Reklam
Ramazan DEMİR

Ramazan DEMİR

yazıyor...
[email protected]

KAVRAMLARIN YOL AYRIMI: TEVHİDİ VE İDEOLOJİK KAVRAMLAR    

24 Ağustos 2020 - 12:22

 

 

 

      ( “İdeoloji kavramının tevhidi filtreden geçirilmesi”  üst başlıklı metnin 2. kısmıdır.)

 

     Bir inancın, kimliğin, dört temeli vardır: Din, ahlak, hukuk,  ilim… ‘Sevk ve idare’ bu temele göre şekillenir. Buna ‘kimliğin temellendirilmesi’ diyeceğiz. Bu dört konuda Müslüman İslam’ın; ideoloji sahibi ise ideologun tasarımını esas alır. Her ikisinin de aidiyet kavramları birbirinden kalın bir çizgi ile ayrılır. Hak ve batıl ne anlama geliyorsa, tevhidi ve ideolojik kavramlar da o anlama gelir. Kavramları; tevhidi ve ideolojik kavramlar, doğu ve batı medeniyeti inşa kavramları şeklinde tasniflemek şarttır yoksa doğru düşünmek mümkün değildir.     

 

    İdeolojiye ‘seküler bir tasarım’ diyemeyiz çünkü seküler kavramı dünyaya meyletmek anlamında olup, dünyaya meyletmeyen hemen hiçbir Müslüman yoktur. Seküler kavramı din tayini yapmaz; sadece liberal kişileri tanımlar. Manası: Dünyaya meyleden… Bu nedenle “İslam dışı bir dünya tasarımı: İdeoloji” diyeceğiz. Bu Amerika’yı yeniden keşif değil; bilinen bir şey.  

 

     Tanımlayan hükmeder... Allah’ın kullarını, ideologun müntesiplerini tanımlaması, hükmetmesi gibi… Kim kimi tanımlıyorsa o ona hükmeder. Kavramlarda yol ayrımını yapamayanlar için “küreselleşme çukuru, sözün düşüşü, liberalizm, kozmopolitizm” gibi kavramlar geçerlidir.

 

      Sözün düşmesi; istikrarsız ve ilkesiz tanımlama demektir. Bu ilkesizlikten kozmopolitizm ve onun toplama kampı olan küreselleşme çukuru hâsıl oldu. Joker, türedi ve ithal kavramlar, küreselleşme çukurunun baltalarıdır. Kavramları anlamadan, dünyayı anlayamayız. “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.” (7) Buradaki dil, dilin sıradan kelimeleri değil; üzerinden fırtınalar kopan aidiyet kavramlarıdır.

 

     Terazi Metaforu:

 

     Her türden aidiyet kavramları tasniflenip, her sınıfın elemanları zikredilip, terazinin bir kefesine tevhidi kavramları, diğer kefesine ideolojik kavramları koymayan arzuhalci yazarlar, sadece ideoloji kavramını değil, hemen bütün kavramları karıştırırlar. “Marksizm nasıl bir ideoloji ise, İslamiyet de öyle bir ideolojidir, üstat için.” (8) Ayrı mütalaa eden çok azdır. ”İdeolojiler, idrakimize giydirilen deli gömlekleridir… Çağdaş insanın hırsız feneridir.” (9) “Bu kaypak ve karanlık lafızları (kültür, ideoloji, medeniyet vs.) aydınlatmak için yıllarca emek harcadık. Yazık ki tam bir başarıya ulaşamadık.” (10) Bilgece bir itiraf bu; kişi noksanını bilmek gibi arif olmaz… Asıl kötü olan, hem bilmeyip, bildiğini zannetmektir. Elde bir filtre, bir terazi yoksa bütün lafızlar karıştırılır.

 

     Terazi metaforumuz, ideolojilerle tevhidin arasına kalın bir çizgi çekiyor: Terazinin bir kefesinde tevhidi kavramlar, diğer kefesinde bilumum ideolojik kavramlar vardır. Kimliğine güvenen, tartıya çıkmaktan çekinmez. “Konjonktür, reel politik, barış” teslisi, bu tartının önünde bir dalgakıran olarak duruyor. Tartı olmayınca, karışıklığın, belirsizliğin sonu gelmez.  “Modern toplumda durumun tanımı, belirsiz olanın tayin edilmesine, belirlenmesine denktir. Yüz sene öncesi Rusya’nın Mir ve Amerika’nın köy toplumlarında hiçbir şey belirsiz değildi, her şey tanımlanmıştı.” (11) Özellikle bu çağda belirsizliklerin, karmaşanın en önemli sebebi, kimliğini net bir kalıba dökemeyip, yamalı ve muhalifinden kavram aşırmaktır. Tanımlar netleşince, kimin hangi “değer hükümlerinin” temsilcisi olduğu anlaşılır. (Devamı var.)

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum