Reklam
Mehmet Ünal TAŞPINAR

Mehmet Ünal TAŞPINAR

şiirleriyle... [email protected]

TERZİNİN OĞLU

27 Kasım 2020 - 09:34

TERZİNİN OĞLU
Babam terziydi Uzunçarşı'nın başında hale çıkarken

Saraçlar Çarşı'sının köşesinde ikinci katta

İyi terzi

Ustasından bahsederdi adı Kâzım

Tekerlemesi vardı sık sık kullandığı:

"Kâzım, bana para lâzım"

Yukardan seyrederdim

Dişçi Ahmet'e gelen gideni

Merak ederdim

En çok da jandarmalar eşliğinde gelen tutuklu hastalarını

Uzun Çarşı'yı sinema gibi seyrederdik yukarıdan

Kalfa, çırak, bir de ben.

Aşağıda dayım ayakkabıcı

Yüksek ökçeli, çelik topuklu terlikler,

Süslü kadın ayakkabıları, edikler

Erkekler için makosenler, iskarpinler.

Koşumcu Hüsnü, aşçı Bacaksız, bakırcı Ördek dükkân komşumuz

Karşıda Yabuz Kırtasiye'de Neşe Karaböcek plakları bangır bangır

***



Bi dedem yemenici Yemeniciler'deamcamla birlikte çalışır,

Yemeni diker, yemeni çevirir,

Lastik ayakkabı satardı

Adı Abdullah

Hacınecipoğlu Abdullah.

Çarşamba, Perşembe pazardı

İki gün müşteri artardı

Bazen orda çalışır, şerbetlik alırdım müşterilerden

Feyzi'a'dan dondurma alırdım bazen

Bazen bisiklete binerdim yarım saat kadar o parayla.



***

Diğeri hem yemenici, hem bakırcı

Hüsnü dedem

Sebze Hali karşısında dükkânı

Önünde sıra sıra paytonlar

Gazepler karşı köşemizde sarraf

Bi tarafında Göyneksiz Apil'indükkân

Bi tarafında Sarraf Tevfik.



***

Alışkanlıklarımız vardı

Utanmalar

Sıkılmalar vardı

Zenginler zenginliğinden utanır gibi dolaşırdı

Fakirler fakirliğinden.

Meyve, sebze ve sair

Ne varsa alışverişte eve aldığın içinde zembilin

Ya da heybenin

Zembil

İçindekini sen bil

File çıktı,

Mertlik bozuldu misali

Her şey ortada yediğin, içtiğin

Eve aldığın her şey.

Zembil

İçindekini sen bil.



***

Sabahları

Erkeğin önünden geçmezdi kadınlar

Kısmeti kaçmasın kazancının diye

"Hayırlı kazançlar" diye

"Hayırlı işler" diye diye

Uğurlardı kapıdan dualar eşliğinde.

Erkekler bi başka bakardı kadınlara

Hürmetkâr,

Saygılı,

Sevimli

Tartışmasız saygı isterdi kadınları için

Bakışları sert,

Sevgileri için için.



***



Konulmamış, yazılmamış kanunlar, nizamnameler vardı Afyon'da

Belki o dönem tüm Anadolu'da

"Yazları sıcak, kışları soğuk

Geceleri ayaz"

Dercesine kesin kanunlar, nizamnameler

Herkes camideyse bilhassa Cuma'da

Bir tabure bekler dükkânı kapı önünde.

Ne giren olur,

Ne çalan-çırpan

Namaz sonunu bekler müşteriler bir gölgelikte

Tamam

Millet Cuma'da.

***



Şekerci Salih

Kaymak şekerini icat etmiş

Bir elini torunlarına vermiş,

Bir elini damadına vermiş

İnsanlarda şeker mi yoktu,

Şeker hastalığı mı bilinmezdi ne

Yoksa keramet kaymakta mı

Şekerde mi,

Kaymakşekerinde mi?

Öğleye doğru satıp bitirirdi kaymakşeker tepsisini damat Sabri Gültaş

"Sona kalan dona kalır!"

Bunun için mi denmişti acaba?

Boynu bükük dönerdim dükkândan.



***



Sabah ezanından sonra dükkânaçılacak

Bıdık Fırını’ndan sıcak somun ekmek

Fırının önünden bi terk kaymak

Ya da Helvacı Mahmut'tan tahin helvası

Yüz gram alınacak

Halin girişinde Alpata'dan Kızılay Sodası küçük

Demeyin uçuk kaçık

Müşteri gelmeden süprülecek dükkân

Sulanacak, yıkanacak kaldırım

Sanmayın kolay

Günlük olay!

***



Mezata çıkmadan yemeniler

Tellal Abdullah amca

"Bi guruş Yusuf emmi!"

"A'med'a bi buçuk!" diye bağırmadan

Kahvaltı bitmeli

Yusuf'un kahveden çay içmeli

Şerbetlik biriktirmeli

Heybe taşımamak için

Akşama eve

Eşek sırtında gitmeli!

 

MEHMET ÜNAL TAŞPINAR 

11/12/2012

YORUMLAR

  • 0 Yorum