SN. İLBER ORTAYLI'NIN 'KÜLTÜR GÖRÜŞÜ'
Ramazan DEMİR

Ramazan DEMİR

yazıyor...

SN. İLBER ORTAYLI'NIN 'KÜLTÜR GÖRÜŞÜ'

20 Ağustos 2019 - 11:13

 
   “Kültürel bakımdan bölünmüşüz…” (İlber Ortaylı, 04.07.2019, DHA, Erzurum)
 
   Sn. Hocam; konferansınızın içeriği ile ilgili değil, ben sadece kültür kavramınız ile ilgili görüşünüze müracaat etmek istiyorum. Bu metnin kişi üzerinden değil, kavram üzerinden olduğu açıktır. Çünkü “bilgeler kavramlar üzerinden, gayrisi kişiler üzerinden konuşur.”  
 
  Sn. Hocam, derler ki; “güzel sual, ilmin yarısıdır.”  Bu güzelliğin kalan yarısını da siz tamamlarsanız, ilmin tamamına ermiş oluruz… Sorularımızı takdim edebiliriz.
 
    *Batının müktesebatından ‘iki asır önce türetilen’ kültür kavramını (aidiyetini), imparatorluk bakiyesi bir ülke olan Türkiye neden iktibas ediyor?
 
    *Kavramların tamamı parmak izi gibi biriciktirler ve hiç birisi yama, takas, vekâlet, emanet, aşırma, sipariş kabul etmezler; ederlerse, kimin hangi din ya da ideoloji sahibi olduğu anlaşılmayacağı aşikâr değil midir?
 
    *İslam’ın tanımının ‘İslam’ olduğu, Kuran’da kayıtlıdır. Okullarda ‘Din Kültürü’ denilerek, Allah’ın tanımının üstü nasıl çizildi ise kültür marifeti ile de bütün kavramlarımızın üstü çizildi; bunun için kültür kavramının üstünü çizmemiz gerekmez mi?  
 
   *Zorunlu kalınca yabancı kelimeleri alabiliriz ama kavramlarını asla alamayız gerçeğine ne dersiniz?
 
   *Yedi düvel, kimliğini, değerlerini; müzik, heykel, konser, resim, sinema, her şeyini aidiyet kavramı olan kültürün içine dolduruyor. Bizim değerlerimizi hangi kavramımız tanımlar?
 
   *Kültürü veri kabul edersek; örnek alabileceğimiz bir öbek veya zaman dilimi var mı?
 
   *Biz batıdan kültür, ideoloji, aydın, entelektüel gibi yüzlerce kavram aldığımız (aşırdığımız) halde, batının bizden bir kavram dahi almadığına göre; İbni Haldun’un,  “mağluplar galipleri taklit eder” sözü Türkiye’ye denk düşüyor mu?
 
    *Aidiyet kavramlarının ithali, kendi kavramlarımızı güncellemek demektir ki, bu durum bize ait ne varsa;  reddi miras (reddi kimlik) anlamına gelmez mi?
 
    *Kültürün kabul edilen tanımı; “bir topluluğun değer hükümlerinin bütünü.” Bizim değer hükümlerimizin, kültür kavramı ile zerre alakası var mı?
 
    *Hayat tarzımız, kavramlarımızın içeriğinde… Tarzımızı (kavramlarımızı) terk ettiğimiz için bizi tinsel ihtida ile suçlayan (Kimlik Mekânları, Sayfa-11) Arnold Toynbee haksız mı?  
 
    *Bütün kavramların içini hemen herkes sözlüğe göre değil; niyetine, zannına göre dolduruyor… Niyet ile kavram içi doldurulursa bu emsal teşkil eder ve dilde, dinde değişmedik bir kavramın kalmayacağı (nitekim kalmadığı) aşikâr değil mi?
 
    *Cemil Meriç (Kültürden İrfan’a; Sayfa, 31), “kültürden daha kaypak,  bukalemun bir kavram tanımıyorum”  diyor. Bu kavramı hiç kimse aklayamadı. En ağır itham altındaki bu kavramı içimize nasıl sindireceğiz?
 
    *Her kavramın yerine kullanılan kültür’ün, iskambildeki jokerden farkı nedir?   
 
    *Başkasının tanımını almak, başkasına kimlik siparişi vermek değil midir? “Çünkü bir şeyi siz nasıl tanımlarsanız, o sizi tanımlar hale gelir. Kavramlarınızı başkalarından alıyorsanız, kendi gerçekliğinizi başkalarının kavramları üzerine ifade ediyorsanız, o sizin gerçekliğiniz değildir artık. Aslında kavramı ortaya koyan, gerçekliğe de sahip olur.”  (Prof. İbrahim Kalın, Uluslar arası Taşköprülü zade sempozyumu)
 
    *”Bana kültürü hangi cümlede kullandığını söyle; sana orada hangi kavramı katlettiğini söyleyeyim” cümlesinin sağlamasını yapmak ister misiniz?
 
   Hocam bu defa tarihi anlatmak değil, kültür kavramından hareketle son iki asırlık tarihimizi tashih etmek sizi bekliyor?    
 
 
[email protected]
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum