KİMSE SEVGİSİZ KALMASIN
Reklam
Mürşide AYHAN

Mürşide AYHAN

HAYATA DOKUNANLAR

KİMSE SEVGİSİZ KALMASIN

11 Şubat 2019 - 10:17

 
Günlerdir mağazalar, alışveriş merkezleri 14 Şubat’a odaklanmış, sevgilileri bekliyor. Bu güne özel kampanyalar, indirimler, cezbedici vitrinlerle piyasalarını canlandırma çabasındalar. Yoksa seven için bir gün yeter mi? Bu gün ‘’Ben içimden seviyorum’’ diyenlere, sevgisini gösteremeyen annelere, babalara, çocuklara, torunlara, dedelere, ninelere, eşe, dosta, akrabalara, arkadaşlara sevgilerini gösterme günü olabilir. Onlar bizim, biz onların sevgilisi değil miyiz? Yine de sevgiyi her zaman belli etmek en güzelidir. 

İyi insan olmanın yolu sevgiden geçer. Sevgi; dostluk ve barıştır. Sevgiyi tamamlayan en önemli ihtiyacımız ise hoşgörüdür. Bazen bakıyorum, sevgisizlik, hoşgörüsüzlük gitgide toplumumuzda yaralar açıyor, açmaya devam ediyor.  İnsanların dostluk ve barış içinde olmaları gerek kendileri ile gerekse başkaları ile sağlıklı iletişim kurmaları yolunda mutlu yaşamanın sırrı sevgi ve hoşgörüden geçer.  Sevgiyi;

a- “İnsanı yüksek özverilere götüren ilgi duygusu.” (TDK Türkçe Sözlük)
b- “Gönülden bağlı olma” (Hayat Büyük Türkçe Sözlük)
c- “İlgi duygusu” (Felsefe Sözlüğü, Orhan Hançerlioğlu)
d- “Derin dostluk ve sevecenlik duygusu… Bir şeye karşı duyulan bağlılık” (Le Petit Littré)
e- “Bireyler arasındaki derin dostluk ve yürekten bağlılık”(Mac Millan Contempory Dictionary)
f- “Başka bir kişi ya da varlığa karşı duyulan ve cinsel yönü olan ya da olmayan güçlü bir yakınlık ve bağlılık duygusu” (TDK Ruhbilimleri Terimleri Sözlüğü)  Şeklinde tanımlayabiliriz.
 
Bu tanımlamalara göre sevgi, bir kişiye ya da bir şeye karşı duyulan ilgi, bağlılık, içtenlikli yakınlık duygusu, derin sevecenlik; o kişinin ya da şeyin iyiliğini isteme, ona içten bağlanmadır.
 
Sevgi ve hoş görü denince de aklımıza gelen ilk isin Yunus Emre’dir. Her ne kadar Yunus Emre’yi Anadolu’nun pek çok ili sahiplense de bizim memleketimizin, bizim topraklarımızın yetiştirdiği gönül insanıdır. Afyonkarahisar Sandıklı’dan dünyaya hoşgörü, sevgi dağıtan tasavvuf ve halk şairimizi anlatan bir başka şairimiz Osman ATİLLA’nın dörtlüğünde

Yunus Benim hemşerim,
Sandıklı Çay Köyü’nde.
Sakarya boyu derim,
Anarım beş öğünde.”   Diye belirtmiştir.

 Hocası Taptuk Emre’nin dediği gibi ‘’Bizim Yunus’tur’’ Yunus EMRE… Mademki; bizim topraklarımızda, bizim gök kubbemizde, bizim dağlarımızda nefes aldı, aynı yörenin ekmeğini yedik, suyunu içtik, neden biz de Yunus Emre gibi olmayalım?
Öyle ki, Yunus Emre gönül için, ‘’Hakk'ın tahtı’’ der.
 
 Gönül Çalap’ın tahtı,
 Gönüle Çalap baktı
 İki cihan bedbahtı,
 Kim gönül yıkarsa,
 
Yunus Emre; seslendiği insanların toplumdaki seviyelerine bakmadığı gibi, onları dinine, mezhebine, ırkına ve rengine göre de ayırmamıştır. Bu gönülle Yunus Emre tüm insanlığı kucaklayan bir tutum izlemiştir. Yunus Emre; ayrılıkçı değil, birlikçi, birleştirici bir insandır. Yunus dili ile özetlersek:
 
Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım
Sevelim, sevilelim
Bu dünya kimseye kalmaz.
 
Ben gelmedim davi için
Benim işim sevi için
Gönüller dost evi için
Gönüller yapmaya geldim
 
İnsanı, hayvanı, doğayı, evreni çok ama çok sevelim. Bu sevgimizi hoşgörü ile sağlamlaştıralım. Önce insan olup olgunlaşarak etrafımıza sevgi ve hoşgörü ile yaklaşalım.. Sevginin, hoşgörünün olduğu yerde kötülükler, cinayetler, kin, nefret, düşmanlık olmaz. Sevgiyi, büyüterek çoğaltalım. Kardeşçe, dostça, güzelliklerle sevdiğiniz, sevildiğiniz bir dünya olsun. Kimse sevgisiz kalmasın…
 
    KALBİ VARDI, SEVGİYE HASRET

Gece uyuyamadı… Aklına takılı kaldı,
Kalan bir cümle… Bütün ömrünü satın aldı.
.
’Ordan bir çiçek versene güzelim!’’ 
Delikanlı sevdiğine bir demet gül aldı.

Bakmazdı kimsenin yüzüne; bakamazdı,
''Güzelim'' i duyunca boynu bir karış uzadı.

Delikanlının gözlerinde boğuldu…
Sattığı çiçekler kadardı boyu,

Sırtındaki kamburunu çekmek istedi içine,
Dik durmaya çalıştı, göğsündeki kamburu
değdi gözüne,

Bir sevdaya düştü kendi kendine,
‘’Ordan bir çiçek versene güzelim’’ cümlesine…

Kimse ‘’Güzelim’’ dememişti kendisine.
En güzel güllerinden uzattı çekine çekine.

Uzandı yatağına, uzanamadı, yan döndü,
İçinde kaybolduğu gözleri gördü…

Eridi, eridi kamburları balon gibi söndü.
Anlayamadı neden böyle tutuştu gönlü?

Uzattı boyunu, bakmadan aynaya,
Atlayıverdi duvardan, bir başka hülyaya,

Eliyle koymuş gibi buldu delikanlıyı,
Dindireceğini sandı içindeki acıyı.

’Ordan bir çiçek versene güzelim’’ 
Bütün gece buydu, içindeki titreşim…

’Bana güzelim dedi ‘’ öbür tarafına döndü,
Tavana bakarken, gece, güne döndü.

Acaba yine gelecek miydi? Çiçek almaya.
Gelse ne olacaktı, başladı yutkunmaya.

Kimse bilmeyecekti, kambur kızın sevdasını,
Ne kadar çok istedi, kambursuz güzel olmasını…

Başka bir şey dileyemedi,
Neden böyle yaratıldım diyemedi…

Gözyaşları aktı kamburunun üstüne,
Seveni olmadı, bir günden bir güne...

Onun da pır pır eden bir kalbi vardı,
Hem şansı kötü, hem yaşam standardı...
 
Yüreği eridi, hayallerini bağladı kördüğüm,
Sevgililer günü bugün;  al gülüm, ver gülüm,
 
Yine yanından önünden geçecekler,
Kucaklarında dolu hediyelerle sevgililer,
 
Bir karanfil kadardı boyu,
Yine göremeyecekler seni.
 
Her sevgililer gününde yaralanır,
Bakamaz kimselere utanır…

Kambur kız çiçek satıyor, sevilenlerin sevgilisine,
Bir kırmızı karanfil takıp yaralı sinesine...
 
Mürşide AYHAN
 
 

YORUMLAR

  • 3 Yorum