CİHANDA BİR NEFES
Reklam
Mürşide AYHAN

Mürşide AYHAN

HAYATA DOKUNANLAR

CİHANDA BİR NEFES

04 Haziran 2020 - 13:51

 
Son zamanlarda çevreme etraflıca bakamasam da sanki dünya daha bir temiz, daha bir yaşanabilir olduğunu hissediyorum. Virüs salgını yüzünden zorunlu yasaklarla bir süre evlerinde kalan insanların çevresinden elini ayağını çektiği günlerde doğa canlandı kendini buldu. Denizlerin, suların rengi değişti. Hayvanlar burnumuzun dibine kadar korkusuzca yaklaştı. Hele bir de yağan yağmurlar pırıl pırıl yıkadı yeryüzünü. Mevsiminde etkisiyle ağaçların renkleri yeşilin bütün tonlarını yansıttı. İğdelerin mis kokusunu duyuyorum, güller sarı, kırmızı, pembeler içinde diğer çiçeklerle yarışıyor. Çatıların kiremitleri bile bir başka ışıldıyor. Havanın puslu,  kirli, kasvetli hali kendini berrak,  şeffaf rengine kavuştu. Yıldızlar bir başka ışıldıyor, güneş sevincinden ne yapacağını şaşırmış; bazen gülüyor, bazen ağlıyor, bazen donduruyor. Sağlıklıysak,  her şeye rağmen bunların arasında olmak yaşama sevinci veriyor insana.
 
Aslın da güneşin kimyasını da değiştirdik. Sadece onun mu? İnsan eliyle evrenin düzenini ahengini de bozduk. Atmosferdeki karbondioksit miktarının sanayileşme ile beraber artmaya devam ettiği bunun da küresel iklim değişikliğine sebep olduğu biliyoruz.
 
Mesela ozon tabakası; ozon havadaki yoğunluğu az olan gazlardan biri olmasına rağmen varlığı dünya için çok önemlidir. Çünkü stratosferdeki ozon tabakası uzaydan gelen pek çok zararlı ışınlara karşı bir kalkan görevi görerek, bu ışınların tabaka altına geçmesini engeller. Morötesi ışınları (ultraviyole; UV) güneş yanıklarına, deri kanserlerine, gözlerde görme (katarak) sorunlarına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. UV ışınları sadece sağlığımızı etkilemekle kalmaz tarımsal üretimi azaltabilir, deniz besin zincirini bozarak balıkların yok olmasına sebep olabilir. Özellikle doksanlı yıllarda üst ozon katmanının yüzde 10’u yok olmuş iken pek çok bilim adamı tarafından iyileştirmeye doğru atılmış adımlar olarak görülse de özellikle Çin gibi büyük ekonomilere sahip ülkelerin dikkatsiz adım atmaları yüzünden iyileşme sürecinin tamamlanmaması söz konusu. Bilim insanları korona virüs salgınını yavaşlatan asıl sebebin morötesi ışınları olduğunu açıkladı. Yani morötesi ışınları; insanların eve kapanmasıyla doğaya zarar verememesiyle kendine gelir gibi oldu.
 
Dünyanın pek çok farklı yerinde eş zamanlı olarak hızla yayılan ve çok sayıda insanı tehdit eden bulaşıcı hastalığın (pandemi) korunma sürecinde maskelerimiz, hatta yüz koruyucu siperlikli yüz maskelerimiz, eldivenlerimiz, kolonya, el dezenfektan jelleri ile karantina dönemi ve sonrası titizlik gösterenler kendileri ve sevdikleri için azami uyumu gösterdiler. Olayın ciddiyetine varamayanlar tehlike saçmaya devam ediyorlar. Kullandıkları maskeleri, eldivenleri gelişi güzel çöp olarak sokaklara atıp çevreyi kirletiyorlar. Sağlıklı yaşamın sürdürülmesi çevre ile mümkündür. Çevre; insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Başlıca problemlerimiz;
 
1.Hava, su ve topraklarımızın her geçen gün artan oranlarda kirlenmesi ve önemli bir kısmının kullanılamaz hale gelmesi,

2.Özellikle Büyükşehir ve sanayi bölgelerinin çevre kirliliği sebebiyle yaşanamaz hale gelmesi,

3.Ozon tabakasının delinmesi,

4.Yerkürenin giderek ısınması,

5.Kanser ve benzeri hastalıkların artması,

6.Doğal kaynakların hızla tüketilmesi...
 
Dünyanın her yerinde insanlar; korku, panik, depresyon, hastalık ve ötelenmiş olmaktan ötürü kâbus içinde yaşamaktadır. Bütün insanların nefes almaya ihtiyacı olmasına rağmen korona virüs salgınından dolayı Dünya kendini kapatmış durumdadır. Çin’in dikkatsizliği yüzünden bu salgın insana nefes aldırmamaktadır. İnsanların nasıl normale döneceği bilinmemektedir. İş yerlerinin, hizmet mekânlarının açılması yeni normalleşme olarak algılansa da insanların korkuları, kaygıları, panikleri devam etmektedir.
 
Yeni bir yaşam biçimini benimseyerek yaşam döngüsü içindeki bütün canlı ve cansızları oluşturan ekosisteminin dengelerini bozmadan yaşamayı öğrenmeliyiz. Kontrolsüz, doyumsuz, sorumsuz davranışlar yüzünden çok hızla kirlettiğimiz; kontrolsüz büyüyen şehirlerden tutunda atıklarını doğaya boşaltan devasa fabrikalara, ağır metallerle kirlenmiş göl ve denizlere, daha çok ürün almak adına kontrolsüz yapılan tarım ilaçlamalarına dur demek lazım.  Artan nüfus ve onunla doğru orantılı trafiğe çıkan araç sayısını, çarpık kentleşmeyi, çöp yığınlarını, kanalizasyon sularının arıtılmadan bırakılmasını önlemek gerekir.  Doğal tarımı yok eden GDO’lu ürünler, radyasyon,  gürültü ve hava kirliliği, doğaya atılan plastik çöpler, filtresiz termik santraller gibi pek çok sebep ekosistemimizi bozdu, bozuyor.
 
Korona virüs sonrası aldığımız derslerle sorumlu bireyler olmak zorundayız. Üç, dört aylık süreçte insanların büyük çoğunluğunun eve kapanması sonucunda hava kalitesinin gözle görülür bir iyileşme sürecine girdi.  Değişim yaşayan dünya kendini yenileyebiliyorsa doğa-insan ilişkisini yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Çevremizden sorumlu bireyler olarak 5 Haziran Dünya Çevre Gününün anlamını ve önemini iyi kavramak zorundayız. Daha iyi nefes almak için, çocuklarımıza torunlarımıza daha iyi dünya bırakmak için.
 
İnsanların nefes alması, yaşaması için bütün dünya salgınla savaşırken; Irkçılık ve ayrımcılıktan dolayı nefes alamayan Amerika, bugün artık öfkesini kontrol edememektedir. Dip öfke dalgası hem Amerika’yı; hem de nefes almaya uğraşan dünyayı da dip öfke dalgası içine alıyor. Hava kirliliğinden doğanın tahrip edilmesinden dolayı insanlar nefes alamıyor.  Gerilim çatışma, savaşlar yüzünden insanlar nefes alamıyor, hırs, bencillik, merhametsizlikten, açlıktan, yokluktan, sevgisizlikten insanlar nefes alamıyor.
 
Ne demiş Muhteşem Kanunî Sultan Süleyman gazelinde;
 
            Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
            Olmaya devlet cihânda bir nefes sihhat gibi

 
           İnsan hayatı boyunca mutluluk-üzüntü ve sevinç-sıkıntı gibi zıt duyguları yaşar. İnsanın karşısına hayatı boyunca birçok der ve sıkıntı çıkabilir. Ancak bütün bu sorunlar arasında en önemlisi sağlıktır. Alınan her bir nefesin değeri bilinmeli. En büyük zenginlik ve en büyük nimet sağlıktır. Bütün cihanı bile verseler sağlık olmadıktan sonra hiçbir anlamı kalmaz demek istemiş koskoca padişah.
 
          George Floyd’un ‘’Nefes alamıyorum’’ çığlığını, insanlığın nefes alamaması gibi algılamak, insanca yaşamayı çevresiyle, yaşam biçimiyle, alışkanlıklarımızla, düşüncelerimizle, yeniden gözden geçirme fırsatı bulmak üzere 5 Haziran Çevre Gününüz Kutlu olsun.
 
 
 
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum