DİN KÜLTÜRÜ DEĞİL: İSLAM DİNİ / RAMAZAN DEMİR
Reklam
Misafir Kalem

Misafir Kalem

yazıyor...

DİN KÜLTÜRÜ DEĞİL: İSLAM DİNİ / RAMAZAN DEMİR

27 Şubat 2019 - 13:27 - Güncelleme: 27 Şubat 2019 - 15:54

 
      Kuranda bir konu tanımlanmış, kayıt altına alınmış ise, bu tanım, tanım anlamında bir emir olup; namaz, oruç, hac gibi bağlayıcıdır. O tanımı değiştirmek; “Onlar kelimeleri yerlerinden değiştirirler… 5/13” ayetinin ikazına maruz kalmaktır… Allah’ın Resulü sağken Kuranın inişi tamamlandı. O sağken dinin Müslümanlar tarafından; “karmakarışık edilmesi, imanlarına haksızlık bulaştırmaları, şirk koşmaları…” vs. mümkün değildi. Çünkü Müslümanlar o gün için en ufak bir konuyu bile Allah’ın elçisine soruyorlardı; yani böyle büyük ve tehlikeli konulardan dünden uzaktılar. Peki, bu konular (o gün için hiç vaki değilken) Kuranda niçin zikredildi? Çünkü yıllar veya yüzyıllar sonra bu konuların (dini karıştırmanın, tanımları değiştirmenin vs.) vaki olacağını bilen Allah, o konuları dile getirdi. Kuranın mucize olması, tüm zamanlara cevap vermesi bu işte! Gün gelecek, Allah’ın açık bir şekilde “İslam dini” dediği dinin adı; Din kültürü şeklinde, (ya da, daha başkaları, başka şekilde) değiştireceklerini bildiği için dinimizin adını, “İslam Dini” olarak zikretti. “Yahu biz ona din kültürü demekle, İslam dini demek istiyoruz…”  İşte bu temelsiz bir niyet, zan, vehim, temenni, ümniyyedir. Niyet ile Allah’ın tanımı bir yana, sıradan bir kavram bile değiştirilemez. Değiştirilirse ortada dil, din diye bir şey kalmaz. Değiştirilirse bu emsal teşkil eder ve dinde değişmedik kelime, yani din kalmaz. Değiştirilirse; “onlar kelimeleri yerlerinden değiştirirler…” ayeti nerede, hangi işe yarayacak; ayetin ikaz hedefi neresi olacak?  Kuranın içinde hâşâ ‘laf olsun’ diye hiçbir ayet yok. İç işleri bakanlığı 2018’de ilgili genelgesi ile kışlalarda ‘Allah’ denileceğini hatırlattı. Biz de ‘İslam’ denileceğini hatırlatıyoruz. Bu konular mutlaka birilerinin asli görevi; inşallah onlar da bu konulara müdahil olurlar… Tanım (İslam, Müslüman vs.) zarftır. İslam’ın şartlarını yerine getirmek de mazruftur; içeriktir. Tanımı gidenin tamamı (yani içeriği) gider.  

       Okunacak ders ‘İslam dini’ ise bunun adını ancak ‘İslam Dini’ tanımından başkası karşılamaz. Din kavramı ortak bir kavramdır; İslam kavramına vekâlet edemez. İslam, vekâlet (vesayet) kabul etmez. Kültür zaten Latince olup, batının değer içeriğini taşır. Dersin adı İslam Dini olunca ahlak demeye gerek yok; çünkü İslam’ın nasıl bir ahlakı öngördüğü kurallarının içinde zikredilmiştir… Göğsümüzü gere gere ‘İslam Dini’ desek, ele güne karşı ayıp mı olur! Yoksa birileri kulağımızı mı çeker? Dinin adı meşru eğitim ortamında doğru konmaz ise bir takım yapılanmalar, din tüccarları tabii ki din üzerinden örgütlenirler.

    “… sizin için din olarak İslam’dan razı oldum…” (5/3) Bu ayet çok açık; söz konusu olan İslam dini ise okullarda okutulacak dersin adının İslam Dini olmasını bu ayet emrediyor. Yüzyıllar içinde hangi yanlışların yapılma ihtimali varsa, o yanlışlara mani olacak uyarılar yüzyıllar önce Kuranda zikredilmiş… Din kültürü ve Ahlak bilgisi, Metafizik boyut, Felsefi İslam, İslam felsefesi, Türk İslam’ı, İslam Rönesans’ı, Tasavvufi İslam, radikal İslam, ılımlı İslam gibi bütün bu kavramlar, batının uydurduğu kavramlar olup, batının yapmak istediği dinde reforma (dini insan aklına göre biçimlendirmeye) hizmet eder. Allah bir gün tanımımızı değiştirip gruplara ayrılacağımızı, kelimelerini değiştirip dini karmakarışık edeceğimizi, dinin adını değiştirip, dine kültür veya ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ diyeceğimizi bildiği için, dinin adını bu ayetle kayıt altına aldı. Halep orada ise ayetler burada… Kayıt altında olmayan her tanım, kayıt dışıdır. 

RAMAZAN DEMİR / ODAK GAZETESİ

 

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Hasan akçay
    8 ay önce
    Selam. Kaleminize kuvvet. Peygamber, namaz, oruç vs bunlarında Kur’an a da geçtiği gibi kullanılması konusunda yazınızı bekliyorum.Allaha emanet ol
  • Alper Tunga
    6 ay önce
    Teşekkürler hocam kaleminize sağlık
  • Ramazan Demir
    8 ay önce
    İnşaallah; teşekkürler Hasan bey!