SİYASET Mİ, POLİTİKA MI?..
Reklam
Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR

Prof. Dr. Kamil GÜNGÖR

AKADEMİK YORUM

SİYASET Mİ, POLİTİKA MI?..

21 Mayıs 2018 - 09:04

İnsanlar için asıl olan farklılıktır. Doğal olanı değiştirmeye çalışmak yerine, onu yönetmeyi denemek daha akılcıdır. Tek tip insan modeli yetiştirmeyi amaçlayan faşizm, sosyalizm, milli şeflik gibi yönetimler bu yüzden başarısız, farklılıkları esas alan demokrasi belki de bu yüzden daha başarılıdır. O halde farklı düşünenler arasında güven ve huzur ortamını oluşturmaya talip olmak gerekir. Doğal olan da bu değil midir… İnsanın ön yargıları olmasa da ön kabulleri olmalıdır. Zira bitaraf olan bertaraf olur. Saygı duymak mı dediniz… Gerçekte hiç olmadı. Bir de elbette sizin özgürlüğünüzle başkasının özgürlüğünün çakıştığı alan var. Bütün bunları yönetmeye talip olmak elbette yalnızca politikanın alanına girmez.

Söz sahibi bir pozisondaysanız eğer, bizden olanlar-olmayanlar ayırımına girmeniz, başarısızlığa atılmış ilk adımdır. Yönetişim (governence) güzel bir kavram geliştirildi siyaset bilimi içerisinde... Tek kişinin değil, ortak aklın gereği... Zira herkesten yeni bir şey öğrenilebileceğini kabul etmek gerek… FETÖ mesela, sürekli bizden olan- olmayan ayırımı yaptı. Kendinden olmayanı asla kabul etmedi. Hepsine sahip olmak, hepsini ele geçirmek istedi. Aslında aynı husus çok kuvvetli bir şekilde iktidar sahipleri için de geçerli… Zira yönetilen ley bizatihi gücün kendisi… ‘Siyasetten’ ‘politikaya’ kaymak için zemin gayet müsait… Zira para da sizin makam da… Peki nedir aradaki ilişki… Aşağıda…

“Siyaset” kelimesinin etimolojik olarak Arapça “seyis” kelimesinden dilimize geçtiği bilinir. Hoş İtalyancadan devşirilen (TDK sözlüğünde Fransızca kökenli yazıyor, ancak orijinali Latince ve Yunancadır) “politika” kelimesinden daha evladır! Politika; “bir amaca ulaşmaya yönelik karşıdakinin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma ve bu gibi yollarla işini yürütme” olarak tanımlanırken, siyaset (seyislik) ise kısaca; “tımar etmek” şeklinde ifade edilir… Ancak sosyal hayatta “siyaset” veya “politika” kelimelerinin yerine ikame edilen yeni bir semantik yaklaşım daha var; “işini bilmek”, “yalan söylemek” veya “üçkâğıtçılık yapmak” gibi… Siyaset ile adam gibi iştigal etmek isteyenlere; “sen fazla dürüstsün” veya “sen safsın, bu işlerden anlamasın” denilerek önü kesilmek istenir ve korku enjekte edilir! Kastım salt siyasal arena için değil, tüm gündelik sosyal pratiklerimiz için de geçerli. Oysa yalan söylemden de, üçkâğıtçılık yapmadan da siyaset yapılabilir… Böyle devam edersek, olmayan zayıf noktalarımız kaşınır ve tımar edilmeye devam ederiz! (bu paragraf alıntı)

Her ne kadar kelime gerçekte ‘devlet yönetme sanatı’ anlamına gelse de; siyasetin daha çok yukarıdaki gibi karşılık bulduğu da bir gerçek… Uzun vadeli düşünmek gerek. Adalet güçlü olduğunuzda anlamlıdır. Siyaset Politika) insana güç veriyor. Böyle davrandığınızda belki kısa vadede bazı menfaatleriniz olur ama, uzun dönemde siz de sahip olduğunuz misyon da kaybeder. Nitekim bu ülkenin kuruluş felsefesi de sadece tanımladığı tek tip insanı makbul saydı ve gerisine şüpheyle yaklaştı. Sonuç; kaos... PKK da bölücü ve başarısız, o da Kürt milliyetçisi... Maliyeti de çok yüksek... hem kendilerine hem de ötekileştirenlere… O halde dışlayıcı milliyetçiliği tekrar gözden geçirmek gerek...

Şiddet ameliyatta olduğu gibi her zaman son çare olmalıdır. Olmamalıdır demiyorum dikkatinizi çekerse... O kadar soft ve o kadar light değilim yani... Vücut bütünlüğünü bozan ameliyat, ilaç tedavisi cevap vermediğinde başvurulan bir yöntem değil midir... Ya da diplomatik çözüm imkanı kalmadığında, en büyük şiddet olan savaş kaçınılmaz değil midir... Bu amaçla devletler devasa ordular beslemezler mi... Vahşi doğa da şiddet üzerine bina edilmiştir. Ama siz yine de her yolu deneyin şiddete müracaat etmeden... Ümitsizliği yenmenin bir yolu da bu...

YORUMLAR

  • 0 Yorum