DEMOKRASİYİ GETİRECEK İNSAN YETİŞTİRMEK
Prof. Dr. Ahmet İNAM

Prof. Dr. Ahmet İNAM

FELSEFE VE EĞİTİM ÜZERİNE...

DEMOKRASİYİ GETİRECEK İNSAN YETİŞTİRMEK

11 Aralık 2018 - 10:05

Bu ülkede siyaseti yazmak zor. En azından benim gibi bu toprakların manevi birikimindeki düşünceyi yıllardır arayan biri için. Zor, çünkü bu siyaset yapma tarzı sığ, kaba; dar ve kısa görüşlü. Bu ülke bu siyaseti hak ediyor mu?

Büyük Millet Meclisi'ndeki tartışmalarda takınılan tavırlara, kullanılan dile baktığınızda görüyorsunuz. Meclis kutsal bir mekândır. Kaç kişi bunun idrakinde?
Medya ile halkı yönlendirme çabalarındaki hakaret dolu sözlere, geçmişte olanları başı sıkışan hükümetin ikide bir gündeme getirip çözülemeyen sorunları unutturma çabalarına baktığınızda görüyorsunuz. Halkın sağduyusuyla alay ediliyor. Kaç kişi bunun idrakinde?

Başta iktidar olmak üzere, siyasetin hemen tüm unsurları yıllardan beri halkı germe, onda ağır kaygılar yaratma çabası içinde. Barış süreci, bu süreci yönlendirenlerin beceriksizlikleri yüzünden neredeyse bir savaş sürecine dönmek üzere.

Bu ülke bu siyaseti hak ediyor mu? Etmiyor. Halkı sürekli küçük görmek, ülkenin düzlüğe çıkması açısından çok yanlış bir tutum. Kimi entelektüellerde görüyorum: "Bu zır cahil halktan hiçbir şey çıkmaz. Şu an başımızda olanlar tam da bu halka uygun" diyorlar. Herhalde bunu söyleyenler kendilerini "zır cahil" dedikleri halktan saymıyorlar. Halkı suçlayan seçkinci tavrın demokrasiye saygısı olmadığı açık görünüyor.

Elbette halkı gereksiz yere yüceltmek de yanlış. Demokratik bir ülkenin meclisi, temsilcisi olduğu o ülke halkının aynası değil midir? Şu durumda, seçim barajının, siyasete güvensizliğin etkisiyle mecliste temsil edilmeyen dünya görüşleri, hayat tarzları yok mudur? Siyasi partilerin aday belirlemelerindeki demokratik olmayan tutumları da temsil edilmede sorunlar yaratıyor. Bir partiye oy veriyorsunuz çoğu zaman, partideki milletvekili adaylarını tanımadan.

BARIŞ İÇİN DEMOKRASİ
Demokrasiyi arıyoruz yıllardır. İnsan haklarını, özgürlükleri, barışı. Bütün bu değerlere ulaşabilmek, deneyim, bilgi, zihniyet terbiyesi gerektiriyor. İnsan haklarını, özgürlükleri, barışı istiyoruz ama bu değerlere ulaşarak, bu değerleri
yaşayabileceğimiz bir demokrasiyle yönetilen hayatı yaşayabilecek donanıma sahip miyiz? Değiliz. Bu değerlerle yaşanacak demokrasi, özerk düşünebilen, kendine ve başkalarına açık olabilen, yaşadığı toprakları seven, bu sevgisinin heyecanıyla coşkulu, etkin, araştırıcı, içten, edepli bireylerle gerçekleşebilir. Köşemde yıllardan beri demokrasinin bir ahlak gerektirdiğini savunmaktayım. Sadece temsil edilme, kuvvetler ayrılığı gibi herkesin bildiğini düşündüğü özellikleriyle var olamaz demokrasi.

Demokrasinin yaşanamadığı bir ülkeye barış gelmez. Barışı da demokrasiyi de istemeyenimiz yok ama demokrasi hazırlığımız yetersiz. Demokrasi belli bir insan malzemesiyle gerçekleşebilir. Şu durumda yaşadığımız siyaset, demokrasiye henüz hazır olmadığımızı gösteriyor.

Bu ülkeye demokrasi ahlakını, demokrasi terbiyesini getirebilmenin ilk koşulu, açıklık ve dürüstlüktür. Oysa kamuoyu yoklamalarında ne olursa olsun en yüksek yüzdeyi almanın "demokratik başarı" sayıldığı bir ülkede demokrasiyi daha çok bekleriz. 
Yasalar çıkarıp, projeler yapıyoruz. Yetmez. İnsan malzememizi işlememiz gerekiyor.  Bu ülkenin ve dünyanın özerk, özgür bir insanı olmanın ne demek olduğunu bilerek yaşayabilen demokratik insanlar yetiştirmenin nasıl olabileceğini düşünenimiz pek yok. Olmadıkça, demokrasiyi de barışı da daha çok bekleriz.


2 Mayıs 2013 / AKŞAM

YORUMLAR

  • 0 Yorum