslami kimlik. Kimliğe ne ile atıf yaparsan senin kimliğin odur. İslami kimlik, liberal kimlik, kültürel kimlik, Marksist kimlik vs. bunlar ve diğerleri, hepsi ayrı kimliklerdir. Bunun izahının garanti belgesi ‘tanımlayan hükmeder’ makalesidir. “Kesmedi!” diyen varsa sorusunu sorsun.
 
   Asıl algı operasyonu kavramlar üzerinden nasıl yapılıyor?  Beceriksizlik, hırsızlık, ihanet algısı vs. beden üzerindeki ameliyat gibidir. Yalancının (algıcının) mumu yatsıya kadar yanar. Ama kavramlar üzerinden yapılan algı (yalan mekanizması), daimi ve maliyeti en ucuz en kesin yok etme yöntemidir. 
 
     Mehmetçik düşmanın üzerine “tanrı, tanrı!” diyerek gitmez. “Allah, Allah!” diyerek gidiyor. Türkiye’nin önünü kesmek isteyenler, “Anadolu’nun ağzından Allah lafzını alıp, tanrı dedirtelim” diyorlar. Çünkü tanrı denilince o kelimeden İslam adına zerre kadar bir hâsıla elde edilemeyeceğini biliyorlar. İşte asıl algı budur. Bu tanrı örneği diğer kavramlara da emsal teşkil eder. Yapılmak istenen birkaç kelime değişimi değil, gerçek bir algı operasyonu, kalıcı bir işgal yöntemidir. Kelime gitti mi öz de gidiyor. Biz izah ediyoruz; peki bu yapılın algıyı başka kim düzeltecek? Bu soru yerde kalamaz.
 
    Okuyorsunuz; adam  “siyasal İslam” diyor. “Her şey zıddı ile kaimdir.” Bir de “siyasal olmayan İslam” var algısı veriliyor. Etti mi size iki tane İslam.  “Ilımlı İslam” diyor; böylece “sert İslam” algısı veriliyor. Etti mi dört İslam! Muhafazakâr İslam, geleneksel İslam çarpı iki= kaç İslam oldu? Dil üzerinden “çoklu İslam algısı” böyle oluşturuluyor. Böylece İslam pazarı kuruluyor. Ne hasletten ne meslekten itiraz eden olmadığı için vatandaş bu pazardaki bir tabelaya biat ediyor. Ondan sonra ver elini 12 Eylül, 15 Temmuz… Bu türedi kavramlara bir tanım daha bulduk: Vekâlet kavramları… Kendinizi test ediniz. Eğer vekâlet kavramlarını kullanıyorsanız o yaptığınız işten kesinlikle ve asla bereket bulamayacaksınız. O türedi kavramlar sizin gerçekliğiniz değildir; bir kavramın kime ait olduğu kesinlikle bellidir. Saya geldiğimiz veya çalışmamızda izahını, adedini verdiğimiz türedi kavramların üzerini çizmez iseniz; yedi düvele vekâlet edersiniz. Neden?  “Çünkü bir şeyi siz nasıl tanımlarsanız, o sizi tanımlar hale gelir. Kavramlarınızı başkalarından alıyorsanız, kendi gerçekliğinizi başkalarının kavramları üzerinden ifade ediyorsanız o sizin gerçekliğiniz değildir artık. Aslında kavramı ortaya koyan, gerçekliğe de sahip olur.” (Prof. İbrahim Kalın)  

 
Twitter adresim:  @yazarramazandmr
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum