EVLERİNİZİN ADI NEDEN İNGİLİZCE?
Reklam
Ramazan DEMİR

Ramazan DEMİR

yazıyor...

EVLERİNİZİN ADI NEDEN İNGİLİZCE?

31 Ekim 2019 - 12:58

 
   Türkiye’de evlerin, işyerlerinin, köydeki Fadime teyzenin katmer dükkânının tabelası bile İngilizce… Neden? Çünkü “mağluplar galipleri taklit eder.” Esas mağlup yenilgiye uğrayan değildir; dilini, dinini, İslami değerlerini ihmal edip, başka milletleri ve dilleri taklit edendir. Bu üçünde İslam’ı temsil edebilmek büyük savaş, bundan ötesi küçük savaştır.
 
    Türkçe üzerinden kaybedilen bir savaşı, hiçbir zafer geri getiremez. Çünkü savaşmaya değer bulunan bütün değerler, bize has kelime ve kavramların içindedir… Kavramlarımız bilinmediği ve ithal kavramlarla düşünüldüğü için Frenkçe tabelaların mayasını ithal kavramlar oluşturuyor. Bizim Frenkçe dediğimize Anadolu gâvurca diyor…
 
      Frenkçeyi bırakıp neden Türkçemize dönmeliyiz? Çünkü “hakiki vatan, hususen lisandır”; hakiki lisan hususen aidiyet kavramlarıdır. Türkçeyi ihmal, Türkiye’yi ihmal ve giderek inkâr etmeyi getirir. Kanka-kuzen, koka-kola kuşağı bu inkârın ayak sesleridir. “Kim bir kavme benzerse, o onlardandır” (Hadis) Dilde taklit, karşı kavme iltica etmek, sığınmaktır. Ana dilimiz Arapça, baba dilimiz Türkçedir. Karşı dili tabela yapan, anadan babadan yetimdir. Sığınmacı değilim diyen, Frenkçesini indirir; Türkçesini asar.
 
    Türkçe bir imparatorluk bakiyesi, kimlik ve aidiyet dilidir. Dünyada matematik ilmini en iyi anlatan dildir. Aşiret ve derebeyi dili değildir. Yabancı tabela; Türkiye’ye karşı pozisyon alanların işidir.
 
   Din, dil, vatan; devamla en önemli on değerimizi sıralayabiliriz…  Canlılara merhamet 10. belki 15. sırada yer alır. Bir köpeğin bacağı kırılsa “yetişin” diye âlem ayağa kalkıyor. Her yeri yabancı tabela kapladı; kimse “yetişin Türkçe (Türkiye) elden gidiyor” demiyor. İlk beşe giren Türkçenin, 10. veya 15. sıradaki hayvan kadar değeri yok mu? Kimse tevil yoluna gidemez; Halep orada ise müktesebatınız ortada… Bakın bakalım yazdıklarınıza, yüzde kaçı Türkçeye ayrılmış. Besmelesi düdük olan oyunlara ayırdığınız sayfalarla, Türkçeye ayırdığınız yeri kıyaslarsanız, sıfır çektiğinizi görürsünüz.
 
     Müslüman evinin önüne Frenkçe tabela, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktır. Sınıfta, minberde, kitaplarda, medyada bu konu neden dile getirilmiyor? Çünkü din, diyanet, kalem, kariyer ehli ithal kavramlarla konuşuyor. İthal kavramlar ithal bir dili sevimli kılıyor. “Çünkü bir şeyi siz nasıl tanımlarsanız, o sizi tanımlar hale gelir.” (Prof. İbrahim Kalın)  Anadolu’yu kültürlü, muhafazakâr, aydın, Rönesans, ideoloji, İslam devrimi, İslamcı gibi ithal kavramlarla tanımlayanlar, bu kavramlar (yedi düvel dili) tarafından tanımlanır hale geliyorlar. Yedi düvel tanımına teslim olmak, onun diline de teslim olmaktır. Frenkçe tabela asmanın başlama vuruşunu ithal kavramlar yapıyor.
 
   Avrupa’yı gezdim; hiçbir ecnebi (gayri Müslim), asla Türkçe tabela asmaz. Ama biz asıyoruz. Kim daha basiretli? Dil, öyle böyle bir tercih değildir; yanlış ise bütün yanlışların anası, doğru ise bütün doğruların anasıdır. Dile sahip çıkmak zarf, içeriğine sahip çıkmak mazruftur. Zarf (dil) yırtıksa, içeriğinden yani manevi boyuttan zaten bahsedilemez.
 
    Bedevilerin yüz katlı binalarla Kâbe’yi örtbas etmeleri ve tepeden bakmaları en büyük ihanettir; yüzüncü kata “zemzem Tower” tabelasını asmaları ve bunu görenlerin ömür boyu dile getirmemeleri ise hem gönülden hem gözden yoksun olduklarını gösterir. Onlar bedevi, asar; ya bizim benzer tabelaları evlerimize asmaya ne demeli?
 
     Yanlış yapmak bir gruba has değildir; bir zihniyettir. Dilini unutan 12 Eylülü unuttuğu gibi, 15 Temmuzu da unutur ve tarihin tekerrürüne çanak tutar. 1999, İlahların Silahları’nda, “Zaman’ın Akademisinde Futbol” başlıklı yazımda; “siz bu dini futbol topu gibi oynuyorsunuz” dedim. Oynayanları, sonucu gördünüz… Şimdi de hemen herkese; “siz bu Türkçeyi futbol topu gibi oynuyorsunuz’ diyorum…                                                               
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum