ÇÖKMÜŞ GENÇLER...
Reklam
Prof. Dr. Ahmet İNAM

Prof. Dr. Ahmet İNAM

FELSEFE VE EĞİTİM ÜZERİNE...

ÇÖKMÜŞ GENÇLER...

02 Ocak 2019 - 14:01

Geçenlerde birisi terapistinin sözleriyle dalga geçiyordu: ''Nasıl olduk? Uykularımız yerindedir, umarım. Bak gözlerin ışıl ışıl, derslerinde başarılı olduğuna eminim.'' "Terapist de bu lanet olası yaşamın lanet olası bir insanı. Bilsem, hangi ilaçlar, hangi dozda, ne gibi yan etkilerle işleyecek üzerimde, yanına varmam adamın. O da bu dünyanın, lanet olası sahtekâr, tatsız tuzsuz varlıklarından biri. Zaten yüzlerindeki yapmacık sevecenliği gördükçe, anlıyorum, ikiyüzlülüğünü. O da benim gibi çökkün. Sevgisiz. Umutsuz. Ülküsüz. Sürüyor ruhunu bu dünyada, sürükleniyor.'' Çökmüşler. Ruhbilimci, ruhhekimi arkadaşlarım çökkünlük (depresyon) üzerinde çalışıyorlar. Toplumbilim, insanbilim konularında araştırmalar yapanlar çökkünlüğün değişik nedenleri üzerinde duruyorlar. Dünyada insanın, insan gibi yaşamasını engelleyen önemli bir ruhsal durum, çökkünlük. 

***

Çökmüşler. Gencecik heyecan pınarları. Yaratıcı yürek titreşimlerini bitmez tükenmez enerjileriyle çiçek tozları gibi çevreye yayabilecek bu insanlara neler oluyor? Yakın gözlemlerinden çıkarak, sayılarının giderek arttığını söyleyebilirim; derslerimde, düşünen, tartışan, çarpıcı, derinlemesine görüşler ileri sürebilen öğrencilerim, çökkünlük girdabında savruluyor. Eski bir altmışsekizli olarak kendimi düşünüyorum: Çökkün müydük bu kadar? Değildik. Kendi adıma konuşayım: Acılıydım. Kendimle, Türkiye'yle çevremle ilgili sorunlarım vardı. Çökkün değildim, yılgın hiç değil. Yılgınlık haramdı, yanlıştı, ihanetti hayata. Çünkü ardından gidilen, ulaşılmaya çalışılan, uğruna hayatımı verebileceğim değerlerim vardı. Yıkıldığım, başarısızlığa uğradığım, ihanetler, yalanlar yaşadığımda şunu diyebiliyordum kendi kendime. ''Hayat, bekle geliyorum!'' Şimdiki çökkün arkadaşlarımın dudak bükeceği ''hüsnükuruntuyla'', ''Söyleyecek sözlerim var, ey hayat! Ey muammalarla dolu gelecek! Geliyorum, bekle!'' diyordum.

***

Çökkünlük, neredeyse, Türkiye'de aydın olmanın onsuz edilemez bir özelliği olmuş. ''Aydınım demek ki, çökkünüm.'' Yılgın, umarsız, aldırmaz, değerlerden yoksun. Umutlanmayı gerizekâlılık sanan, iyimserliği cahillik. 

Çökkünlük, büyük ölçüde güven bunalımından kaynaklanıyor. Değerler yaşayabilen insanlar, büyük yitikler, başarısızlıklar karşısında, büyük acılar çekebilirler, ama kolay kolay göçmezler. Değerler yaşayabilenler, ne denli yitirirlerse yitirsinler, içlerindeki sonsuzluğu yeniden bulabilirler. 

Dikginler (''çökkün''ün karşıtı olarak kullanıyorum!) kimsenin üzerine abanmazlar. Yaşamlarını, bir diğer yaşam üzerinde kurmazlar. Hiçbir ''dağa'' güvenmedikleri için, ''güvendiğim dağlara kar yağdı'' diye üzülmezler. Her dağa kar yağabilir. Dikginler, gerçekle yüzleşmekten dolayı acı çekebilirler, ama kendilerinden kaçmazlar. Şiiri severler, yaşamın şiirine inanılır, gerçekçilik adına şiire ''palavra'' demezler. Kendilerine yalan söyleyen, ihanet eden, aldatan insanlara kızıp, kendilerini hırpalamazlar. Yanlış yapmak, öğrenmenin önemli bir öğesidir. 

Çökmüş olabiliriz. Bir gün kalkacağımızı hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Yıldızlar çöktüğümüz yerden görülmüyor, çiçek tozları çöktüğümüz yere ulaşıp, saçımıza konamıyor.


AKŞAM / 10 Mart 2013

YORUMLAR

  • 0 Yorum