12 EYLÜL 'DİZİSİ' BİTTİ Mİ?
Ramazan DEMİR

Ramazan DEMİR

yazıyor...

12 EYLÜL 'DİZİSİ' BİTTİ Mİ?

25 Temmuz 2019 - 14:39


 
     12 Eylül, yüz yaşındaki cumhuriyet döneminde Türkiye’nin başına gelen, faturası en ağır felakettir. 1960’larda başlayıp, 1980’e kadar süren, az, orta ve yüksek yoğunluklu bir iç savaş idi. 1977’de kanlı 1 Mayısta tek celsede 40 kişi meçhul kurşuna hedef oldu.

   12 Eylül bir tavşana kaç, tazıyı tut ‘dizisi’ idi. Bu diziyi yedi düvel hazırladı ve tatbikata koydu. Türkiye’yi önce sağ ve sol diye ikiye böldüler, sonra bunu yüzle çarptılar. 12 Eylüle giderken, sağdan ve soldan, ortalama beşer grubun, aktif bir biçimde sahne aldığını bugün 50’li yaşın sonlarını yaşayanlar çok iyi bilirler. Onlarca türetilen tanımlar tedavüle sürüldü. Herkes aklına göre bu tanımlardan tanım beğendi. Herkes birbirine karşı mevzilendi. Vatan düşmana karşı kurtarılır; bu kez bu gruplar vatanı birbirinden kurtaracaktı… Gruplar, formlar, boykotlar, lokavtlar, grevler, mitingler, sloganlar, gösteriler, duvarlara fırtınalı yazılar… Bu on grubun her biri (tavrı ile) şöyle diyordu: Bizden olmayan herkes, ötekinin işbirlikçisi… 12 Eylül göz göre göre getirilen büyük bir depremdi. Bu depremin fay hatlarını (kırılmalarını) farklı gruplardaki bütün vatan evlatları (hem de vatan aşkına) tetikledi. Bu depremi (diziyi, projeyi) yedi düvelin hazırlaması başka şey, vatan evlatlarının, bu projenin bir parçası olması daha başka şey… Türkiye düşmanları hep bir dizi, komplo peşinde olacak; bunda şaşılacak bir şey yok. Asıl olan bu dizilere çanak tutmamak. Kim ki 12 Eylülü, iç güçlere, dış güçlere, emperyalizme, bilmem kimlere fatura ediyorsa, iyi bilin ki o (bilerek, bilmeyerek), “cambaza bak” diyenlerdendir. Yedi düvel el altından türedi tanımlarla herkesi kurgulayıp, “vurun” dedi; vatan evlatları aşka geldi, birbirine kıydı. Mesele bu!

   12 Eylülde düdük öttükten sonra zıt görüşlü kişiler; “savaşmayın, sevişin” denilerek aynı hücrelere konuldular. Birçokları yazdıkları kitaplarda “oyuna geldiklerini” söylediler.

    12 Eylülden sonra “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözünü çok duyduk. Bu söz doğru olsaydı aynı felaketleri 12 Eylülden sonra yaşamazdık. Keşke 12 Eylül bir milat (doğum) olsaydı; olmadı… İthal kavramlarla doğum olmaz; eski hamam eski tas olur.
   
12 Eylülden bugüne kadar, bütün başımıza gelenler, 12 Eylül depreminin artçılarıdır. Çünkü aynı kavramlar kuşanılmaya devam ediliyor. Silahlardan önce kavramlar (tanımlar) kuşanılır. 12 Eylül yoluna herkes kendi kavramını kuşanarak çıktı. Ancak bir grup vardı ki, onlar; “etliye-sütlüye karışmıyorlar” diye suçlanırlardı. Hakikaten karışmazlardı. Onlar 12 Eylül formatının dışında, derinden derine ve din formatı altında yürüdüler ve ancak 12 Eylülün bir artçısı olarak,15 Temmuz kalkışması ile fark edildiler. Dizi uzun, çeşitli ve zamana yayılmış görünüyor. 12 Eylül veya 15 Temmuz, bir marka (kişilerle kaim) değil, bir zihniyettir. Bu zihniyetin taşıyıcısı; kuşandıkları ithal, joker ve türedi din kavramlarıdır. 15 Temmuz, 12 Eylülün artçısı ve hızlı çekimidir. Öncekiler başarılı olsaydı, 15 Temmuza (artçıya) gerek kalmayacaktı.   

    “Zehirli ideolojiler, fraksiyonlar, gruplar” diye çıkışan çok. Ama ideoloji veya bilumum kavramları tartan yok. Dinden geçinmek gibisi var mı? En seçme yazarlar bile; felsefe, ideoloji, kültür ve türedi din kavramlarını, tevhidi filtreden geçirmeyip bir de sahipleniyorlar. İsmet Özel’in sitesinde, “Bir ideoloji olarak istiklal marşı”; Necip Fazıl’ın, “ideolojisiz insan hayvandır” (Önce Vatan, 14.11.2018) dediklerine göre, başkaları neler demez, neler kuşanmaz! Tarih (‘dizi’) neden tekerrür etmesin! 2017’de, Allah’a tanrı denilemeyeceğini dâhiliye nezareti hatırlattı. İslam’a ideoloji veya kültür denmeyeceğini kim hatırlatacak? Bunun şimdilik tek bir adresi var: Joker Kavramları okuyup, anlamadan, asla!

 
 Not: Kavramlara ilişkin sorularınız için adres: [email protected]
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
                                                                                              

YORUMLAR

  • 0 Yorum